عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
amme yetesaelun
Neyi soruşturuyorlar?
Arapça metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet meali
Türkçe okunuş yardımcıdır; Arapça telaffuzun bütün özelliklerini karşılamaz.
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
amme yetesaelun
Neyi soruşturuyorlar?
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ
anin nebeil azim
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
Kaynakta 2–3. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
ellezi hum fihi muhtelifun
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
Kaynakta 2–3. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
kella se ya'lemun
Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
summe kella se ya'lemun
Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَـٰدًا
e lem nec'alil arda mihada
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
Kaynakta 6–7. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا
vel cibale evtada
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
Kaynakta 6–7. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَخَلَقْنَـٰكُمْ أَزْوَٰجًا
ve halaknakum ezvaca
Sizi çift çift yarattık;
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا
ve cealna nevmekum subata
Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;
وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا
ve cealnel leyle libasa
Geceyi bir örtü yaptık;
وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا
ve cealnen nehare meaşa
Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا
ve beneyna fevkakum seb'an şidada
Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;
وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا
ve cealna siracen vehhaca
Parlak ışık veren güneşi varettik;
وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا
ve enzelna minel mu'sırati maen seccaca
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
Kaynakta 14–16. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا
li nuhrice bihi habben ve nebata
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
Kaynakta 14–16. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَجَنَّـٰتٍ أَلْفَافًا
ve cennatin elfafa
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
Kaynakta 14–16. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَـٰتًا
i̇nne yevmel faslı kane mikata
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.
يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا
yevme yunfehu fis suri fe te'tune efvaca
Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا
ve futihatis semau fe kanet ebvaba
Gökler kapı kapı açılacaktır.
وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا
ve suyyiretil cibalu fe kanet seraba
Dağlar yürütülüp serap olacaktır.
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا
i̇nne cehenneme kanet mirsada
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
Kaynakta 21–22. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابًا
lit tağine meaba
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
Kaynakta 21–22. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
لَّـٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا
labisine fiha ahkaba
Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا
la yezukune fiha berden ve la şeraba
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
Kaynakta 24–26. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا
i̇lla hamimen ve ğassaka
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
Kaynakta 24–26. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
جَزَآءً وِفَاقًا
cezaen vifaka
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
Kaynakta 24–26. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا
i̇nnehum kanu la yercune hısaba
Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابًا
ve kezzebu bi ayatina kizzaba
Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَـٰهُ كِتَـٰبًا
ve kulle şey'in ahsaynahu kitaba
Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
fe zuku felen nezidekum illa azaba
Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
i̇nne lil muttekine mefaza
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Kaynakta 31–34. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
حَدَآئِقَ وَأَعْنَـٰبًا
hadaika ve a'naba
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Kaynakta 31–34. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا
ve kevaıbe etraba
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Kaynakta 31–34. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَكَأْسًا دِهَاقًا
ve ke'sen dihaka
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Kaynakta 31–34. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا
la yes'meune fiha lağven ve la kizzaba
Orada boş ve yalan söz işitmezler.
جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا
cezaen min rabbike ataen hısaba
Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.
رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَـٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا
rabbis semavati vel ardı ve ma beynehumer rahmani la yemlikune minhu hitaba
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.
يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ صَفًّا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابًا
yevme yekumur ruhu vel melaiketu saffa la yetekellemune illa men ezine lehur rahmanu ve kale sevaba
Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.
ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
zalikel yevmul hakk femen şaettehaze ila rabbihi meaba
İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.
إِنَّآ أَنذَرْنَـٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَـٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا
i̇nna enzernakum azaben kariba yevme yenzurul mer'u ma kaddemet yedahu ve yekulul kafiru ya leyteni kuntu turaba
Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.
Yorumlar ve cevaplar
Yorumlar kaynak metnin parçası değildir. Adınız ve yorumunuz, yönetici onayından sonra herkese açık görünür. Kişisel iletişim bilgisi paylaşmayın.
Henüz onaylanmış yorum yok.