۞Kur’an-ı KerimOKU · ANLA · HATIRLA
21. SURE · 112 AYET

Enbiyâ Suresi

Arapça metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet meali

Türkçe okunuş yardımcıdır; Arapça telaffuzun bütün özelliklerini karşılamaz.

ٱقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ مُّعْرِضُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ikterebe lin nasi hisabuhum ve hum fi ğafletin mu'ridun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnsanların hesap görme zamanı yaklaştı, fakat onlar hala habersiz, hakdan yüz çeviriyorlar.

مَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّن رَّبِّهِم مُّحْدَثٍ إِلَّا ٱسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ma ye'tihim min zikrin min rabbihim muhdesin illestemeuhu ve hum yel'abun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.

Kaynakta 2–3. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ ۗ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ هَلْ هَـٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ ۖ أَفَتَأْتُونَ ٱلسِّحْرَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

lahiyeten kulubuhum ve eserrun necvellezine zalemu hel haza illa beşerun mislukum e fe te'tunes sihre ve entum tubsırun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.

Kaynakta 2–3. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ رَبِّى يَعْلَمُ ٱلْقَوْلَ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ ۖ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale rabbi ya'lemul kavle fis semai vel ardı ve huves semiul alim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde söyleneni bilir. O, işitendir, bilendir" dedi.

بَلْ قَالُوٓا۟ أَضْغَـٰثُ أَحْلَـٰمٍۭ بَلِ ٱفْتَرَىٰهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِـَٔايَةٍ كَمَآ أُرْسِلَ ٱلْأَوَّلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

bel kalu adğasu ahlamin belifterahu bel huve şaır fel ye'tina bi ayetin kema ursilel evvelun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlar: "Hayır; bunlar karışık rüyalardır", "Hayır; onu uydurmuştur", "Hayır; o şairdir", "Haydi önceki peygamberler gibi o da bize bir mucize getirsin" dediler.

مَآ ءَامَنَتْ قَبْلَهُم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَـٰهَآ ۖ أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ma amenet kablehum min karyetin ehleknaha e fe hum yu'minun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlardan önce yoketmiş olduğumuz kasabalar halkı inanmadılar, bunlar mı inanacaklar?

وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِمْ ۖ فَسْـَٔلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma erselna kableke illa ricalen nuhi ileyhim fes'elu ehlez zikri in kuntum la ta'lemun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun.

وَمَا جَعَلْنَـٰهُمْ جَسَدًا لَّا يَأْكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَانُوا۟ خَـٰلِدِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma cealnahum ceseden la ye'kulunet taame ve ma kanu halidin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz onları yemek yemez birer ceset kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdi.

ثُمَّ صَدَقْنَـٰهُمُ ٱلْوَعْدَ فَأَنجَيْنَـٰهُمْ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهْلَكْنَا ٱلْمُسْرِفِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

summe sadaknahumul va'de fe enceynahum ve men neşau ve ehleknel musrifin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sonra Biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik, kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık; aşırı gidenleri ise yok ettik.

لَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ كِتَـٰبًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

lekad enzelna ileykum kitaben fihi zikrukum e fe la ta'kılun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, size şerefiniz ve öğüt veren bir Kitap indirdik; akletmiyor musunuz?

وَكَمْ قَصَمْنَا مِن قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَأَنشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kem kasamna min karyetin kanet zalimeten ve enşe'na ba'deha kavmen aharin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Halkı zalim olan nice kasabaları kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka milletler varettik.

فَلَمَّآ أَحَسُّوا۟ بَأْسَنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَرْكُضُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe lemma ehassu be'sena iza hum minha yerkudun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlar bizim baskınımızı hissettiklerinde, oradan kaçmağa koyuluyorlardı.

لَا تَرْكُضُوا۟ وَٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَآ أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَـٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

la terkudu verciu ila ma utriftum fihi ve mesakinikum leallekum tus'elun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Koşup kaçmayın; size nimet verilen yere, yurdlarınıza dönün, elbette sorguya çekileceksiniz" dedik.

قَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu ya veylena inna kunna zalimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Vay başımıza gelenlere! Doğrusu biz haksızlık yapmış kimseleriz" dediler.

فَمَا زَالَت تِّلْكَ دَعْوَىٰهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَـٰهُمْ حَصِيدًا خَـٰمِدِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe ma zalet tilke da'vahum hatta cealnahum hasiden hamidin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz onları biçilmiş ot ve bir yığın kül haline getirinceye kadar haykırmaları devam etti.

وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَـٰعِبِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma halaknes semae vel arda ve ma beynehuma laıbin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

لَوْ أَرَدْنَآ أَن نَّتَّخِذَ لَهْوًا لَّٱتَّخَذْنَـٰهُ مِن لَّدُنَّآ إِن كُنَّا فَـٰعِلِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

lev eredna en nettehıze lehven lettehaznahu min ledunna in kunna fa'ılin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Eğlenme dileseydik, bunu yapacak olsaydık, şanımıza uygun şekilde yapardık; ama yapmayız.

بَلْ نَقْذِفُ بِٱلْحَقِّ عَلَى ٱلْبَـٰطِلِ فَيَدْمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ ۚ وَلَكُمُ ٱلْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

bel nakzifu bil hakkı alel batıli fe yedmeğuhu fe iza huve zahik ve lekumul veylu mimma tasıfun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Gerçeği batılın başına çarparız ve onun beynini parçalar; böylece batıl ortadan kalkar. Allah'a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü yazıklar olsun size!

وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَمَنْ عِندَهُۥ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lehu men fis semavati vel ard ve men indehu la yestekbirune an ıbadetihi ve la yestahsirun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten çekinmezler ve usanmazlar.

يُسَبِّحُونَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

yusebbihunel leyle ven nehare la yefturun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Gece ve gündüz, bıkmadan tesbih ederler.

أَمِ ٱتَّخَذُوٓا۟ ءَالِهَةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ هُمْ يُنشِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

emittehazu aliheten minel ardı hum yunşirun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yeryüzünde edindikleri tanrılar mı, onlar mı ölüleri diriltecekler?

لَوْ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَا ۚ فَسُبْحَـٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

lev kane fihima alihetun illallahu le fesedeta fe subhanallahi rabbil arşi amma yasıfun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Eğer yerle gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah, onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.

لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

la yus'elu amma yef'alu ve hum yus'elun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O, yaptığından sorumlu değildir, onlar ise sorumlu tutulacaklardır.

أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً ۖ قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَـٰنَكُمْ ۖ هَـٰذَا ذِكْرُ مَن مَّعِىَ وَذِكْرُ مَن قَبْلِى ۗ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْحَقَّ ۖ فَهُم مُّعْرِضُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

emittehazu min dunihi aliheh kul hatu burhanekum haza zikru men maiye ve zikru men kabli bel ekseruhum la ya'lemunel hakka fehum mu'ridun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O'nu bırakıp tanrılar mı edindiler? De ki: "Kesin delilinizi getirin. İşte benim ve ümmetimin Kitap'ı ve senden öncekilerin kitapları." Hayır; onların çoğu gerçeği bilmez de yüz çevirirler.

وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِىٓ إِلَيْهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعْبُدُونِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma erselna min kablike min resulin illa nuhi ileyhi ennehu la ilahe illa ene fa'budun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: "Benden başka tanrı yoktur, Bana kulluk edin" diye vahyetmişizdir.

وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَلَدًا ۗ سُبْحَـٰنَهُۥ ۚ بَلْ عِبَادٌ مُّكْرَمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kaluttehazer rahmanu veleden subhaneh bel ıbadun mukremun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Rahman çocuk edindi" dediler. Haşa; hayır, melekler şerefli kılınmış kullardır.

لَا يَسْبِقُونَهُۥ بِٱلْقَوْلِ وَهُم بِأَمْرِهِۦ يَعْمَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

la yesbikunehu bil kavli ve hum bi emrihi ya'melun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah'tan önce söz söyleyemezler; ancak O'nun emri üzerine iş işlerler.

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرْتَضَىٰ وَهُم مِّنْ خَشْيَتِهِۦ مُشْفِقُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ya'lemu ma beyne eydihim ve ma halfehum ve la yeşfeune illa li menirteda ve hum min haşyetihi muşfikun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler.

۞ وَمَن يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّىٓ إِلَـٰهٌ مِّن دُونِهِۦ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّـٰلِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve men yekul minhum inni ilahun min dunihi fe zalike neczihi cehennem kezalike necziz zalimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunlar içinde kim "Ben, Allah'tan başka bir tanrıyım" derse, işte onu cehennemle cezalandırırız. Zulmedenlerin cezasını böyle veririz.

أَوَلَمْ يَرَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَـٰهُمَا ۖ وَجَعَلْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ كُلَّ شَىْءٍ حَىٍّ ۖ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e ve lem yerellezine keferu ennes semavati vel arda kaneta retkan fe fetaknahuma ve cealna minel mai kulle şey'in hayy e fe la yu'minun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? İnanmıyorlar mı?

وَجَعَلْنَا فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَّعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve cealna fil ardı revasiye en temide bihim ve cealna fiha ficacen subulen leallehum yehtedun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yerleştirdik; rahat gidebilsinler diye aralarında geniş yollar varettik.

وَجَعَلْنَا ٱلسَّمَآءَ سَقْفًا مَّحْفُوظًا ۖ وَهُمْ عَنْ ءَايَـٰتِهَا مُعْرِضُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve cealnes semae sakfen mahfuza ve hum an ayatiha mu'ridun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Göğü karışıklıktan korunmuş bir tavan kıldık; oysa onlar bundaki delillerden yüz çeviriyorlar.

وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ ۖ كُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve huvellezi halakal leyle ven nehare veş şemse vel kamer kullun fi felekin yesbehun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yürür.

وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِّن قَبْلِكَ ٱلْخُلْدَ ۖ أَفَإِي۟ن مِّتَّ فَهُمُ ٱلْخَـٰلِدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma cealna li beşerin min kablikel huld e fe in mitte fe humul halidun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı?

كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ ۗ وَنَبْلُوكُم بِٱلشَّرِّ وَٱلْخَيْرِ فِتْنَةً ۖ وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kullu nefsin zaikatul mevt ve neblukum biş şerri vel hayri fitneh ve ileyna turceun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Her can ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak size iyilik ve kötülük veririz. Sonunda Bize dönersiniz.

وَإِذَا رَءَاكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَـٰذَا ٱلَّذِى يَذْكُرُ ءَالِهَتَكُمْ وَهُم بِذِكْرِ ٱلرَّحْمَـٰنِ هُمْ كَـٰفِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve iza reakellezine keferu in yettehızuneke illa huzuva e hazellezi yezkuru alihetekum ve hum bi zikrir rahmani hum kafirun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnkarcılar seni gördükleri zaman, şüphesiz, seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mudur?" derler ve Rahman'ın Kitabını işte onlar inkar ederler.

خُلِقَ ٱلْإِنسَـٰنُ مِنْ عَجَلٍ ۚ سَأُو۟رِيكُمْ ءَايَـٰتِى فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

hulikal insanu min acel seurikum ayati fe la testa'cilun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size ayetlerimi göstereceğim, bunu Benden acele istemeyin.

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadıkin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Doğru sözlü iseniz bildirin bu tehdit ne zamandır?" derler.

لَوْ يَعْلَمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَن وُجُوهِهِمُ ٱلنَّارَ وَلَا عَن ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

lev ya'lemullezine keferu hine la yekuffune an vucuhihimun nare ve la an zuhurihim ve la hum yunsarun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu kafirler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından menedemeyecekleri ve yardım da göremiyecekleri zamanı keşke bilseler.

بَلْ تَأْتِيهِم بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

bel te'tihim bağteten fe tebhetuhum fe la yesteti'une reddeha ve la hum yunzarun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çeviremezler; kendileri de ertelenmez.

وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُوا۟ مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekadistuhzie bi rusulin min kablike fe haka billezine sehıru minhum ma kanu bihi yestehziun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, senden önce birçok peygamber alaya alınmıştı da, alaya alanları, eğlendikleri şey mahvetmişti.

قُلْ مَن يَكْلَؤُكُم بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ مِنَ ٱلرَّحْمَـٰنِ ۗ بَلْ هُمْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِم مُّعْرِضُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kul men yekleukum bil leyli ven nehari miner rahman bel hum an zikri rabbihim mu'ridun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Geceleyin ve gündüzün sizi Rahman'dan kim koruyabilir?" Ama onlar Rablerinin Kitabından yüz çevirmektedirler.

أَمْ لَهُمْ ءَالِهَةٌ تَمْنَعُهُم مِّن دُونِنَا ۚ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَ أَنفُسِهِمْ وَلَا هُم مِّنَّا يُصْحَبُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em lehum alihetun temneuhum min dunina la yestetiune nasre enfusihim ve la hum minna yushabun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yoksa kendilerini bize karşı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler. Katımızdan da dostluk görmezler.

بَلْ مَتَّعْنَا هَـٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْعُمُرُ ۗ أَفَلَا يَرَوْنَ أَنَّا نَأْتِى ٱلْأَرْضَ نَنقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَآ ۚ أَفَهُمُ ٱلْغَـٰلِبُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

bel metta'na haulai ve abaehum hatta tale aleyhimul umur e fe la yerevne enna ne'til arda nenkusuha min etrafiha e fehumul ğalibun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mıdır?

قُلْ إِنَّمَآ أُنذِرُكُم بِٱلْوَحْىِ ۚ وَلَا يَسْمَعُ ٱلصُّمُّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا مَا يُنذَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kul innema unzirukum bil vahyi ve la yesmeus summud duae iza ma yunzerun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.

وَلَئِن مَّسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِّنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَـٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve le in messethum nefhatun min azabi rabbike le yekulunne ya veylena inna kunna zalimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbinin azabından onlara bir esinti dokunsa: "Vah bize! Doğrusu biz haksızdık" derler.

وَنَضَعُ ٱلْمَوَٰزِينَ ٱلْقِسْطَ لِيَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا ۖ وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا ۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَـٰسِبِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve nedaul mevazinel kısta li yevmil kıyameti fe la tuzlemu nefsun şey'a ve in kane miskale habbetin min hardelin eteyna biha ve kefa bina hasibin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ ٱلْفُرْقَانَ وَضِيَآءً وَذِكْرًا لِّلْمُتَّقِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad ateyna musa ve harunel furkane ve dıyaen ve zikren lil muttekin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran Kitap'ı sakınanlar için ışık ve öğüt olarak verdik.

ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشْفِقُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ellezine yahşevne rabbehum bil ğaybi ve hum mines saati muşfikun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlar görmedikleri halde Rablerinden korkarlar; kıyamet saatinden de titrerler.

وَهَـٰذَا ذِكْرٌ مُّبَارَكٌ أَنزَلْنَـٰهُ ۚ أَفَأَنتُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve haza zikrun mubarekun enzelnah e fe entum lehu munkirun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte bu, indirdiğimiz kutsal bir Kitap'dır. Siz mi onu inkar ediyorsunuz?

۞ وَلَقَدْ ءَاتَيْنَآ إِبْرَٰهِيمَ رُشْدَهُۥ مِن قَبْلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَـٰلِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad ateyna ibrahime ruşdehu min kablu ve kunna bihi alimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, daha önce İbrahim'e de akla uygun olanı göstermiştik. Biz onu biliyorduk.

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا هَـٰذِهِ ٱلتَّمَاثِيلُ ٱلَّتِىٓ أَنتُمْ لَهَا عَـٰكِفُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇z kale li ebihi ve kavmihi ma hazihit temasilulleti entum leha akifun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İbrahim, babasına ve milletine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti.

قَالُوا۟ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا لَهَا عَـٰبِدِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu vecedna abaena leha abidin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Babalarımızı onlara tapar bulduk" demişlerdi.

قَالَ لَقَدْ كُنتُمْ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمْ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale lekad kuntum entum ve abaukum fi dalalin mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İbrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" deyince:

قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا بِٱلْحَقِّ أَمْ أَنتَ مِنَ ٱللَّـٰعِبِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu e ci'tena bil hakkı em ente minel laıbin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Sen bize gerçeği mi getirdin yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.

قَالَ بَل رَّبُّكُمْ رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ٱلَّذِى فَطَرَهُنَّ وَأَنَا۠ عَلَىٰ ذَٰلِكُم مِّنَ ٱلشَّـٰهِدِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale bel rabbukum rabbus semavati vel ardıllezi fatarahunne ve ene ala zalikum mineş şahidin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O şöyle dedi: "Hayır; Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim."

وَتَٱللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصْنَـٰمَكُم بَعْدَ أَن تُوَلُّوا۟ مُدْبِرِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve tallahi le ekidenne asnamekum ba'de en tuvellu mudbirin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Allah'a yemin ederim ki, siz ayrıldıktan sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım!"

فَجَعَلَهُمْ جُذَٰذًا إِلَّا كَبِيرًا لَّهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe cealehum cuzazen illa kebiren lehum leallehum ileyhi yerciun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye, sağlam bıraktı.

قَالُوا۟ مَن فَعَلَ هَـٰذَا بِـَٔالِهَتِنَآ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu men feale haza bi alihetina innehu le minez zalimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Milleti: "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir" dediler.

قَالُوا۟ سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُۥٓ إِبْرَٰهِيمُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu semi'na feten yezkuruhum yukalu lehu ibrahim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin" dediler.

Kaynakta 60–61. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالُوا۟ فَأْتُوا۟ بِهِۦ عَلَىٰٓ أَعْيُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu fe'tu bihi ala a'yunin nasi leallehum yeşhedun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin" dediler.

Kaynakta 60–61. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالُوٓا۟ ءَأَنتَ فَعَلْتَ هَـٰذَا بِـَٔالِهَتِنَا يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu e ente fealte haza bi alihetina ya ibrahim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İbrahim gelince, ona: "Ey İbrahim, bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler.

قَالَ بَلْ فَعَلَهُۥ كَبِيرُهُمْ هَـٰذَا فَسْـَٔلُوهُمْ إِن كَانُوا۟ يَنطِقُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale bel fealehu kebiruhum haza fes'eluhum in kanu yentıkun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.

فَرَجَعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ فَقَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ أَنتُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe receu ila enfusihim fe kalu innekum entumuz zalimun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.

Kaynakta 64–65. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

ثُمَّ نُكِسُوا۟ عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هَـٰٓؤُلَآءِ يَنطِقُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

summe nukisu ala ruusihim lekad alimte ma haulai yentıkun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.

Kaynakta 64–65. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ أَفَتَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكُمْ شَيْـًٔا وَلَا يَضُرُّكُمْ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale e fe ta'budune min dunillahi ma la yenfeukum şey'en ve la yadurrukum

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi.

Kaynakta 66–67. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أُفٍّ لَّكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

uffin lekum ve li ma ta'budune min dunillah e fe la ta'kılun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi.

Kaynakta 66–67. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالُوا۟ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوٓا۟ ءَالِهَتَكُمْ إِن كُنتُمْ فَـٰعِلِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu harrikuhu vansuru alihetekum in kuntum faılin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.

قُلْنَا يَـٰنَارُ كُونِى بَرْدًا وَسَلَـٰمًا عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kulna ya naru kuni berden ve selamen ala ibrahim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.

وَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًا فَجَعَلْنَـٰهُمُ ٱلْأَخْسَرِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve eradu bihi keyden fe cealna humul ahserin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ona düzen kurmak istediler, fakat Biz onları hüsrana uğrattık.

وَنَجَّيْنَـٰهُ وَلُوطًا إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَـٰرَكْنَا فِيهَا لِلْعَـٰلَمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve necceynahu ve lutan ilel ardılleti barakna fiha lil alemin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onu da, Lut'u da, alemler için kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.

وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَـٰقَ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةً ۖ وَكُلًّا جَعَلْنَا صَـٰلِحِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve vehebna lehu ishak ve ya'kube nafileh ve kullen cealna salihin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İbrahim'e, buna ilaveten İshak ve Yakub'u da verdik, her birini iyi kimseler kıldık.

وَجَعَلْنَـٰهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِمْ فِعْلَ ٱلْخَيْرَٰتِ وَإِقَامَ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءَ ٱلزَّكَوٰةِ ۖ وَكَانُوا۟ لَنَا عَـٰبِدِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve cealnahum eimmeten yehdune bi emrina ve evhayna ileyhim fi'lel hayrati ve ikames salati ve itaez zekah ve kanu lena abidin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler yaptık; onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.

وَلُوطًا ءَاتَيْنَـٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَـٰهُ مِنَ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَت تَّعْمَلُ ٱلْخَبَـٰٓئِثَ ۗ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍ فَـٰسِقِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lutan ateynahu hukmen ve ılmen ve necceynahu minel karyetilleti kanet ta'melul habais innehum kanu kavme sev'in fasikin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Lut'a da hüküm ve ilim verdik; onu, çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir milletti.

وَأَدْخَلْنَـٰهُ فِى رَحْمَتِنَآ ۖ إِنَّهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve edhalnahu fi rahmetina innehu mines salihin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Lut'u rahmetimizin içine aldık; doğrusu o iyilerdendi.

وَنُوحًا إِذْ نَادَىٰ مِن قَبْلُ فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَنَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve nuhan iz nada min kablu festecebna lehu fe necceynahu ve ehlehu minel kerbil azim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Nuh da daha önceleri Bize yalvarmıştı, onun duasını kabul edip, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.

وَنَصَرْنَـٰهُ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَآ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍ فَأَغْرَقْنَـٰهُمْ أَجْمَعِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve nasarnahu minel kavmillezine kezzebu bi ayatina innehum kanu kavme sev'in fe ağraknahum ecmain

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ayetlerimizi yalanlayan millete karşı ona yardım ettik. Doğrusu onlar fena bir milletti, hepsini suda boğduk.

وَدَاوُۥدَ وَسُلَيْمَـٰنَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِى ٱلْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ ٱلْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَـٰهِدِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve davude ve suleymane iz yahkumani fil harsi iz nefeşet fihi ğanemul kavm ve kunna li hukmihim şahidin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Davud ve Süleyman da milletin koyunlarının yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlarken, Biz onların hükmüne şahiddik.

فَفَهَّمْنَـٰهَا سُلَيْمَـٰنَ ۚ وَكُلًّا ءَاتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا ۚ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَٱلطَّيْرَ ۚ وَكُنَّا فَـٰعِلِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe fehhemnaha suleyman ve kullen ateyna hukmen ve ılmen ve sehharna mea davudel cibale yusebbihne vet tayr ve kunna faılin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Süleyman'a bu meselenin hükmünü bildirmiştik; her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile beraber tesbih etsinler diye dağları ve kuşları buyruk altına aldık. Bunları Biz yapmıştık.

وَعَلَّمْنَـٰهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمْ لِتُحْصِنَكُم مِّنۢ بَأْسِكُمْ ۖ فَهَلْ أَنتُمْ شَـٰكِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve allemnahu san'ate lebusin lekum li tuhsınekum min be'sikum fe hel entum şakirun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?

وَلِسُلَيْمَـٰنَ ٱلرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِى بِأَمْرِهِۦٓ إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَـٰرَكْنَا فِيهَا ۚ وَكُنَّا بِكُلِّ شَىْءٍ عَـٰلِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve li suleymaner riha asıfeten tecri bi emrihi ilel ardılleti barekna fiha ve kunna bi kulli şey'in alimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk.

وَمِنَ ٱلشَّيَـٰطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُۥ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَكُنَّا لَهُمْ حَـٰفِظِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve mineş şeyatini men yeğusune lehu ve ya'melune amelen dune zalik ve kunna lehum hafızin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini gözetiyorduk.

۞ وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve eyyube iz nada rabbehu enni messeniyed durru ve ente erhamur rahimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Eyyub da: "Başıma bir bela geldi, (Sana sığındım), Sen merhametlilerin merhametlisisin" diye Rabbine nida etmişti.

فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَكَشَفْنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرٍّ ۖ وَءَاتَيْنَـٰهُ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَىٰ لِلْعَـٰبِدِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

festecebna lehu fe keşefna ma bihi min durrin ve ateynahu ehlehu ve mislehum meahum rahmeten min ındina ve zikra lil abidin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik.

وَإِسْمَـٰعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا ٱلْكِفْلِ ۖ كُلٌّ مِّنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ismaile ve idrise ve zelkifl kullun mines sabirin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İsmail, İdris ve Zülkifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi.

وَأَدْخَلْنَـٰهُمْ فِى رَحْمَتِنَآ ۖ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve edhalnahum fi rahmetina innehum mines salihin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onları rahmetimizin içine aldık; doğrusu onlar iyilerdendi.

وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَـٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَـٰتِ أَن لَّآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَـٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve zennuni iz zehebe muğadıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nada fiz zulumati en la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minez zalimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Zünnun (Balık Sahibi; Yunus) hakkında söylediğimizi de an. O, öfkelenerek giderken, kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı; fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka tanrı yoktur, Sen münezzehsin, doğrusu ben haksızlık edenlerdenim" diye seslenmişti.

فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَنَجَّيْنَـٰهُ مِنَ ٱلْغَمِّ ۚ وَكَذَٰلِكَ نُـۨجِى ٱلْمُؤْمِنِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

festecebna lehu ve necceynahu minel ğamm ve kezalike nuncil mu'minin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz de ona cevap verip, onu üzüntüden kurtarmıştık. inananları böyle kurtarırız.

وَزَكَرِيَّآ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرْنِى فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْوَٰرِثِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve zekeriyya iz nada rabbehu rabbi la tezerni ferden ve ente hayrul varisin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Zekeriya da: "Rabbim! Beni tek Başıma bırakma, Sen varislerin en hayırlısısın" diye nida etmişti.

فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَوَهَبْنَا لَهُۥ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُۥ زَوْجَهُۥٓ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ يُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا ۖ وَكَانُوا۟ لَنَا خَـٰشِعِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

festecebna leh ve vehebna lehu yahya ve aslahna lehu zevceh innehum kanu yusariune fil hayrati ve yed'unena reğaben ve reheba ve kanu lena haşiin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz de ona icabet ederek, Yahya'yı bahşetmiş, eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı.

وَٱلَّتِىٓ أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلْنَـٰهَا وَٱبْنَهَآ ءَايَةً لِّلْعَـٰلَمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

velleti ahsanet ferceha fe nefahna fiha min ruhina ve cealnaha vebneha ayeten lil alemin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Mahrem yerini koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, alemler için bir mucize kılmıştık.

إِنَّ هَـٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُونِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nne hazihi ummetukum ummeten vahıdeten ve ene rabbukum fa'budun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Doğrusu tevhid dini olan Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim, artık Bana kulluk edin.

وَتَقَطَّعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ ۖ كُلٌّ إِلَيْنَا رَٰجِعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve tekattau emrehum beynehum kullun ileyna raciun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ama insanlar, din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar, hepsi Bize döneceklerdir.

فَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِۦ وَإِنَّا لَهُۥ كَـٰتِبُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe men ya'mel mines salihati ve huve mu'minun fe la kufrane li sa'yih ve inna lehu katibun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnanmış olarak yararlı iş işleyenin ameli inkar edilmeyecektir. Biz onu yazmaktayız.

وَحَرَٰمٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَـٰهَآ أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve haramun ala karyetin ehleknaha ennehum la yerciun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yok ettiğimiz kasaba halkının ahirette ceza görmek üzere Bize dönmemesi imkansızdır.

حَتَّىٰٓ إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٍ يَنسِلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

hatta iza futihat ye'cucu ve me'cucu ve hum min kulli hadebin yensilun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yecüc ve Mecüc'ün seddi yıkıldığı zaman her dere ve tepeden boşanırlar.

وَٱقْتَرَبَ ٱلْوَعْدُ ٱلْحَقُّ فَإِذَا هِىَ شَـٰخِصَةٌ أَبْصَـٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَـٰوَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَـٰذَا بَلْ كُنَّا ظَـٰلِمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vakterabel va'dul hakku fe iza hiye şahısatun ebsarullezine keferu ya veylena kad kunna fi ğafletin min haza bel kunna zalimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Gerçek vaad yaklaştığında, inkar edenlerin gözleri beleriverir: "Vah bize! Bundan önce gaflet içindeydik, hem de zalimdik" derler.

إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمْ لَهَا وَٰرِدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnekum ve ma ta'budune min dunillahi hasabu cehennem entum leha varidun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Siz ve Allah'tan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.

لَوْ كَانَ هَـٰٓؤُلَآءِ ءَالِهَةً مَّا وَرَدُوهَا ۖ وَكُلٌّ فِيهَا خَـٰلِدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

lev kane haulai aliheten ma veraduha ve kullun fiha halidun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Eğer bunlar tanrı olsaydı cehenneme girmezlerdi; hepsi orada temelli kalacaktır.

لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

lehum fiha zefirun ve hum fiha la yesmeun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Orada onlara ah etmek vardır; birşey de işitemezler.

إِنَّ ٱلَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُم مِّنَّا ٱلْحُسْنَىٰٓ أُو۟لَـٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnellezine sebekat lehum minnel husna ulaike anha mub'adun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yaptıklarına karşılık katımızdan kendileri için iyi şeyler yazılmış olanlar, işte onlar cehennemden uzak tutulanlardır.

لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا ۖ وَهُمْ فِى مَا ٱشْتَهَتْ أَنفُسُهُمْ خَـٰلِدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

la yesme'une hasiseha ve hum fi meştehet enfusuhum halidun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Cehennemin uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.

لَا يَحْزُنُهُمُ ٱلْفَزَعُ ٱلْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ هَـٰذَا يَوْمُكُمُ ٱلَّذِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

la yahzunuhumul fezeul ekberu ve tetelakkahumul melaikeh haza yevmukumullezi kuntum tuadun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

En büyük korku bile onları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar.

يَوْمَ نَطْوِى ٱلسَّمَآءَ كَطَىِّ ٱلسِّجِلِّ لِلْكُتُبِ ۚ كَمَا بَدَأْنَآ أَوَّلَ خَلْقٍ نُّعِيدُهُۥ ۚ وَعْدًا عَلَيْنَآ ۚ إِنَّا كُنَّا فَـٰعِلِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

yevme natvis semae ke tayyis sicilli lil kutub kema bede'na evvele halkın nuiduh va'den aleyna inna kunna faılin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Göğü, kitap dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu Biz yaparız.

وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِى ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعْدِ ٱلذِّكْرِ أَنَّ ٱلْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِىَ ٱلصَّـٰلِحُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad ketebna fiz zeburi min ba'diz zikri ennel arda yerisuha ıbadiyes salihun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.

إِنَّ فِى هَـٰذَا لَبَلَـٰغًا لِّقَوْمٍ عَـٰبِدِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nne fi haza le belağan li kavmin abidin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Doğrusu bu Kuran'da, kulluk eden kimselere bildiri vardır.

وَمَآ أَرْسَلْنَـٰكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَـٰلَمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma erselnake illa rahmeten lil alemin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.

قُلْ إِنَّمَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَـٰهُكُمْ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌ ۖ فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kul innema yuha ileyye ennema ilahukum ilahun vahid fe hel entum muslimun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Doğrusu tanrınızın tek bir Tanrı olduğu bana şüphesiz vahyolundu. Artık müslüman olacak mısınız?"

فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُلْ ءَاذَنتُكُمْ عَلَىٰ سَوَآءٍ ۖ وَإِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ أَم بَعِيدٌ مَّا تُوعَدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe in tevellev fe kul azentukum ala seva' ve in edri e karibun em baidun ma tuadun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı uzak mı olduğunu bilmem."

إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ مِنَ ٱلْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnehu ya'lemul cehre minel kavli ve ya'lemu ma tektumun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Doğrusu O, açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir."

وَإِنْ أَدْرِى لَعَلَّهُۥ فِتْنَةٌ لَّكُمْ وَمَتَـٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve in edri leallehu fitnetun lekum ve metaun ila hin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Bilmem; belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir."

قَـٰلَ رَبِّ ٱحْكُم بِٱلْحَقِّ ۗ وَرَبُّنَا ٱلرَّحْمَـٰنُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale rabbıhkum bil hakk ve rabbuner rahmanul musteanu ala ma tasıfun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Peygamber: "Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet, anlattıklarınıza karşı ancak Rahman olan Rabbimizden yardım istenir" dedi.

OKUYUCU NOTLARI

Yorumlar ve cevaplar

Yorumlar kaynak metnin parçası değildir. Adınız ve yorumunuz, yönetici onayından sonra herkese açık görünür. Kişisel iletişim bilgisi paylaşmayın.

Henüz onaylanmış yorum yok.

BİR AYET, BİR HATIRLATMA

Ayetini paylaş

Gizlilik tercihlerin

Siteyi okumak için istatistik veya reklam izni vermen gerekmez.

Bu seçim dini içerik okuma etkinliklerini kapsar. Yerel sayaçlarda IP adresin saklanmaz. Kayıtlar en fazla 90 gün tutulur. Reklam izinleri varsa sertifikalı CMP üzerinden ayrıca yönetilir.

Gizlilik ve çerezler