۞Kur’an-ı KerimOKU · ANLA · HATIRLA
11. SURE · 123 AYET

Hûd Suresi

Arapça metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet meali

Türkçe okunuş yardımcıdır; Arapça telaffuzun bütün özelliklerini karşılamaz.

الٓر ۚ كِتَـٰبٌ أُحْكِمَتْ ءَايَـٰتُهُۥ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

elif lam ra kitabun uhkimet ayatuhu summe fussılet min ledun hakimin habir

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.

Kaynakta 1–3. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ ۚ إِنَّنِى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ella ta'budu illallah inneni lekum minhu nezirun ve beşir

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.

Kaynakta 1–3. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَأَنِ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ يُمَتِّعْكُم مَّتَـٰعًا حَسَنًا إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذِى فَضْلٍ فَضْلَهُۥ ۖ وَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَبِيرٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve enistağfiru rabbekum summe tubu ileyhi yumetti'kum metaan hasenen ila ecelin musemmen ve yu'ti kulle zi fadlin fadleh ve in tevellev fe inni ehafu aleykum azabe yevmin kebir

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.

Kaynakta 1–3. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ ۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇lallahi merciukum ve huve ala kulli şey'in kadir

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Dönüşünüz ancak Allah'adır. O her şeye Kadir'dir.

أَلَآ إِنَّهُمْ يَثْنُونَ صُدُورَهُمْ لِيَسْتَخْفُوا۟ مِنْهُ ۚ أَلَا حِينَ يَسْتَغْشُونَ ثِيَابَهُمْ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ ۚ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e la innehum yesnune sudurehum li yestahfu minh e la hine yestağşune siyabehum ya'lemu ma yusirrune ve ma yu'linun innehu alimun bi zatis sudur

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bilin ki, onlar Kuran okunurken gizlenmek için iki büklüm olurlar. Bilin ki, elbiselerine büründüklerinde bile Allah onların gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir. Çünkü O, kalblerde olanı bilendir.

۞ وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا ۚ كُلٌّ فِى كِتَـٰبٍ مُّبِينٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma min dabbetin fil ardı illa alallahi rızkuha ve ya'lemu mustekarreha ve mustevdeaha kullun fi kitabin mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah'a aittir. O, canlıları babaların sulbünde kararlaşmış ve anaların rahminde kararlaşmakta iken de bilir. Her şey apaçık bir Kitaptadır.

وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُۥ عَلَى ٱلْمَآءِ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا ۗ وَلَئِن قُلْتَ إِنَّكُم مَّبْعُوثُونَ مِنۢ بَعْدِ ٱلْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve huvellezi halakas semavati vel arda fi sitteti eyyamin ve kane arşuhu alel mai li yebluvekum eyyukum ahsenu amela ve le in kulte innekum meb'usune min ba'dil mevti le yekulennellezine keferu in haza illa sihrun mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Arş'ı su üzerinde iken, hanginizin daha güzel işi işleyeceğini ortaya koymak için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. And olsun ki, "Siz gerçekten, ölümden sonra dirileceksiniz" desen, inkar edenler: "Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" derler.

وَلَئِنْ أَخَّرْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِلَىٰٓ أُمَّةٍ مَّعْدُودَةٍ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُۥٓ ۗ أَلَا يَوْمَ يَأْتِيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve le in ahharna anhumul azabe ila ummetin ma'dudetin le yekulunne ma yahbisuh e la yevme ye'tihim leyse masrufen anhum ve haka bi him ma kanu bihi yestehziun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, "Onu alıkoyan nedir?" derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.

وَلَئِنْ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ مِنَّا رَحْمَةً ثُمَّ نَزَعْنَـٰهَا مِنْهُ إِنَّهُۥ لَيَـُٔوسٌ كَفُورٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve le in ezaknal insane minna rahmeten summe neza'naha minh innehu le yeusun kefur

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, insana nimetimizi tattırır sonra onu ondan çekip alırsak, o şüphesiz umutsuz bir nanköre döner.

وَلَئِنْ أَذَقْنَـٰهُ نَعْمَآءَ بَعْدَ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ ٱلسَّيِّـَٔاتُ عَنِّىٓ ۚ إِنَّهُۥ لَفَرِحٌ فَخُورٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve le in ezaknahu na'mae ba'de darrae messethu le yekulenne zehebes seyyiatu anni innehu le ferihun fahur

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Başına gelen sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak, "Musibetler başımdan gitti" der; doğrusu o, şımarıp böbürlenen biridir.

إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇llellezine saberu ve amilus salihat ulaike lehum mağfiretun ve ecrun kebir

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunların dışında, sabredip iyi işler işleyen kimseler, işte onlara mağfiret ve büyük ecir vardır.

فَلَعَلَّكَ تَارِكٌۢ بَعْضَ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ وَضَآئِقٌۢ بِهِۦ صَدْرُكَ أَن يَقُولُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ كَنزٌ أَوْ جَآءَ مَعَهُۥ مَلَكٌ ۚ إِنَّمَآ أَنتَ نَذِيرٌ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ وَكِيلٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe lealleke tarikun ba'da ma yuha ileyke ve daikun bihi sadruke en yekulu lev la unzile aleyhi kenzun ev cae meahu melek innema ente nezir vallahu ala kulli şey'in vekil

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Putperestlerin: "Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir.

أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ ۖ قُلْ فَأْتُوا۟ بِعَشْرِ سُوَرٍ مِّثْلِهِۦ مُفْتَرَيَـٰتٍ وَٱدْعُوا۟ مَنِ ٱسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em yekulunefterah kul fe'tu bi aşri suverin mislihi muftereyatin ved'u menisteta'tum min dunillahi in kuntum sadikin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Senin için: "Onu uydurdu" diyorlar, öyle mi? De ki: "Öyleyse onun surelerine benzer uydurma on sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın."

فَإِلَّمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَكُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَآ أُنزِلَ بِعِلْمِ ٱللَّهِ وَأَن لَّآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe illem yestecibu lekum fa'lemu ennema unzile bi ilmillahi ve en la ilahe illa hu fe hel entum muslimun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Söylediğinizi yapamazlarsa, bilin ki o, ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka tanrı yoktur, artık müslümansınız değil mi?

مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَـٰلَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لَا يُبْخَسُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

men kane yuridul hayated dunya ve zineteha nuveffi ileyhim a'malehum fiha ve hum fiha la yubhasun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Dünya hayatını ve güzelliklerini isteyenlere, orada işlediklerinin karşılığını tastamam veririz; onlar orada bir eksikliğe de uğratılmazlar.

أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ إِلَّا ٱلنَّارُ ۖ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا۟ فِيهَا وَبَـٰطِلٌ مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ulaikellezine leyse lehum fil ahıreti illen nar ve habita ma sanau fiha ve batılun ma kanu ya'melun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte ahirette onlara ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşa gitmiştir. Zaten yapmakta oldukları da batıldır.

أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّهِۦ وَيَتْلُوهُ شَاهِدٌ مِّنْهُ وَمِن قَبْلِهِۦ كِتَـٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامًا وَرَحْمَةً ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ ۚ وَمَن يَكْفُرْ بِهِۦ مِنَ ٱلْأَحْزَابِ فَٱلنَّارُ مَوْعِدُهُۥ ۚ فَلَا تَكُ فِى مِرْيَةٍ مِّنْهُ ۚ إِنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e fe men kane ala beyyinetin min rabbihi ve yetluhu şahidun minhu ve min kablihi kitabu musa imamen ve rahmeh ulaike yu'minune bih ve men yekfur bihi minel ahzabi fen naru mev'ıduh fe la teku fi miryetin minhu innehul hakku min rabbike ve lakinne ekseren nasi la yu'minun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbinin katından bir belgesi ve onun arkasından da bir şahidi olanlar, önlerinde de Musa'nın Kitap'ı önder ve rahmet olarak bulunanlardır ki, işte onlar Kuran'a inanırlar. Hangi topluluk onu inkar ederse yeri ateştir; senin de bundan şüphen olmasın. Doğrusu o, Rabbinden bir gerçektir, fakat insanların çoğu inanmazlar.

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ يُعْرَضُونَ عَلَىٰ رَبِّهِمْ وَيَقُولُ ٱلْأَشْهَـٰدُ هَـٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ عَلَىٰ رَبِّهِمْ ۚ أَلَا لَعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّـٰلِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve men ezlemu mimmeniftera alallahi keziba ulaike yu'radune ala rabbihim ve yekulul eşhadu haulaillezine kezebu ala rabbihim e la la'netullahi alaz zalimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yalan söyleyerek Allah'a iftira edenden daha zalim kim vardır? İşte bunlar Rablerine götürülürler ve şahidler: "Rablerine yalan söyleyenler bunlardır" derler. Bilin ki Allah'ın laneti haksızlık yapanlaradır.

ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَـٰفِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ellezine yasuddune an sebilillahi ve yebğuneha iveca ve hum bil ahıreti hum kafirun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunlar Allah'ın yolundan alıkorlar ve o yolu eğriltmeğe çalışırlar; işte onlar ahireti inkar edenlerdir.

أُو۟لَـٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا۟ مُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنْ أَوْلِيَآءَ ۘ يُضَـٰعَفُ لَهُمُ ٱلْعَذَابُ ۚ مَا كَانُوا۟ يَسْتَطِيعُونَ ٱلسَّمْعَ وَمَا كَانُوا۟ يُبْصِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ulaike lem yekunu mu'cizine fil ardı ve ma kane lehum min dunillahi min evliya yudaafu lehumul azab ma kanu yestetiunes sem'a ve ma kanu yubsirun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunlar yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamazlar. Allah'dan başka kendilerini kurtaracak dostları da yoktur. Azab onlara kat kat verilir; işitemezler ve göremezlerdi.

أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ulaikellezine hasiru enfusehum ve dalle anhum ma kanu yefterun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte bunlar kendilerine yazık edenlerdir. Uydurdukları putlar da onlardan uzaklaşıp kaybolmuştur.

لَا جَرَمَ أَنَّهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ هُمُ ٱلْأَخْسَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

la cereme ennehum fil ahıreti humul ahserun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ahirette en çok kayba uğrayacaklar şüphesiz bunlardır.

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَأَخْبَتُوٓا۟ إِلَىٰ رَبِّهِمْ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْجَنَّةِ ۖ هُمْ فِيهَا خَـٰلِدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnellezine amenu ve amilus salihati ve ahbetu ila rabbihim ulaike ashabul cenneh hum fiha halidun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Doğrusu inanan ve yararlı iş yapanlar ve Rablerine boyun eğenler, işte onlar cennetliklerdir; orada temellidirler.

۞ مَثَلُ ٱلْفَرِيقَيْنِ كَٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْأَصَمِّ وَٱلْبَصِيرِ وَٱلسَّمِيعِ ۚ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

meselul ferikayni kel a'ma vel esammi vel basiri ves semi' hel yesteviyani mesela e fe la tezekkerun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır kimse ile gören ve işiten kimsenin durumuna benzer. Durumları hiç eşit olabilir mi? İbret almıyor musunuz?

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦٓ إِنِّى لَكُمْ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad erselna nuhan ila kavmihi inni lekum nezirun mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki biz Nuh'u kendi milletine gönderdik; "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; doğrusu ben hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum" dedi.

Kaynakta 25–26. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أَن لَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ ۖ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ أَلِيمٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

en la ta'budu illallah inni ehafu aleykum azabe yevmin elim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki biz Nuh'u kendi milletine gönderdik; "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; doğrusu ben hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum" dedi.

Kaynakta 25–26. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَقَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا نَرَىٰكَ إِلَّا بَشَرًا مِّثْلَنَا وَمَا نَرَىٰكَ ٱتَّبَعَكَ إِلَّا ٱلَّذِينَ هُمْ أَرَاذِلُنَا بَادِىَ ٱلرَّأْىِ وَمَا نَرَىٰ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍۭ بَلْ نَظُنُّكُمْ كَـٰذِبِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe kalel meleullezine keferu min kavmihi ma nerake illa beşeren mislena ve ma nerakettebeake illellezine hum eraziluna badiyer re'y ve ma nera lekum aleyna min fadlin bel nezunnukum kazibin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Daha başlangıçta, sana bizim ayak takımı dışında kimsenin uyduğunu görmüyoruz. Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur; biz sizi yalancı sanıyoruz" dediler.

قَالَ يَـٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَءَاتَىٰنِى رَحْمَةً مِّنْ عِندِهِۦ فَعُمِّيَتْ عَلَيْكُمْ أَنُلْزِمُكُمُوهَا وَأَنتُمْ لَهَا كَـٰرِهُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale ya kavmi e reeytum in kuntu ala beyyinetin min rabbi ve atani rahmeten min indihi fe ummiyet aleykum e nulzimukumuha ve entum leha karihun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Nuh: "Ey milletim! Rabbimin katından bir delilim bulunsa ve bana yine katından bir rahmet vermiş de bunlar sizden gizlenmiş olsa, söyleyin bana, hoşlanmadığınız halde zorla sizi bunlara mecbur mu ederiz?" dedi.

وَيَـٰقَوْمِ لَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مَالًا ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ ۚ وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ ۚ إِنَّهُم مُّلَـٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَلَـٰكِنِّىٓ أَرَىٰكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ya kavmi la es'elukum aleyhi mala in ecriye illa alallahi ve ma ene bi taridillezine amenu innehum mulaku rabbihim ve lakinni erakum kavmen techelun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey milletim! Buna karşılık ben sizden bir mal da istemiyorum. Benim ücretim Allah'a aittir; inananları da kovacak değilim; çünkü onlar Rableriyle karşılaşacaklar; fakat ben sizi cahil bir millet olarak görüyorum."

وَيَـٰقَوْمِ مَن يَنصُرُنِى مِنَ ٱللَّهِ إِن طَرَدتُّهُمْ ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ya kavmi men yansuruni minallahi in taredtuhum e fe la tezekkerun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey milletim! Onları kovarsam, Allah'a karşı beni kim savunur? Düşünmez misiniz?"

وَلَآ أَقُولُ لَكُمْ عِندِى خَزَآئِنُ ٱللَّهِ وَلَآ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ وَلَآ أَقُولُ إِنِّى مَلَكٌ وَلَآ أَقُولُ لِلَّذِينَ تَزْدَرِىٓ أَعْيُنُكُمْ لَن يُؤْتِيَهُمُ ٱللَّهُ خَيْرًا ۖ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا فِىٓ أَنفُسِهِمْ ۖ إِنِّىٓ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve la ekulu lekum indi hazainullahi ve la a'lemul ğaybe ve la ekulu inni melekun ve la ekulu lillezine tezderi a'yunukum len yu'tiyehumullahu hayra allahu a'lemu bima fi enfusihim inni izen le minez zalimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum; gaybı da bilmem; doğrusu melek olduğumu da söylemiyorum; küçük gördüklerinize Allah iyilik vermeyecektir diyemem; içlerinde olanı Allah daha iyi bilir. Yoksa şüphesiz haksızlık edenlerden olurum."

قَالُوا۟ يَـٰنُوحُ قَدْ جَـٰدَلْتَنَا فَأَكْثَرْتَ جِدَٰلَنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu ya nuhu kad cadeltena fe ekserte cidalena fe'tina bi ma teiduna in kunte mines sadikin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Nuh! Bizimle cidden tartıştın; hem de çok tartıştın. Doğru sözlülerden isen tehdit ettiğin azabı başımıza getir" dediler.

قَالَ إِنَّمَا يَأْتِيكُم بِهِ ٱللَّهُ إِن شَآءَ وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale innema ye'tikum bihillahu in şae ve ma entum bi mu'cizin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir, siz O'nu aciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O'na döndürüleceksiniz" dedi.

Kaynakta 33–34. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَلَا يَنفَعُكُمْ نُصْحِىٓ إِنْ أَرَدتُّ أَنْ أَنصَحَ لَكُمْ إِن كَانَ ٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يُغْوِيَكُمْ ۚ هُوَ رَبُّكُمْ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve la yenfeukum nushi in eredtu en ensaha lekum in kanallahu yuridu en yuğviyekum huve rabbukum ve ileyhi turceun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir, siz O'nu aciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O'na döndürüleceksiniz" dedi.

Kaynakta 33–34. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ ۖ قُلْ إِنِ ٱفْتَرَيْتُهُۥ فَعَلَىَّ إِجْرَامِى وَأَنَا۠ بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُجْرِمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em yekulunefterah kul iniftereytuhu fe aleyye icrami ve ene beriun mimma tucrimun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sana "Kuran'ı kendiliğinden uydurdu" derler, de ki: "Uydurdumsa suçu bana aittir; oysa ben sizin işlediğiniz günahlardan uzağım."

وَأُوحِىَ إِلَىٰ نُوحٍ أَنَّهُۥ لَن يُؤْمِنَ مِن قَوْمِكَ إِلَّا مَن قَدْ ءَامَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve uhiye ila nuhın ennehu len yu'mine min kavmike illa men kad amene fe la tebteis bi ma kanu yef'alun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Nuh'a, "Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır" diye Allah tarafından vahyolundu.

Kaynakta 36–37. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَٱصْنَعِ ٱلْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا وَلَا تُخَـٰطِبْنِى فِى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ ۚ إِنَّهُم مُّغْرَقُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vasnaıl fulke bi a'yunina ve vahyina ve la tuhatıbni fillezine zalemu innehum muğrekun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Nuh'a, "Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır" diye Allah tarafından vahyolundu.

Kaynakta 36–37. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَيَصْنَعُ ٱلْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَأٌ مِّن قَوْمِهِۦ سَخِرُوا۟ مِنْهُ ۚ قَالَ إِن تَسْخَرُوا۟ مِنَّا فَإِنَّا نَسْخَرُ مِنكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve yasneul fulke ve kullema merre aleyhi meleun min kavmihi sehıru minh kale in tesharu minna fe inna nesharu minkum kema tesharun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da: "Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz; rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz" dedi.

Kaynakta 38–39. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُّقِيمٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe sevfe ta'lemune men ye'tihi azabun yuhzihi ve yehıllu aleyhi azabun mukim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da: "Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz; rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz" dedi.

Kaynakta 38–39. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلْنَا ٱحْمِلْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ وَمَنْ ءَامَنَ ۚ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

hatta iza cae emruna ve faret tennuru kulnahmil fiha min kullin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlu ve men amen ve ma amene meahu illa kalil

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, "Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir" dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.

۞ وَقَالَ ٱرْكَبُوا۟ فِيهَا بِسْمِ ٱللَّهِ مَجْر۪ىٰهَا وَمُرْسَىٰهَآ ۚ إِنَّ رَبِّى لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kalerkebu fiha bismillahi mecraha ve mursaha inne rabbi le ğafurun rahim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah "Oraya binin; yürümesi ve durması Allah'ın ismiyledir, Rabbin bağışlar ve merhamet eder" dedi.

وَهِىَ تَجْرِى بِهِمْ فِى مَوْجٍ كَٱلْجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ٱبْنَهُۥ وَكَانَ فِى مَعْزِلٍ يَـٰبُنَىَّ ٱرْكَب مَّعَنَا وَلَا تَكُن مَّعَ ٱلْكَـٰفِرِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve hiye tecri bihim fi mevcin kel cibali ve nada nuhunibnehu ve kane fi ma'zilin ya buneyyerkeb meana ve la tekun meal kafirin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmış olan oğluna "Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma" diye seslendi.

قَالَ سَـَٔاوِىٓ إِلَىٰ جَبَلٍ يَعْصِمُنِى مِنَ ٱلْمَآءِ ۚ قَالَ لَا عَاصِمَ ٱلْيَوْمَ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ إِلَّا مَن رَّحِمَ ۚ وَحَالَ بَيْنَهُمَا ٱلْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُغْرَقِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale seavi ila cebelin ya'sımuni minel ma' kale la asımel yevme min emrillahi illa men rahim ve hale beynehumal mevcu fe kane minel muğrakin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Oğlu: "Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır" deyince, Nuh: "Bugün Allah'ın buyruğundan O'nun acıdıkları dışında kurtulacak yoktur" dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı.

وَقِيلَ يَـٰٓأَرْضُ ٱبْلَعِى مَآءَكِ وَيَـٰسَمَآءُ أَقْلِعِى وَغِيضَ ٱلْمَآءُ وَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَٱسْتَوَتْ عَلَى ٱلْجُودِىِّ ۖ وَقِيلَ بُعْدًا لِّلْقَوْمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kile ya ardublei maeki ve ya semau aklii ve ğidal mau ve kudıyel emru vestevet alal cudiyyi ve kile bu'den lil kavmiz zalimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yere, "Suyunu çek!", göğe, "Ey gök sen de tut!" denildi. Su çekildi, iş de bitti; gemi Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan millet Allah'ın rahmetinden uzak olsun" denildi.

وَنَادَىٰ نُوحٌ رَّبَّهُۥ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ٱبْنِى مِنْ أَهْلِى وَإِنَّ وَعْدَكَ ٱلْحَقُّ وَأَنتَ أَحْكَمُ ٱلْحَـٰكِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve nada nuhun rabbehu fe kale rabbi innebni min ehli ve inne va'dekel hakku ve ente ahkemul hakimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Nuh Rabbine seslendi: "Rabbim! Oğlum benim ailemdendi. Doğrusu Senin vadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin" dedi.

قَالَ يَـٰنُوحُ إِنَّهُۥ لَيْسَ مِنْ أَهْلِكَ ۖ إِنَّهُۥ عَمَلٌ غَيْرُ صَـٰلِحٍ ۖ فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ ۖ إِنِّىٓ أَعِظُكَ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلْجَـٰهِلِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale ya nuhu innehu leyse min ehlik innehu amelun ğayru salih fe la tes'elni ma leyse leke bihi ilm inni eızuke en tekune minel cahilin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Ey Nuh! O senin ailenden sayılmaz; çünkü kötü bir iş işlemiştir; öyleyse bilmediğin şeyi Benden isteme. İşte sana öğüt, bilgisizlerden olma" dedi.

قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ لِى بِهِۦ عِلْمٌ ۖ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِى وَتَرْحَمْنِىٓ أَكُن مِّنَ ٱلْخَـٰسِرِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale rabbi inni euzu bike en es'eleke ma leyse li bihi ilm ve illa tağfirli ve terhamni ekun minel hasirin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Rabbim! Bilmediğim şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum" dedi.

قِيلَ يَـٰنُوحُ ٱهْبِطْ بِسَلَـٰمٍ مِّنَّا وَبَرَكَـٰتٍ عَلَيْكَ وَعَلَىٰٓ أُمَمٍ مِّمَّن مَّعَكَ ۚ وَأُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kile ya nuhuhbıt bi selamin minna ve berekatin aleyke ve ala umemin mimmen meak ve umemun se numettiuhum summe yemessuhum minna azabun elim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara bizden bir selamet ve bereketle gemiden in. Ama birçok toplulukları da geçindireceğiz, sonra onlara can yakıcı bir azab vereceğiz" denildi.

تِلْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهَآ إِلَيْكَ ۖ مَا كُنتَ تَعْلَمُهَآ أَنتَ وَلَا قَوْمُكَ مِن قَبْلِ هَـٰذَا ۖ فَٱصْبِرْ ۖ إِنَّ ٱلْعَـٰقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

tilke min enbail ğaybi nuhiha ileyk ma kunte ta'lemuha ente ve la kavmuke min kabli haza fasbır innel akıbete lil muttekin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunlar sana vahyettiğimiz bilinmeyen olaylardır. Sen de, milletin de daha önce bunları bilmezdiniz. Sabret, sonuç, Allah'tan sakınanlarındır.

وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًا ۚ قَالَ يَـٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَـٰهٍ غَيْرُهُۥٓ ۖ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا مُفْتَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ila adin ehahum huda kale ya kavmi'budullahe ma lekum min ilahin ğayruh in entum illa mufterun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ad milletine kardeşleri Hud'u gönderdik. Şöyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur; yoksa sadece yalan uyduran kimseler olursunuz."

يَـٰقَوْمِ لَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱلَّذِى فَطَرَنِىٓ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ya kavmi la es'elukum aleyhi ecra in ecriye illa alellezi fetarani e fe la ta'kılun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey milletim! Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Akletmez misiniz?"

وَيَـٰقَوْمِ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ يُرْسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًا وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً إِلَىٰ قُوَّتِكُمْ وَلَا تَتَوَلَّوْا۟ مُجْرِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ya kavmistağfiru rabbekum summe tubu ileyhi yursilis semae aleykum midraran ve yezidkum kuvveten ila kuvvetikum ve la tetevellev mucrimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey milletim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O'na tevbe edin ki size gökten bol bol yağmur göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın; suçlular olarak yüz çevirmeyin."

قَالُوا۟ يَـٰهُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ وَمَا نَحْنُ بِتَارِكِىٓ ءَالِهَتِنَا عَن قَوْلِكَ وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu ya hudu ma ci'tena bibeyyinetin ve ma nahnu bi tariki alihetina an kavlike ve ma nahnu leke bi muminin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Hud! Sen bize bir belge getirmeden, senin sözünden ötürü tanrılarımızı terketmeyiz ve sana inanmayız.

إِن نَّقُولُ إِلَّا ٱعْتَرَىٰكَ بَعْضُ ءَالِهَتِنَا بِسُوٓءٍ ۗ قَالَ إِنِّىٓ أُشْهِدُ ٱللَّهَ وَٱشْهَدُوٓا۟ أَنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُشْرِكُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇n nekulu illa'terake ba'du alihetina bi su' kale inni uşhidullahe veşhedu enni beriun mimma tuşrikune

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.

Kaynakta 54–57. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

مِن دُونِهِۦ ۖ فَكِيدُونِى جَمِيعًا ثُمَّ لَا تُنظِرُونِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

min dunihi fe kiduni cemian summe la tunzırun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.

Kaynakta 54–57. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِنِّى تَوَكَّلْتُ عَلَى ٱللَّهِ رَبِّى وَرَبِّكُم ۚ مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلَّا هُوَ ءَاخِذٌۢ بِنَاصِيَتِهَآ ۚ إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nni tevekkeltu alallahi rabbi ve rabbikum ma min dabbetin illa huve ahızun bi nasıyetiha inne rabbi ala sıratın mustekim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.

Kaynakta 54–57. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقَدْ أَبْلَغْتُكُم مَّآ أُرْسِلْتُ بِهِۦٓ إِلَيْكُمْ ۚ وَيَسْتَخْلِفُ رَبِّى قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّونَهُۥ شَيْـًٔا ۚ إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَفِيظٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe in tevellev fe kad eblağtukum ma ursiltu bihi ileykum ve yestahlifu rabbi kavmen ğayrekum ve la tedurrunehu şey'a inne rabbi ala kulli şey'in hafiz

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.

Kaynakta 54–57. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا هُودًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَنَجَّيْنَـٰهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lemma cae emruna necceyna huden vellezine amenu meahu bi rahmetin minna ve necceynahum min azabin ğaliz

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Buyruğumuz gelince, Hud'u ve beraberindeki inananları, rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azabdan koruduk.

وَتِلْكَ عَادٌ ۖ جَحَدُوا۟ بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِمْ وَعَصَوْا۟ رُسُلَهُۥ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَمْرَ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve tilke adun cehadu bi ayati rabbihim ve asav rusulehu vettebeu emre kulli cebbarin anid

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte bu, Rablerinin ayetlerini bile bile inkar eden, peygamberlerine kafa tutan ve her inatçı zorbanın emrine uyan Ad milletidir.

وَأُتْبِعُوا۟ فِى هَـٰذِهِ ٱلدُّنْيَا لَعْنَةً وَيَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ أَلَآ إِنَّ عَادًا كَفَرُوا۟ رَبَّهُمْ ۗ أَلَا بُعْدًا لِّعَادٍ قَوْمِ هُودٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve utbiu fi hazihid dunya la'neten ve yevmel kıyameh e la inne aden keferu rabbehum e la bu'den li adin kavmi hud

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete uğradılar. Bilin ki Ad milleti Rablerini inkar etti ve yine bilin ki Hud'un milleti Ad Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

۞ وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَـٰلِحًا ۚ قَالَ يَـٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَـٰهٍ غَيْرُهُۥ ۖ هُوَ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَٱسْتَعْمَرَكُمْ فِيهَا فَٱسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ ۚ إِنَّ رَبِّى قَرِيبٌ مُّجِيبٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ila semude ehahum saliha kale ya kavmi'budullahe ma lekum min ilahin ğayruh huve enşeekum minel ardı vesta'merekum fiha festağfiruhu summe tubu ileyh inne rabbi karibun mucib

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Semud milletine kardeşleri Salih'i gönderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O'dur. Öyleyse O'ndan mağfiret dileyin, sonra da O'na tevbe edin. Doğrusu Rabbim size yakın ve duaları kabul edendir" dedi.

قَالُوا۟ يَـٰصَـٰلِحُ قَدْ كُنتَ فِينَا مَرْجُوًّا قَبْلَ هَـٰذَآ ۖ أَتَنْهَىٰنَآ أَن نَّعْبُدَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا وَإِنَّنَا لَفِى شَكٍّ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ مُرِيبٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu ya salihu kad kunte fina mercuvven kable haza e tenhana en na'bude ma ya'budu abauna ve innena le fi şekkin mimma ted'una ileyhi murib

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Salih! Sen bundan önce, aramızda kendisinden iyilik beklenir bir kimseydin; şimdi babalarımızın taptıklarına bizi tapmaktan men mi ediyorsun? Doğrusu bizi çağırdığın şeyden şüphe ve endişedeyiz" dediler.

قَالَ يَـٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَءَاتَىٰنِى مِنْهُ رَحْمَةً فَمَن يَنصُرُنِى مِنَ ٱللَّهِ إِنْ عَصَيْتُهُۥ ۖ فَمَا تَزِيدُونَنِى غَيْرَ تَخْسِيرٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale ya kavmi e reeytum in kuntu ala beyyinetin min rabbi ve atani minhu rahmeten fe men yansuruni minallahi in asaytuhu fe ma teziduneni ğayre tahsir

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey milletim! Eğer Rabbimden bir belgem olur ve bana rahmet eder de ben O'na baş kaldırırsam, söyleyin, Allah'a karşı beni kim savunur? Bana zararımı artırmaktan başka birşey yapamazsınız" dedi.

وَيَـٰقَوْمِ هَـٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمْ ءَايَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِىٓ أَرْضِ ٱللَّهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ قَرِيبٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ya kavmi hazihi nakatullahi lekum ayeten fe zeruha te'kul fi ardıllahi ve la temessuha bi suin fe ye'huzekum azabun karib

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey milletim! Bu, size bir ayet olarak, Allah'ın devesidir. Bırakın onu, Allah'ın toprağında otlasın; ona fenalık etmeyin, yoksa siz hemen azaba uğrarsınız"

فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا۟ فِى دَارِكُمْ ثَلَـٰثَةَ أَيَّامٍ ۖ ذَٰلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe akaruha fe kale temetteu fi darikum selasete eyyam zalike va'dun ğayru mekzub

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Buna rağmen onu kesip devirdiler. O zaman Salih: "Yurdunuzda üç gün daha kalın. Bu, yalanlanmayacak bir sözdür" dedi.

فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا صَـٰلِحًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَمِنْ خِزْىِ يَوْمِئِذٍ ۗ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْعَزِيزُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe lemma cae emruna necceyna salihan vellezine amenu meahu bi rahmetin minna ve min hizyi yevmi iz inne rabbeke huvel kaviyyul aziz

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Buyruğumuz gelince, Salih'i ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet olarak o günün rezilliğinden kurtardık. Doğrusu Rabbin pek kuvvetli ve güçlüdür.

وَأَخَذَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلصَّيْحَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دِيَـٰرِهِمْ جَـٰثِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ehazellezine zalemus sayhatu fe asbahu fi diyarihim casimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Haksızlık yapanları bir çığlık tuttu, oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.

كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَآ ۗ أَلَآ إِنَّ ثَمُودَا۟ كَفَرُوا۟ رَبَّهُمْ ۗ أَلَا بُعْدًا لِّثَمُودَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ke en lem yağnev fiha e la inne semude keferu rabbehum e la bu'den li semud

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilin ki, Semud milleti Rabbini inkar etmişti. Bilin ki, Semud milleti Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

وَلَقَدْ جَآءَتْ رُسُلُنَآ إِبْرَٰهِيمَ بِٱلْبُشْرَىٰ قَالُوا۟ سَلَـٰمًا ۖ قَالَ سَلَـٰمٌ ۖ فَمَا لَبِثَ أَن جَآءَ بِعِجْلٍ حَنِيذٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad caet rusuluna ibrahime bil buşra kalu selama kale selamun fe ma lebise en cae bi iclin haniz

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, elçilerimiz müjde ile İbrahim'e geldiler. "Selam sana" dediler, "Size de selam" dedi, hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.

فَلَمَّا رَءَآ أَيْدِيَهُمْ لَا تَصِلُ إِلَيْهِ نَكِرَهُمْ وَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً ۚ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمِ لُوطٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe lemma rea eydiyehum la tesilu ileyhi nekirehum ve evcese minhum hifeh kalu la tehaf inna ursilna ila kavmi lut

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ellerini ona uzatmadıklarını görünce, durumlarını beğenmedi ve içine korku düştü. Onlar, "Korkma, biz Lut milletine gönderildik" dediler.

وَٱمْرَأَتُهُۥ قَآئِمَةٌ فَضَحِكَتْ فَبَشَّرْنَـٰهَا بِإِسْحَـٰقَ وَمِن وَرَآءِ إِسْحَـٰقَ يَعْقُوبَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vemreetuhu kaimetun fe dahıket fe beşşernaha bi ishaka ve min verai ishaka ya'kub

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu arada, İbrahim'in ayakta duran karısı gülünce, "Ona İshak'ı ardından Yakub'u müjdeleriz" dediler.

قَالَتْ يَـٰوَيْلَتَىٰٓ ءَأَلِدُ وَأَنَا۠ عَجُوزٌ وَهَـٰذَا بَعْلِى شَيْخًا ۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَىْءٌ عَجِيبٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalet ya veyleta e elidu ve ene ecuzun ve haza ba'li şeyha inne haza le şey'un acib

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı, kocam da ihtiyar olmuşken nasıl doğurabilirim? Doğrusu bu şaşılacak bir şey" dedi.

قَالُوٓا۟ أَتَعْجَبِينَ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ ۖ رَحْمَتُ ٱللَّهِ وَبَرَكَـٰتُهُۥ عَلَيْكُمْ أَهْلَ ٱلْبَيْتِ ۚ إِنَّهُۥ حَمِيدٌ مَّجِيدٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu e ta'cebine min emrillahi rahmetullahi ve berekatuhu aleykum ehlel beyt innehu hamidun mecid

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey evin hanımı! Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerinize olmuşken, nasıl Allah'ın işine şaşarsın? O, övülmeye layıktır, yücelerin yücesidir" dediler.

فَلَمَّا ذَهَبَ عَنْ إِبْرَٰهِيمَ ٱلرَّوْعُ وَجَآءَتْهُ ٱلْبُشْرَىٰ يُجَـٰدِلُنَا فِى قَوْمِ لُوطٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe lemma zehebe an ibrahimer rev'u ve caethul buşra yucadiluna fi kavmi lut

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İbrahim'in korkusu gidip de müjde kendisine ulaşınca, Lut milleti hakkında elçilerimizle tartışmaya girişti.

إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ لَحَلِيمٌ أَوَّٰهٌ مُّنِيبٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nne ibrahime le halimun evvahun munib

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Doğrusu İbrahim çok içli, yumuşak huylu ve kendini Allah'a vermiş bir kimse idi.

يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ أَعْرِضْ عَنْ هَـٰذَآ ۖ إِنَّهُۥ قَدْ جَآءَ أَمْرُ رَبِّكَ ۖ وَإِنَّهُمْ ءَاتِيهِمْ عَذَابٌ غَيْرُ مَرْدُودٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ya ibrahimu a'rid an haza innehu kad cae emru rabbik ve innehum atihim azabun ğayru merdud

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Elçilerimiz, "Ey İbrahim! Bundan vazgeç, doğrusu Rabbinin emri gelmiştir. Onlara, şüphesiz, geri çevrilemeyecek bir azab gelmektedir" dediler.

وَلَمَّا جَآءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِىٓءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هَـٰذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lemma caet resuluna lutan sie bihim ve daka bihim zer'an ve kale haza yevmun asib

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı, "Bu çetin bir gündür" dedi.

وَجَآءَهُۥ قَوْمُهُۥ يُهْرَعُونَ إِلَيْهِ وَمِن قَبْلُ كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ قَالَ يَـٰقَوْمِ هَـٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِى هُنَّ أَطْهَرُ لَكُمْ ۖ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ فِى ضَيْفِىٓ ۖ أَلَيْسَ مِنكُمْ رَجُلٌ رَّشِيدٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve caehu kavmuhu yuhreune ileyhi ve min kablu kanu ya'melunes seyyiat kale ya kavmi haulai benati hunne etharu lekum fettekullahe ve la tuhzuni fi dayfi e leyse minkum raculun reşid

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Milleti ona koşarak geldiler. Daha önce kötü işler işliyorlardı. "Ey milletim! İşte bunlar benim kızlarım, onlar sizin için daha temizdir. (size nikahlıyabilirim!) Allah'tan sakının, konuklarımın önünde beni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında kimse yok mudur?" dedi.

قَالُوا۟ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا فِى بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّ وَإِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُرِيدُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu lekad alimte ma lena fi benatike min hakk ve inneke le ta'lemu ma nurid

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"And olsun ki, senin kızlarınla bir işimiz olmadığını biliyorsun; doğrusu, ne istediğimizin farkındasın" dediler.

قَالَ لَوْ أَنَّ لِى بِكُمْ قُوَّةً أَوْ ءَاوِىٓ إِلَىٰ رُكْنٍ شَدِيدٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale lev enne li bikum kuvveten ev avi ila ruknin şedid

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Keşke size yetecek bir kuvvetim olsa veya sağlam bir yere sığınsam" dedi.

قَالُوا۟ يَـٰلُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُوٓا۟ إِلَيْكَ ۖ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ ۖ إِنَّهُۥ مُصِيبُهَا مَآ أَصَابَهُمْ ۚ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ ٱلصُّبْحُ ۚ أَلَيْسَ ٱلصُّبْحُ بِقَرِيبٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu ya lutu inna rusulu rabbike len yasilu ileyke fe esri bi ehlike bi kıt'ın minel leyli ve la yeltefit minkum ehadun illemreetek innehu musibuha ma esabehum inne mev'ıdehumus subh e leyses subhu bi karib

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz, onlar sana ilişemiyecekler; geceleyin bir ara, ailenle beraber yola çık; karının dışında kimse geri kalmasın. Doğrusu onların başına gelen onun başına da gelecektir. Vadeleri gün doğana kadardır. Gün doğması yakın değil mi?" dediler.

فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا جَعَلْنَا عَـٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ مَّنضُودٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe lemma cae emruna cealna aliyeha safileha ve emtarna aleyha hicareten min siccilin mendud

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.

Kaynakta 82–83. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ ۖ وَمَا هِىَ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ بِبَعِيدٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

musevvemeten inde rabbik ve ma hiye minez zalimine bi baid

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.

Kaynakta 82–83. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

۞ وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا ۚ قَالَ يَـٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَـٰهٍ غَيْرُهُۥ ۖ وَلَا تَنقُصُوا۟ ٱلْمِكْيَالَ وَٱلْمِيزَانَ ۚ إِنِّىٓ أَرَىٰكُم بِخَيْرٍ وَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ مُّحِيطٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ila medyene ehahum şuayba kale ya kavmi'budullahe ma lekum min ilahin ğayruh ve la tenkusul mikyale vel mizane inni erakum bi hayrin ve inni ehafu aleykum azabe yevmin muhit

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Medyen halkına kardeşleri Şuayb'ı gönderdik. Şöyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur. Ölçüyü tartıyı eksik tutmayın. Doğrusu ben sizi bolluk içinde görüyorum ve hakkınızda kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum."

وَيَـٰقَوْمِ أَوْفُوا۟ ٱلْمِكْيَالَ وَٱلْمِيزَانَ بِٱلْقِسْطِ ۖ وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ya kavmi evful mikyale vel mizane bil kıstı ve la tebhasun nase eşyaehum ve la ta'sev fil ardı mufsidin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey milletim! Ölçüyü ve tartıyı tamamı tamamına yapın; insanlara eşyalarını eksik vermeyin; yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

بَقِيَّتُ ٱللَّهِ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ۚ وَمَآ أَنَا۠ عَلَيْكُم بِحَفِيظٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

bakıyyetullahi hayrun lekum in kuntum mu'minin ve ma ene aleykum bi hafiz

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"İnanıyorsanız, Allah'ın geri bıraktığı helal kar sizin için daha hayırlıdır. Ben size bekçi değilim."

قَالُوا۟ يَـٰشُعَيْبُ أَصَلَوٰتُكَ تَأْمُرُكَ أَن نَّتْرُكَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَآ أَوْ أَن نَّفْعَلَ فِىٓ أَمْوَٰلِنَا مَا نَشَـٰٓؤُا۟ ۖ إِنَّكَ لَأَنتَ ٱلْحَلِيمُ ٱلرَّشِيدُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu ya şuaybu e salatuke te'muruke en netruke ma ya'budu abauna ev en nef'ale fi emvalina ma neşa' inneke le entel halimur reşid

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını bırakmamızı emreden veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı meneden senin namazın mıdır? Sen doğrusu aklı başında, yumuşak huylu birisin" dediler.

قَالَ يَـٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَرَزَقَنِى مِنْهُ رِزْقًا حَسَنًا ۚ وَمَآ أُرِيدُ أَنْ أُخَالِفَكُمْ إِلَىٰ مَآ أَنْهَىٰكُمْ عَنْهُ ۚ إِنْ أُرِيدُ إِلَّا ٱلْإِصْلَـٰحَ مَا ٱسْتَطَعْتُ ۚ وَمَا تَوْفِيقِىٓ إِلَّا بِٱللَّهِ ۚ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale ya kavmi e reeytum in kuntu ala beyyinetin min rabbi ve rezekani minhu rızkan hasena ve ma uridu en uhalifekum ila ma enhakum anh in uridu illel ıslaha mesteta'tu ve ma tevfiki illa billah aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unib

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Milletim! Rabbimden benim bir belgem olduğu ve bana güzel bir rızık da verdiği halde, O'na karşı gelebilir miyim? Söylesenize! Size yasak ettiğim şeylerde, aykırı hareket etmek istemem; gücümün yettiği kadar ıslah etmekten başka bir dileğim yoktur. Başarım ancak Allah'tandır, O'na güvendim; O'na yöneliyorum" dedi.

وَيَـٰقَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاقِىٓ أَن يُصِيبَكُم مِّثْلُ مَآ أَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ أَوْ قَوْمَ هُودٍ أَوْ قَوْمَ صَـٰلِحٍ ۚ وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِّنكُم بِبَعِيدٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ya kavmi la yecrimennekum şikaki en yusibekum mislu ma esabe kavme nuhin ev kavme hudin ev kavme salih ve ma kavmu lutin minkum bi baid

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Milletim! Bana karşı gelmeniz, Nuh milletine veya Hud milletine yahut da Salih milletine gelen felaketin bir benzerini, sakın başınıza getirmesin. Lut milleti sizden uzak değildir."

وَٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ ۚ إِنَّ رَبِّى رَحِيمٌ وَدُودٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vestağfiru rabbekum summe tubu ileyh inne rabbi rahimun vedud

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Rabbinizden mağfiret dileyin; O'na tevbe edin; doğrusu Rabbim merhamet eder ve çok sever."

قَالُوا۟ يَـٰشُعَيْبُ مَا نَفْقَهُ كَثِيرًا مِّمَّا تَقُولُ وَإِنَّا لَنَرَىٰكَ فِينَا ضَعِيفًا ۖ وَلَوْلَا رَهْطُكَ لَرَجَمْنَـٰكَ ۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيْنَا بِعَزِيزٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu ya şuaybu ma nefkahu kesiren mimma tekulu ve inna le nerake fina daifa ve lev la rehtuke le recemnake ve ma ente aleyna bi aziz

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyor ve doğrusu seni aramızda güçsüz görüyoruz. Eğer taraftarların olmasaydı seni taşlardık. Esasen bizim gözümüzde pek itibarın da yoktur" dediler.

قَالَ يَـٰقَوْمِ أَرَهْطِىٓ أَعَزُّ عَلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَٱتَّخَذْتُمُوهُ وَرَآءَكُمْ ظِهْرِيًّا ۖ إِنَّ رَبِّى بِمَا تَعْمَلُونَ مُحِيطٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale ya kavmi e rahti eazzu aleykum minallah vettehaztumuhu veraekum zıhriyya inne rabbi bi ma ta'melune muhit

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Milletim! Benim taraftarlarım size göre Allah'tan daha mı değerlidir ki Allah'a sırt çevirdiniz? Doğrusu Rabbim yaptıklarınızı bilgisiyle kuşatmıştır" dedi.

وَيَـٰقَوْمِ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنِّى عَـٰمِلٌ ۖ سَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَمَنْ هُوَ كَـٰذِبٌ ۖ وَٱرْتَقِبُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُمْ رَقِيبٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ya kavmi'melu ala mekanetikum inni amil sevfe ta'lemune men ye'tihi azabun yuhzihi ve men huve kazib vertekibu inni meakum rakib

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu ben de yapacağım. Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlüyorum."

وَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا شُعَيْبًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَأَخَذَتِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلصَّيْحَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دِيَـٰرِهِمْ جَـٰثِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lemma cae emruna necceyna uayben vellezine amenu meahu bi rahmetin minna ve ehazetillezine zalemussayhatu fe asbahu fi diyarihim casimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Buyruğumuz gelince, Şuayb'ı ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet olarak kurtardık. Haksızlık yapanları bir çığlık yakaladı, oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.

كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَآ ۗ أَلَا بُعْدًا لِّمَدْيَنَ كَمَا بَعِدَتْ ثَمُودُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ke'en lem yağnev fiha e la bu'den li medyene kema baıdet semud

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilin ki Semud milleti Allah'ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı.

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَـٰتِنَا وَسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve le kad erselna musa bi ayatina ve sultanin mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki Musa'yı Firavun ve erkanına mucizelerimizle, apaçık bir delil ile gönderdik. Firavun'un buyruğuna uydular, oysa Firavun'un buyurduğu sağduyuya uygun değildi.

Kaynakta 96–97. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَٱتَّبَعُوٓا۟ أَمْرَ فِرْعَوْنَ ۖ وَمَآ أَمْرُ فِرْعَوْنَ بِرَشِيدٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇la fir'avne ve melaihi fettebeu emre fir'avn ve ma emru fir'avne bi reşid

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki Musa'yı Firavun ve erkanına mucizelerimizle, apaçık bir delil ile gönderdik. Firavun'un buyruğuna uydular, oysa Firavun'un buyurduğu sağduyuya uygun değildi.

Kaynakta 96–97. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

يَقْدُمُ قَوْمَهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ فَأَوْرَدَهُمُ ٱلنَّارَ ۖ وَبِئْسَ ٱلْوِرْدُ ٱلْمَوْرُودُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

yakdumu kavmehu yevmel kıyameti fe evredehumun nar ve bi'sel virdul mevrud

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Firavun, kıyamet gününde milletine öncülük eder, onları cehenneme götürür. Gittikleri yer ne kötü yerdir!

وَأُتْبِعُوا۟ فِى هَـٰذِهِۦ لَعْنَةً وَيَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ بِئْسَ ٱلرِّفْدُ ٱلْمَرْفُودُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve utbiu fi hazihi la'neten ve yevmel kıyameh bi'ser rifdul merfud

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Hem burada ve hem kıyamet gününde lanete uğratılırlar. Bu ne kötü bir bağıştır!

ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْقُرَىٰ نَقُصُّهُۥ عَلَيْكَ ۖ مِنْهَا قَآئِمٌ وَحَصِيدٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

zalike min enbail kura nekussuhu aleyke minha kaimun ve hasid

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu sana anlattıklarımız, kasabaların başından geçenlerdir. Onların bir kısmı hala duruyor, bir kısmı ise silinip gitmiştir.

وَمَا ظَلَمْنَـٰهُمْ وَلَـٰكِن ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ ۖ فَمَآ أَغْنَتْ عَنْهُمْ ءَالِهَتُهُمُ ٱلَّتِى يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ لَّمَّا جَآءَ أَمْرُ رَبِّكَ ۖ وَمَا زَادُوهُمْ غَيْرَ تَتْبِيبٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma zalemnahum ve lakin zalemu enfusehum fe ma ağnet anhum alihetuhumulleti yed'une min dunillahi min şey'in lemma cae emru rabbik ve ma zaduhum ğayre tetbib

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara Biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine yazık ettiler. Rabbinin buyruğu gelince, Allah'ı bırakıp taptıkları tanrılar kendilerine bir fayda vermedi, kayıplarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.

وَكَذَٰلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَآ أَخَذَ ٱلْقُرَىٰ وَهِىَ ظَـٰلِمَةٌ ۚ إِنَّ أَخْذَهُۥٓ أَلِيمٌ شَدِيدٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kezalike ahzu rabbike iza ehazel kura ve hiye zalimeh inne ahzehu elimun şedid

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah, kasabaların zalim halkını yakalayınca, böyle yakalar; yakalaması da şiddetli ve elimdir.

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّمَنْ خَافَ عَذَابَ ٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ ذَٰلِكَ يَوْمٌ مَّجْمُوعٌ لَّهُ ٱلنَّاسُ وَذَٰلِكَ يَوْمٌ مَّشْهُودٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nne fi zalike le ayeten li men hafe azabel ahıreh zalike yevmun mecmuun lehun nasu ve zalike yevmun meşhud

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ahiretin azabından korkanlara, bunda, hiç şüphesiz ibret vardır. Bu, insanların toplanacağı gündür; bu, görülecek bir gündür.

وَمَا نُؤَخِّرُهُۥٓ إِلَّا لِأَجَلٍ مَّعْدُودٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma nuahhıruhu illa li ecelin ma'dud

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz, o günü, ancak belli bir süreye kadar geciktiririz.

يَوْمَ يَأْتِ لَا تَكَلَّمُ نَفْسٌ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ فَمِنْهُمْ شَقِىٌّ وَسَعِيدٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

yevme ye'ti la tekellemu nefsun illa bi iznih fe minhum şakıyyun ve said

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O gün gelince, Allah'ın izni olmaksızın hiç kimse konuşamaz: İçlerinde bedbaht olanlar da, mesut olanlar da vardır.

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ شَقُوا۟ فَفِى ٱلنَّارِ لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَشَهِيقٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe emmellezine şeku fe fin nari lehum fiha zefirun ve şehik

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bedbaht olanlar cehennemdedirler. Onlar orada ah edip inlerler.

خَـٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَـٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

halidine fiha ma dametis semavatu vel'ardu illa ma şae rabbuk inne rabbeke fe'alun lima yurid

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbinin dilemesi bir yana, gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır. Rabbin, şüphesiz, her istediğini yapar.

۞ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ سُعِدُوا۟ فَفِى ٱلْجَنَّةِ خَـٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَـٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَ ۖ عَطَآءً غَيْرَ مَجْذُوذٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve emmellezine suidu fe fil cenneti halidine fiha ma dametis semavatu vel ardu illa ma şae rabbuk ataen ğayre meczuz

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Mesud olanlar ise cennettedirler. Rabbinin dilemesi bir yana, sonsuz bir lütuf olarak, gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır.

فَلَا تَكُ فِى مِرْيَةٍ مِّمَّا يَعْبُدُ هَـٰٓؤُلَآءِ ۚ مَا يَعْبُدُونَ إِلَّا كَمَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُهُم مِّن قَبْلُ ۚ وَإِنَّا لَمُوَفُّوهُمْ نَصِيبَهُمْ غَيْرَ مَنقُوصٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe la teku fi miryetin mimma ya'budu haula' ma ya'budune illa kema ya'budu abauhum min kabl ve inna le muveffuhum nasibehum ğayre menkus

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu putperestlerin taptıklarının batıl olduğunda şüphen olmasın; daha önce babalarının tapmış oldukları gibi onlar da taparlar. Onlara paylarını şüphesiz eksiksiz olarak ödeyeceğiz.

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَـٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ ۚ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ ۚ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad ateyna musel kitabe fahtulife fih ve lev la kelimetun sebekat min rabbike le kudiye beynehum ve innehum le fi şekkin minhu murib

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, Musa'ya Kitap verdik; onda ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında çoktan hükmedilmiş olurdu. Doğrusu onlar, Kitap'ın Allah katından olduğunda şüphe ve endişe içindedirler.

وَإِنَّ كُلًّا لَّمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ رَبُّكَ أَعْمَـٰلَهُمْ ۚ إِنَّهُۥ بِمَا يَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve inne kullen lemma le yuveffiyennehum rabbuke a'malehum innehu bima ya'melune habir

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbin, onların işlerinin karşılığını elbette tamamen verecektir. O, şüphesiz, onların yaptıklarını bilir.

فَٱسْتَقِمْ كَمَآ أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْا۟ ۚ إِنَّهُۥ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

festekim kema umirte ve men tabe meake ve la tatğav innehu bi ma ta'melune basir

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sen, beraberindeki tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı gitmeyin, doğrusu Allah yaptıklarınızı görür.

وَلَا تَرْكَنُوٓا۟ إِلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ فَتَمَسَّكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنْ أَوْلِيَآءَ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve la terkenu ilellezine zalemu fe temessekumun naru ve ma lekum min dunillahi min evliyae summe la tunsarun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Haksızlık yapanlara yönelmeyin, yoksa ateş size de dokunur. Sizin Allah'tan başka dostunuz yoktur; sonra, yardım da göremezsiniz.

وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ طَرَفَىِ ٱلنَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ ٱلَّيْلِ ۚ إِنَّ ٱلْحَسَنَـٰتِ يُذْهِبْنَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ ذَٰلِكَ ذِكْرَىٰ لِلذَّٰكِرِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ekımis salate tarafeyin nehari ve zulefen minel leyl innel hasenati yuzhibnes seyyiat zalike zikra liz zakirin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın zamanlarında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt kabul edenlere bir öğüttür.

وَٱصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vasbir fe innallahe la yudiu ecrel muhsinin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sabret, Allah iyi davrananların ecrini elbette zayi etmez.

فَلَوْلَا كَانَ مِنَ ٱلْقُرُونِ مِن قَبْلِكُمْ أُو۟لُوا۟ بَقِيَّةٍ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْفَسَادِ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّنْ أَنجَيْنَا مِنْهُمْ ۗ وَٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَآ أُتْرِفُوا۟ فِيهِ وَكَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe lev la kane minel kuruni min kablikum ulu bakıyyetin yenhevne anil fesadi fil ardı illa kalilen mimmen enceyna minhum vettebeallezine zalemu ma utrifu fihi ve kanu mucrimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sizden önceki nesillerin ileri gelenleri, yeryüzünde bozgunculuğa engel olmalı değil miydiler? Onlardan kurtardıklarımız pek azdır. Kendilerine verilen nimete karşı haksızlık edenlere uyanlar ise suçlu oldular.

وَمَا كَانَ رَبُّكَ لِيُهْلِكَ ٱلْقُرَىٰ بِظُلْمٍ وَأَهْلُهَا مُصْلِحُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma kane rabbuke li yuhlikel kura bi zulmin ve ehluha muslihun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbin, kasabaların halkı ıslah olmuşken, haksız yere onları yok etmez.

وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ لَجَعَلَ ٱلنَّاسَ أُمَّةً وَٰحِدَةً ۖ وَلَا يَزَالُونَ مُخْتَلِفِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lev şae rabbuke le cealen nase ummeten vahideten ve la yezalune muhtelifin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin "And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım" sözü yerine gelmiştir.

Kaynakta 118–119. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَ ۚ وَلِذَٰلِكَ خَلَقَهُمْ ۗ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇lla men rahime rabbuk ve li zalike halakahum ve temmet kelimetu rabbike le emleenne cehenneme minel cinneti ven nasi ecmain

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin "And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım" sözü yerine gelmiştir.

Kaynakta 118–119. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَكُلًّا نَّقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِهِۦ فُؤَادَكَ ۚ وَجَآءَكَ فِى هَـٰذِهِ ٱلْحَقُّ وَمَوْعِظَةٌ وَذِكْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kullen nakussu aleyke min enbair rusuli ma nusebbitu bihi fuadek ve caeke fi hazihil hakku ve mev'ızatun ve zikra lil muminin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Peygamberlerin başlarından geçenlerden, sana anlattığımız her şey, senin gönlünü pekiştirmemizi sağlar; sana bu belgelerle gerçek; inananlara da öğüt ve hatırlatma gelmiştir.

وَقُل لِّلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنَّا عَـٰمِلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kul lillezine la yu'minuna'melu ala mekanetikum inna amilun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnanmayanlara: "Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz" de.

Kaynakta 121–122. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنَّا مُنتَظِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ventazır inna muntazırun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnanmayanlara: "Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz" de.

Kaynakta 121–122. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَلِلَّهِ غَيْبُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ يُرْجَعُ ٱلْأَمْرُ كُلُّهُۥ فَٱعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِ ۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَـٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lillahi ğaybus semavati vel ardı ve ileyhi yurceul emru kulluhu fa'budhu ve tevekkel aleyh ve ma rabbuke bi ğafilin amma ta'melun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Bütün işler O'na döndürülür. Öyleyse O'na kulluk et, O'na güven. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

OKUYUCU NOTLARI

Yorumlar ve cevaplar

Yorumlar kaynak metnin parçası değildir. Adınız ve yorumunuz, yönetici onayından sonra herkese açık görünür. Kişisel iletişim bilgisi paylaşmayın.

Henüz onaylanmış yorum yok.

BİR AYET, BİR HATIRLATMA

Ayetini paylaş

Gizlilik tercihlerin

Siteyi okumak için istatistik veya reklam izni vermen gerekmez.

Bu seçim dini içerik okuma etkinliklerini kapsar. Yerel sayaçlarda IP adresin saklanmaz. Kayıtlar en fazla 90 gün tutulur. Reklam izinleri varsa sertifikalı CMP üzerinden ayrıca yönetilir.

Gizlilik ve çerezler