يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ
ya eyyuhel muddessir
Ey örtüye bürünen!
Arapça metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet meali
Türkçe okunuş yardımcıdır; Arapça telaffuzun bütün özelliklerini karşılamaz.
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ
ya eyyuhel muddessir
Ey örtüye bürünen!
قُمْ فَأَنذِرْ
kum fe enzir
Kalk da uyar.
وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ
ve rabbeke fe kebbir
Rabbini yücelt.
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ
ve siyabeke fe tahhir
Giydiklerini temiz tut.
وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ
verrucze fehcur
Kötü şeyleri terke devam et.
وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ
ve la temnun testeksir
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ
ve li rabbike fasbir
Rabbin için sabret.
فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ
fe iza nukıre fin naku
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
Kaynakta 8–10. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ
fe zalike yevme izin yevmun asi
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
Kaynakta 8–10. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ
alel kafirine ğayru yesir
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
Kaynakta 8–10. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا
zerni ve men halaktu vahida
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Kaynakta 11–14. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا
ve ce'altu lehu malen memduda
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Kaynakta 11–14. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَبَنِينَ شُهُودًا
ve benine şuhuda
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Kaynakta 11–14. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا
ve mehhedtu lehu temhida
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Kaynakta 11–14. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ
summe yatmau en ezid
Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar;
كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَـٰتِنَا عَنِيدًا
kella innehu kane li ayatina anida
Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.
سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا
se urhikuhu sauda
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
i̇nnehu fekkere ve kadder
Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti;
فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
fe kutile keyfe kadder
Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!
ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
summe kutile keyfe kadder
Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!
ثُمَّ نَظَرَ
summe nazar
Sonra baktı;
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
summe abese ve beser
Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;
ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ
summe edbere vestekber
Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.
فَقَالَ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ
fe kale in haza illa sihrun yu'ser
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
Kaynakta 24–25. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ
i̇n haza illa kavlul beşer
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
Kaynakta 24–25. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
سَأُصْلِيهِ سَقَرَ
se uslihi sekar
İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ
ve ma edrake ma sekar
Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?
لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ
la tubki ve la tezer
O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.
لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ
levvahatun lil beşer
İnsanın derisini kavurur;
عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ
aleyha tis'ate aşer
Orada ondokuz bekçi vardır.
وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰٓئِكَةً ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَـٰنًا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَـٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا مَثَلًا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ
ve ma cealna ashaben nari illa melaiketen ve ma cealna ıddetehum illa fitneten lillezine keferu li yesteykınellezine utul kitabe ve yezdadellezine amenu imanen ve la yertabellezine utul kitabe vel mu'minune ve li yekulellezine fi kulubihim maradun vel kafirune maza eradallahu bi haza mesela kezalike yudıllullahu men yeşau ve yehdi men yeşa ve ma ya'lemu cunude rabbike illa hu ve ma hiye illa zikra lil beşer
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.
كَلَّا وَٱلْقَمَرِ
kella vel kamer
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Kaynakta 32–37. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ
vel leyli iz edber
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Kaynakta 32–37. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ
ves subhı iza esfer
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Kaynakta 32–37. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ
i̇nneha le ıhdel kuber
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Kaynakta 32–37. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ
neziren lil beşer
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Kaynakta 32–37. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ
li men şae minkum en yetekaddeme ev yeteahhar
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Kaynakta 32–37. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
kullu nefsin bima kesebet rehineh
Herkes kazancına bağlı bir rehindir;
إِلَّآ أَصْحَـٰبَ ٱلْيَمِينِ
i̇lla ashabel yemin
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
Kaynakta 39–42. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
فِى جَنَّـٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ
fi cennat yetesaelun
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
Kaynakta 39–42. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ
anil mucrimin
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
Kaynakta 39–42. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ
ma selekekum fi sekar
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
Kaynakta 39–42. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ
kalu lem neku minel musallin
Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ
ve lem neku nut'ımul miskin
"Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ
ve kunna nehudu maal haidin
"Batıla dalanlarla biz de dalardık."
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
ve kunna nukezzibu bi yevmid din
"Ceza gününü yalanlardık."
حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ
hatta etanel yakin
"Ölüm bize o haldeyken geldi."
فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَـٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِينَ
fe ma tenfeuhum şefaatuş şafiin
Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ
fe ma lehum anit tezkireti mu'rıdin
Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?
كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ
ke ennehum humurun mustenfireth
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
Kaynakta 50–51. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ
ferret min kasvereh
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
Kaynakta 50–51. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً
bel yuridu kullumriin minhum en yu'ta suhufen muneşşereh
Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.
كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
kella bel la yuhafunel ahıreh
Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.
كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ
kella innehu tezkireh
Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür.
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
fe men şae zekereh
Dileyen kimse öğüt alır.
وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ
ve ma yezkurune illa en yeşaallah huve ehlut takva ve ehlul mağfireh
Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.
Yorumlar ve cevaplar
Yorumlar kaynak metnin parçası değildir. Adınız ve yorumunuz, yönetici onayından sonra herkese açık görünür. Kişisel iletişim bilgisi paylaşmayın.
Henüz onaylanmış yorum yok.