۞Kur’an-ı KerimOKU · ANLA · HATIRLA
20. SURE · 135 AYET

Tâhâ Suresi

Arapça metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet meali

Türkçe okunuş yardımcıdır; Arapça telaffuzun bütün özelliklerini karşılamaz.

طه

TÜRKÇE OKUNUŞU

ta ha

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ta, Ha.

مَآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ لِتَشْقَىٰٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ma enzelna aleykel kur'ane li teşka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.

Kaynakta 2–4. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِلَّا تَذْكِرَةً لِّمَن يَخْشَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇lla tezkireten li men yahşa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.

Kaynakta 2–4. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

تَنزِيلًا مِّمَّنْ خَلَقَ ٱلْأَرْضَ وَٱلسَّمَـٰوَٰتِ ٱلْعُلَى

TÜRKÇE OKUNUŞU

tenzilen mimmen halakal arda ves semavatil ula

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.

Kaynakta 2–4. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

ٱلرَّحْمَـٰنُ عَلَى ٱلْعَرْشِ ٱسْتَوَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

er rahmanu alel arşisteva

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rahman arşa hükmetmektedir.

لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ ٱلثَّرَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

lehu ma fis semavati ve ma fil ardı ve ma beynehuma ve ma tahtes sera

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Göklerde ve yerde, her ikisi arasında ve toprağın altında bulunanlar O'nundur.

وَإِن تَجْهَرْ بِٱلْقَوْلِ فَإِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلسِّرَّ وَأَخْفَى

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve in techer bil kavli fe innehu ya'lemus sirre ve ahfa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sen sözü istersen açığa vur, şüphesiz O gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.

ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ لَهُ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

allahu la ilahe illa huve lehul esmaul husna

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah'tan başka tanrı yoktur, en güzel isimler O'nundur.

وَهَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve hel etake hadisu musa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?

إِذْ رَءَا نَارًا فَقَالَ لِأَهْلِهِ ٱمْكُثُوٓا۟ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا لَّعَلِّىٓ ءَاتِيكُم مِّنْهَا بِقَبَسٍ أَوْ أَجِدُ عَلَى ٱلنَّارِ هُدًى

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇z rea naren fe kale li ehlihimkusu inni anestu naren lealli atikum minha bi kabesin ev ecidu alen nari huda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O, bir ateş görmüştü de, ailesine: "Durun, ben bir ateş gördüm, ya ondan size bir kor getirir, ya da ateşin yanında bir yol gösteren bulurum" demişti.

فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِىَ يَـٰمُوسَىٰٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe lemma etaha nudiye ya musa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa ateşin yanına gelince: "Ey Musa!" diye seslenildi:

إِنِّىٓ أَنَا۠ رَبُّكَ فَٱخْلَعْ نَعْلَيْكَ ۖ إِنَّكَ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nni ene rabbuke fehla' na'leyk inneke bil vadil mukaddesi tuva

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ben şüphesiz senin Rabbinim; ayağındakileri çıkar; çünkü sen, kutsal bir vadi olan Tuva'dasın."

وَأَنَا ٱخْتَرْتُكَ فَٱسْتَمِعْ لِمَا يُوحَىٰٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve enahtertuke festemi' li ma yuha

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ben seni seçtim; artık vahyolunanları dinle."

إِنَّنِىٓ أَنَا ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعْبُدْنِى وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِذِكْرِىٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nneni enallahu la ilahe illa ene fa'budni ve ekımis salate li zikri

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Şüphesiz Ben Allah'ım, Benden başka tanrı yoktur; Bana kulluk et; Beni anmak için namaz kıl."

إِنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ أَكَادُ أُخْفِيهَا لِتُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا تَسْعَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnes saate atiyetun ekadu uhfiha li tucza kullu nefsin bima tes'a

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, zamanını gizli tuttuğum kıyamet mutlaka gelecektir.

فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَن لَّا يُؤْمِنُ بِهَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ فَتَرْدَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe la yesuddenneke anha men la yu'minu biha vettebea hevahu fe terda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Buna inanmayan ve hevesine uyan kimse seni ondan alıkoymasın, yoksa helak olursun."

وَمَا تِلْكَ بِيَمِينِكَ يَـٰمُوسَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma tilke bi yeminike ya musa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Musa! Sağ elindeki nedir?"

قَالَ هِىَ عَصَاىَ أَتَوَكَّؤُا۟ عَلَيْهَا وَأَهُشُّ بِهَا عَلَىٰ غَنَمِى وَلِىَ فِيهَا مَـَٔارِبُ أُخْرَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale hiye asay etevekkeu aleyha ve ehuşşu biha ala ğanemi ve liye fiha mearibu uhra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "O benim değneğimdir, ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim, ondan daha birçok işlerde faydalanırım" dedi.

قَالَ أَلْقِهَا يَـٰمُوسَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale elkıha ya musa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Ey Musa! Bırak onu" dedi.

فَأَلْقَىٰهَا فَإِذَا هِىَ حَيَّةٌ تَسْعَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe elkaha fe iza hiye hayyetun tes'a

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bırakınca, değnek hemen, koşan bir yılan oluverdi.

قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ ۖ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا ٱلْأُولَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale huzha ve la tehaf se nuiduha siretehel ula

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın" dedi.

Kaynakta 21–23. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَٱضْمُمْ يَدَكَ إِلَىٰ جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍ ءَايَةً أُخْرَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vadmum yedeke ila cenahıke tahruc beydae min ğayri suin ayeten uhra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın" dedi.

Kaynakta 21–23. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

لِنُرِيَكَ مِنْ ءَايَـٰتِنَا ٱلْكُبْرَى

TÜRKÇE OKUNUŞU

li nuriyeke min ayatinel kubra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın" dedi.

Kaynakta 21–23. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇zheb ila fir'avne innehu tağa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Firavun'a git, doğrusu o azmıştır."

قَالَ رَبِّ ٱشْرَحْ لِى صَدْرِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale rabbişrah li sadri

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

Kaynakta 25–35. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَيَسِّرْ لِىٓ أَمْرِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve yessir li emri

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

Kaynakta 25–35. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَٱحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

vahlul ukdeten min lisani

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

Kaynakta 25–35. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

يَفْقَهُوا۟ قَوْلِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

yefkahu kavli

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

Kaynakta 25–35. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَٱجْعَل لِّى وَزِيرًا مِّنْ أَهْلِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

vec'al li veziren min ehli

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

Kaynakta 25–35. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

هَـٰرُونَ أَخِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

harune ahi

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

Kaynakta 25–35. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

ٱشْدُدْ بِهِۦٓ أَزْرِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

uşdud bihi ezri

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

Kaynakta 25–35. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَأَشْرِكْهُ فِىٓ أَمْرِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve eşrikhu fi emri

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

Kaynakta 25–35. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

كَىْ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

key nusebbihake kesira

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

Kaynakta 25–35. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَنَذْكُرَكَ كَثِيرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve nezkureke kesira

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

Kaynakta 25–35. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِنَّكَ كُنتَ بِنَا بَصِيرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nneke kunte bina basira

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

Kaynakta 25–35. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ قَدْ أُوتِيتَ سُؤْلَكَ يَـٰمُوسَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale kad utite su'leke ya musa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım."

Kaynakta 36–39. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً أُخْرَىٰٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad menenna aleyke merreten uhra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım."

Kaynakta 36–39. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِذْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ أُمِّكَ مَا يُوحَىٰٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇z evhayna ila ummike ma yuha

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım."

Kaynakta 36–39. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أَنِ ٱقْذِفِيهِ فِى ٱلتَّابُوتِ فَٱقْذِفِيهِ فِى ٱلْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ ٱلْيَمُّ بِٱلسَّاحِلِ يَأْخُذْهُ عَدُوٌّ لِّى وَعَدُوٌّ لَّهُۥ ۚ وَأَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةً مِّنِّى وَلِتُصْنَعَ عَلَىٰ عَيْنِىٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

enıkzifihi fit tabuti fakzifihi fil yemmi felyulkıhil yemmu bis sahıli ye'huzhu aduvvun li ve aduvvun leh ve elkaytu aleyke mehabbeten minni ve li tusnea ala ayni

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım."

Kaynakta 36–39. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِذْ تَمْشِىٓ أُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ مَن يَكْفُلُهُۥ ۖ فَرَجَعْنَـٰكَ إِلَىٰٓ أُمِّكَ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ ۚ وَقَتَلْتَ نَفْسًا فَنَجَّيْنَـٰكَ مِنَ ٱلْغَمِّ وَفَتَنَّـٰكَ فُتُونًا ۚ فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِىٓ أَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلَىٰ قَدَرٍ يَـٰمُوسَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇z temşi uhtuke fe tekulu hel edullukum ala men yekfuluh fe reca'nake ila ummike key takarre aynuha ve la tahzen ve katelte nefsen fe necceynake minel ğammi ve fetennake futuna fe lebiste sinine fi ehli medyene summe ci'te ala kaderin ya musa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kızkardeşin Firavun'un sarayına giderek: "Ona bakacak birini size göstereyim mi?" diyordu. Böylece, annen üzülmesin, sevinsin diye, seni ona iade etmiştik. Sen bir cana kıymıştın, seni üzüntüden kurtarmış ve seni birçok musibetlerle denemiştik. Bunun için, Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra, ey Musa, peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa gelince dönüp geldin.

وَٱصْطَنَعْتُكَ لِنَفْسِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

vastana'tuke li nefsi

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Seni kendim için ayırdım.

ٱذْهَبْ أَنتَ وَأَخُوكَ بِـَٔايَـٰتِى وَلَا تَنِيَا فِى ذِكْرِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇zheb ente ve ehuke bi ayati ve la teniya fi zikri

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sen ve kardeşin, ayetlerimle gidin; beni anmakta gevşek davranmayın.

ٱذْهَبَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇zheba ila fir'avne innehu tağa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Firavun'a gidin, doğrusu o azmıştır.

فَقُولَا لَهُۥ قَوْلًا لَّيِّنًا لَّعَلَّهُۥ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe kula lehu kavlen leyyinen leallehu yetezekkeru ev yahşa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar.

قَالَا رَبَّنَآ إِنَّنَا نَخَافُ أَن يَفْرُطَ عَلَيْنَآ أَوْ أَن يَطْغَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kala rabbena innena nehafu en yefruta aleyna ev en yatğa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa ve kardeşi: "Rabbimiz! Onun bize kötülük etmesinden veya azgınlığının artmasından korkarız" dediler.

قَالَ لَا تَخَافَآ ۖ إِنَّنِى مَعَكُمَآ أَسْمَعُ وَأَرَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale la tehafa inneni meakuma esmau ve era

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: "Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu."

Kaynakta 46–48. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَأْتِيَاهُ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْ ۖ قَدْ جِئْنَـٰكَ بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكَ ۖ وَٱلسَّلَـٰمُ عَلَىٰ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلْهُدَىٰٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe'tiyahu fe kula inna resula rabbike fe ersil meana beni israile ve la tuazzibhum kad ci'nake bi ayetin min rabbik ves selamu ala menittebeal huda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: "Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu."

Kaynakta 46–48. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِنَّا قَدْ أُوحِىَ إِلَيْنَآ أَنَّ ٱلْعَذَابَ عَلَىٰ مَن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nna kad uhıye ileyna ennel azabe ala men kezzebe ve tevella

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: "Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu."

Kaynakta 46–48. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ فَمَن رَّبُّكُمَا يَـٰمُوسَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale fe men rabbukuma ya musa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Firavun: "Musa! Rabbiniz kimdir?" dedi.

قَالَ رَبُّنَا ٱلَّذِىٓ أَعْطَىٰ كُلَّ شَىْءٍ خَلْقَهُۥ ثُمَّ هَدَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale rabbunellezi a'ta kulle şey'in halkahu summe heda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Rabbimiz, her şeye ayrı bir özellik veren, sonra doğru yola eriştirendir" dedi.

قَالَ فَمَا بَالُ ٱلْقُرُونِ ٱلْأُولَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale fe ma balul kurunil ula

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Firavun: "Öyleyse önceki nesillerin durumu ne oluyor?" dedi.

قَالَ عِلْمُهَا عِندَ رَبِّى فِى كِتَـٰبٍ ۖ لَّا يَضِلُّ رَبِّى وَلَا يَنسَى

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale ilmuha inde rabbi fi kitab la yadıllu rabbi ve la yensa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Onların bilgisi Rabbimin katında yazılıdır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz." dedi.

ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ مَهْدًا وَسَلَكَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّن نَّبَاتٍ شَتَّىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ellezi ceale lekumul arda mehden ve seleke lekum fiha subulen ve enzele mines semai maa fe ahrecna bihi ezvacen min nebatin şetta

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sizin için yeryüzünü döşeyen, yollar açan, gökten su indiren O'dur. Biz o su ile türlü türlü, çift çift bitkiler yetiştirdik.

كُلُوا۟ وَٱرْعَوْا۟ أَنْعَـٰمَكُمْ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلنُّهَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kulu ver'av en'amekum inne fi zalike le ayatin li ulin nuha

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İster yiyin, ister hayvanlarınızı otlatın, onlarda akıl sahipleri için şüphesiz dersler vardır.

۞ مِنْهَا خَلَقْنَـٰكُمْ وَفِيهَا نُعِيدُكُمْ وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ تَارَةً أُخْرَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

minha halaknakum ve fiha nuidukum ve minha nuhricukum tareten uhra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sizi yerden yarattık, oraya döndüreceğiz, sizi tekrar oradan çıkaracağız.

وَلَقَدْ أَرَيْنَـٰهُ ءَايَـٰتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَأَبَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad ereynahu ayatina kulleha fe kezzebe ve eba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: "Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım" dedi.

Kaynakta 56–58. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ أَجِئْتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ أَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَـٰمُوسَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale e ci'tena li tuhricena min ardına bi sihrike ya musa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: "Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım" dedi.

Kaynakta 56–58. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَلَنَأْتِيَنَّكَ بِسِحْرٍ مِّثْلِهِۦ فَٱجْعَلْ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ مَوْعِدًا لَّا نُخْلِفُهُۥ نَحْنُ وَلَآ أَنتَ مَكَانًا سُوًى

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe le ne'tiyenneke bi sıhrin mislihi fec'al beynena ve beyneke mev'ıden la nuhlifuhu nahnu ve la ente mekanen suva

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: "Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım" dedi.

Kaynakta 56–58. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ ٱلزِّينَةِ وَأَن يُحْشَرَ ٱلنَّاسُ ضُحًى

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale mev'ıdukum yevmuz zineti ve en yuhşeren nasu duha

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Buluşma zamanımız sizin bayram gününüzde, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.

فَتَوَلَّىٰ فِرْعَوْنُ فَجَمَعَ كَيْدَهُۥ ثُمَّ أَتَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe tevella fir'avnu fe cemea keydehu summe eta

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Firavun döndü, tuzaklarını toplayıp o gün geldi.

قَالَ لَهُم مُّوسَىٰ وَيْلَكُمْ لَا تَفْتَرُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا فَيُسْحِتَكُم بِعَذَابٍ ۖ وَقَدْ خَابَ مَنِ ٱفْتَرَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale lehum musa veylekum la tefteru alallahi keziben fe yushıtekum bi azab ve kad habe meniftera

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa onlara: "Size yazıklar olsun! Allah'a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azabla yok eder. Allah'a iftira eden hüsrana uğrar" dedi.

فَتَنَـٰزَعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe tenazeu emrehum beynehum ve eserrun necva

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sihirbazlar işi aralarında tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular.

قَالُوٓا۟ إِنْ هَـٰذَٰنِ لَسَـٰحِرَٰنِ يُرِيدَانِ أَن يُخْرِجَاكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِمَا وَيَذْهَبَا بِطَرِيقَتِكُمُ ٱلْمُثْلَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu in hazani le sahirani yuridani en yuhricakum min ardıkum bi sihrihima ve yezheba bi tarikatikumul musla

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa ile Harun'u göstererek: "Bu iki sihirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin en üstün dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar; onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sırayla gelin. Bugün üstün gelen başarıya erecektir" dediler.

Kaynakta 63–64. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَأَجْمِعُوا۟ كَيْدَكُمْ ثُمَّ ٱئْتُوا۟ صَفًّا ۚ وَقَدْ أَفْلَحَ ٱلْيَوْمَ مَنِ ٱسْتَعْلَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe ecmiu keydekum summe'tu saffa ve kad eflehal yevme menista'la

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa ile Harun'u göstererek: "Bu iki sihirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin en üstün dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar; onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sırayla gelin. Bugün üstün gelen başarıya erecektir" dediler.

Kaynakta 63–64. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالُوا۟ يَـٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلْقِىَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu ya musa imma en tulkıye ve imma en nekune evvele men elka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy, ya da önce biz koyalım" dediler.

قَالَ بَلْ أَلْقُوا۟ ۖ فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِن سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale bel elku fe iza hıbaluhum ve ısıyyuhum yuhayyelu ileyhi min sıhrihim enneha tes'a

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Siz koyun" dedi. Hemen, değnekleri ve ipleri, sihirleri yüzünden, Musa'ya sanki yürüyorlarmış gibi geldi.

فَأَوْجَسَ فِى نَفْسِهِۦ خِيفَةً مُّوسَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe evcese fi nefsihi hifeten musa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu yüzden Musa içinde bir korku hissetti.

قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْأَعْلَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kulna la tehaf inneke entel a'la

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Korkma, sen muhakkak daha üstünsün" dedik.

وَأَلْقِ مَا فِى يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوٓا۟ ۖ إِنَّمَا صَنَعُوا۟ كَيْدُ سَـٰحِرٍ ۖ وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيْثُ أَتَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve elkı ma fi yeminike telkaf ma sanau innema sanau keydu sahır ve la yuflihus sahıru haysu eta

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun, yaptıkları sadece sihirbaz düzenidir. Sihirbaz nereden gelirse gelsin başarı kazanamaz."

فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَـٰرُونَ وَمُوسَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe ulkıyes seharatu succeden kalu amenna bi rabbi harune ve musa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sonunda sihirbazlar: "Biz Musa ve Harun'un Rabbine inandık" deyip secdeye kapandılar.

قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ ۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ ۖ فَلَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَـٰفٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ فِى جُذُوعِ ٱلنَّخْلِ وَلَتَعْلَمُنَّ أَيُّنَآ أَشَدُّ عَذَابًا وَأَبْقَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale amentum lehu kable en azene lekum innehu le kebirukumullezi allemekumus sihr fe le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hilafin ve le usallibennekum fi cuzuın nahli ve le ta'lemunne eyyuna eşeddu azaben ve ebka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Firavun "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu size sihri öğreten, büyüğünüz odur. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sizi hurma kütüklerine asacağım. Hangimizin azabının daha çetin ve daha devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi.

قَالُوا۟ لَن نُّؤْثِرَكَ عَلَىٰ مَا جَآءَنَا مِنَ ٱلْبَيِّنَـٰتِ وَٱلَّذِى فَطَرَنَا ۖ فَٱقْضِ مَآ أَنتَ قَاضٍ ۖ إِنَّمَا تَقْضِى هَـٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَآ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu len nu'sireke ala ma caena minel beyyinati vellezi fatarana fakdi ma ente kad innema takdi hazihil hayated dunya

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İman eden sihirbazlar: "Seni, gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin. Doğrusu biz, yanılmalarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah'ın vereceği mükafat daha iyi ve daha devamlıdır" dediler.

Kaynakta 72–73. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِنَّآ ءَامَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغْفِرَ لَنَا خَطَـٰيَـٰنَا وَمَآ أَكْرَهْتَنَا عَلَيْهِ مِنَ ٱلسِّحْرِ ۗ وَٱللَّهُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nna amenna bi rabbina li yağfire lena hatayana ve ma ekrehtena aleyhi mines sihr vallahu hayrun ve ebka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İman eden sihirbazlar: "Seni, gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin. Doğrusu biz, yanılmalarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah'ın vereceği mükafat daha iyi ve daha devamlıdır" dediler.

Kaynakta 72–73. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِنَّهُۥ مَن يَأْتِ رَبَّهُۥ مُجْرِمًا فَإِنَّ لَهُۥ جَهَنَّمَ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnehu men ye'ti rabbehu mucrimen fe inne lehu cehennem la yemutu fiha ve la yahya

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbine suçlu olarak gelen bilsin ki, cehennem onun içindir. Orada ne ölür, ne yaşar.

وَمَن يَأْتِهِۦ مُؤْمِنًا قَدْ عَمِلَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلدَّرَجَـٰتُ ٱلْعُلَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve men ye'tihi mu'minen kad amiles salihati fe ulaike lehumud derecatul ula

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbine inanmış ve yararlı iş yaparak gelenlere, işte onlara, en üstün dereceler, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır. Bu, arınanların mükafatıdır.

Kaynakta 75–76. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

جَنَّـٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ مَن تَزَكَّىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

cennatu adnin tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve zalike cezau men tezekka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbine inanmış ve yararlı iş yaparak gelenlere, işte onlara, en üstün dereceler, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır. Bu, arınanların mükafatıdır.

Kaynakta 75–76. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَلَقَدْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِى فَٱضْرِبْ لَهُمْ طَرِيقًا فِى ٱلْبَحْرِ يَبَسًا لَّا تَخَـٰفُ دَرَكًا وَلَا تَخْشَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad evhayna ila musa en esri bi ibadi fadrib lehum tarikan fil bahri yebesa la tehafu dereken ve la tahşa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yürüt, denizde onlara kuru bir yol aç, batmaktan ve düşmanların yetişmesinden korkma, endişe etme" diye vahyettik.

فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ بِجُنُودِهِۦ فَغَشِيَهُم مِّنَ ٱلْيَمِّ مَا غَشِيَهُمْ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe etbeahum fir'avnu bi cunudihi fe ğaşiyehum minel yemmi ma ğaşiyehum

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Firavun, ordusuyla onları takip etti, deniz de onları içine alıverdi, hem de ne alış!

وَأَضَلَّ فِرْعَوْنُ قَوْمَهُۥ وَمَا هَدَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve edalle fir'avnu kavmehu ve ma heda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Firavun, milletini saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.

يَـٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ قَدْ أَنجَيْنَـٰكُم مِّنْ عَدُوِّكُمْ وَوَٰعَدْنَـٰكُمْ جَانِبَ ٱلطُّورِ ٱلْأَيْمَنَ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ya beni israile kad enceynakum min aduvvikum ve vaadnakum canibet turil eymene ve nezzelna aleykumul menne ves selva

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmanınızdan kurtardık, Tur'un sağ yanını size vadettik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.

كُلُوا۟ مِن طَيِّبَـٰتِ مَا رَزَقْنَـٰكُمْ وَلَا تَطْغَوْا۟ فِيهِ فَيَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبِى ۖ وَمَن يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبِى فَقَدْ هَوَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kulu min tayyibati ma rezaknakum ve la tatğav fihi fe yahılle aleykum ğadabi ve men yahlil aleyhi ğadabi fe kad heva

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yiyin, bunda aşırı gitmeyin ki gazabımı haketmeyesiniz. Gazabımı hakeden kimse muhakkak mahvolur.

وَإِنِّى لَغَفَّارٌ لِّمَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا ثُمَّ ٱهْتَدَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve inni le ğaffarun li men tabe ve amene ve amile salihan summehteda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Doğrusu Ben, tevbe edeni, inanıp yararlı iş işleyerek doğru yola gireni bağışlarım.

۞ وَمَآ أَعْجَلَكَ عَن قَوْمِكَ يَـٰمُوسَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma a'celeke an kavmike ya musa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Musa! Seni milletinden daha çabuk gelmeye sevkeden nedir?" dedik.

قَالَ هُمْ أُو۟لَآءِ عَلَىٰٓ أَثَرِى وَعَجِلْتُ إِلَيْكَ رَبِّ لِتَرْضَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale hum ulai ala eseri ve aciltu ileyke rabbi li terda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Onlar ardımdadır, Rabbim! Hoşnut olman için Sana acele geldim" dedi.

قَالَ فَإِنَّا قَدْ فَتَنَّا قَوْمَكَ مِنۢ بَعْدِكَ وَأَضَلَّهُمُ ٱلسَّامِرِىُّ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale fe inna kad fetenna kavmeke min ba'dike ve edallehumus samiriyy

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Doğrusu Biz, senden sonra milletini sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.

فَرَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَـٰنَ أَسِفًا ۚ قَالَ يَـٰقَوْمِ أَلَمْ يَعِدْكُمْ رَبُّكُمْ وَعْدًا حَسَنًا ۚ أَفَطَالَ عَلَيْكُمُ ٱلْعَهْدُ أَمْ أَرَدتُّمْ أَن يَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبٌ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَخْلَفْتُم مَّوْعِدِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe recea musa ila kavmihi ğadbane esifa kale ya kavmi e lem yaıdkum rabbukum va'den hasena e fe tale aleykumul ahdu em eredtum en yahılle aleykum ğadabun min rabbikum fe ahleftum mev'ıdi

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa, milletine kızgın ve üzgün olarak döndü. "Ey milletim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti, yoksa Rabbinizin gazabına mı uğramak istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?" dedi.

قَالُوا۟ مَآ أَخْلَفْنَا مَوْعِدَكَ بِمَلْكِنَا وَلَـٰكِنَّا حُمِّلْنَآ أَوْزَارًا مِّن زِينَةِ ٱلْقَوْمِ فَقَذَفْنَـٰهَا فَكَذَٰلِكَ أَلْقَى ٱلسَّامِرِىُّ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu ma ahlefna mev'ıdeke bi melkina ve lakinna hummilna evzaren min zinetil kavmi fe kazefnaha fe kezalike elkas samiriyy

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlar: "Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. O milletin ziynet eşyasından bize yükler dolusu taşıtıldı. Biz onları ateşe attık, aynı şekilde Samiri de attı" dediler.

فَأَخْرَجَ لَهُمْ عِجْلًا جَسَدًا لَّهُۥ خُوَارٌ فَقَالُوا۟ هَـٰذَآ إِلَـٰهُكُمْ وَإِلَـٰهُ مُوسَىٰ فَنَسِىَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe ahrece lehum ıclen ceseden lehu huvarun fe kalu haza ilahukum ve ilahu musa fe nesiy

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunun üzerine Samiri onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya koydu. O ve adamları: "Bu sizin de Musa'nın da tanrısıdır, ama o unuttu" dediler.

أَفَلَا يَرَوْنَ أَلَّا يَرْجِعُ إِلَيْهِمْ قَوْلًا وَلَا يَمْلِكُ لَهُمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

e fe la yerevne ella yerciu ileyhim kavlen ve la yemliku lehum darren ve la nef'a

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Görmüyorlar mıydı ki, o heykel onlara ne söz söyleyebilir, ne zarar ve ne de fayda verebilirdi?

وَلَقَدْ قَالَ لَهُمْ هَـٰرُونُ مِن قَبْلُ يَـٰقَوْمِ إِنَّمَا فُتِنتُم بِهِۦ ۖ وَإِنَّ رَبَّكُمُ ٱلرَّحْمَـٰنُ فَٱتَّبِعُونِى وَأَطِيعُوٓا۟ أَمْرِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad kale lehum harunu min kablu ya kavmi innema futintum bih ve inne rabbekumur rahmanu fettebiuni ve etiu emri

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, Harun da onlara önceden: "Ey milletim! Siz bu buzağı ile sınanıyorsunuz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahman'dır. Bana uyun, emrime itaat edin" demişti.

قَالُوا۟ لَن نَّبْرَحَ عَلَيْهِ عَـٰكِفِينَ حَتَّىٰ يَرْجِعَ إِلَيْنَا مُوسَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu len nebreha aleyhi akifine hatta yercia ileyna musa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Musa bize dönene kadar buna sarılmaktan vazgeçmeyeceğiz" demişlerdi.

قَالَ يَـٰهَـٰرُونُ مَا مَنَعَكَ إِذْ رَأَيْتَهُمْ ضَلُّوٓا۟

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale ya harunu ma meneake iz reeytehum dallu

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa gelince: "Harun! Onların sapıttığını görünce seni benim yolumdan gitmekten alıkoyan nedir? Benim emrime karşı mı geldin?" dedi.

Kaynakta 92–93. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أَلَّا تَتَّبِعَنِ ۖ أَفَعَصَيْتَ أَمْرِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

ella tettebian e fe asayte emri

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa gelince: "Harun! Onların sapıttığını görünce seni benim yolumdan gitmekten alıkoyan nedir? Benim emrime karşı mı geldin?" dedi.

Kaynakta 92–93. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ يَبْنَؤُمَّ لَا تَأْخُذْ بِلِحْيَتِى وَلَا بِرَأْسِىٓ ۖ إِنِّى خَشِيتُ أَن تَقُولَ فَرَّقْتَ بَيْنَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَلَمْ تَرْقُبْ قَوْلِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale yebneumme la te'huz bi lıhyeti ve la bi re'si inni haşitu en tekule ferrakte beyne beni israile ve lem terkub kavli

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Harun: "Ey Annemoğlu! Saçımdan sakalımdan tutma; doğrusu İsrailoğulları arasına ayrılık koydun, sözüme bakmadın demenden korktum" dedi.

قَالَ فَمَا خَطْبُكَ يَـٰسَـٰمِرِىُّ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale fe ma hatbuke ya samiriyy

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Ey Samiri! Ya senin yaptığın nedir?" dedi.

قَالَ بَصُرْتُ بِمَا لَمْ يَبْصُرُوا۟ بِهِۦ فَقَبَضْتُ قَبْضَةً مِّنْ أَثَرِ ٱلرَّسُولِ فَنَبَذْتُهَا وَكَذَٰلِكَ سَوَّلَتْ لِى نَفْسِى

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale basurtu bi ma lem yabsuru bihi fe kabadtu kabdaten min eserir resuli fe nebeztuha ve kezalike sevvelet li nefsi

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Samiri: "Onların görmedikleri bir şey gördüm ve o sana gelen elçinin bastığı yerden bir avuç avuçladım. Bunu ziynet eşyasının eritildiği potaya attım. Nefsim böyle yaptırdı" dedi.

قَالَ فَٱذْهَبْ فَإِنَّ لَكَ فِى ٱلْحَيَوٰةِ أَن تَقُولَ لَا مِسَاسَ ۖ وَإِنَّ لَكَ مَوْعِدًا لَّن تُخْلَفَهُۥ ۖ وَٱنظُرْ إِلَىٰٓ إِلَـٰهِكَ ٱلَّذِى ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفًا ۖ لَّنُحَرِّقَنَّهُۥ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُۥ فِى ٱلْيَمِّ نَسْفًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale fezheb fe inne leke fil hayati en tekule la misase ve inne leke mev'ıden len tuhlefeh vanzur ila ilahikellezi zalte aleyhi akifa le nuharrikannehu summe le nensifennehu fil yemmi nesfa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Defol! Doğrusu artık hayatta, "Bana dokunmayın!" demenden başka yapacağın yoktur. Senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Durup üzerinde titrediğin tanrına bak, onu yakacağız, sonra denize dökeceğiz" dedi.

إِنَّمَآ إِلَـٰهُكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ وَسِعَ كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnema ilahukumullahullezi la ilahe illa huv vesia kulle şey'in ilma

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sizin Tanrınız, ancak, O'ndan başka tanrı olmayan Allah'tır. İlmi her şeyi içine almıştır.

كَذَٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ مَا قَدْ سَبَقَ ۚ وَقَدْ ءَاتَيْنَـٰكَ مِن لَّدُنَّا ذِكْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kezalike nakussu aleyke min enbai ma kad sebak ve kad ateynake min ledunna zikra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Geçmiş olayları sana böyle anlatırız. Katımızdan sana da bir Kitap verdik; kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyamet günü bir günah yükü yüklenecektir.

Kaynakta 99–100. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

مَّنْ أَعْرَضَ عَنْهُ فَإِنَّهُۥ يَحْمِلُ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ وِزْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

men a'rada anhu fe innehu yahmilu yevmel kıyameti vizra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Geçmiş olayları sana böyle anlatırız. Katımızdan sana da bir Kitap verdik; kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyamet günü bir günah yükü yüklenecektir.

Kaynakta 99–100. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

خَـٰلِدِينَ فِيهِ ۖ وَسَآءَ لَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ حِمْلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

halidine fih ve sae lehum yevmel kıyameti hımla

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Devamlı bu günahın azabında kalacaklar. Kıyamet günü onlar için ne kötüdür bu yük!

يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ ۚ وَنَحْشُرُ ٱلْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ زُرْقًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

yevme yunfehu fis suri ve nahşurul mucrimine yevme izin zurka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sura üflendiği gün, işte o gün, suçluları gözleri korkudan göğermiş olarak toplarız.

يَتَخَـٰفَتُونَ بَيْنَهُمْ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا عَشْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

yetehafetune beynehum in lebistum illa aşra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Siz dünyada sadece on gün eğleştiniz" diye, aralarında saklı saklı konuşurlar.

نَّحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ إِذْ يَقُولُ أَمْثَلُهُمْ طَرِيقَةً إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا يَوْمًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

nahnu a'lemu bima yekulune iz yekulu emseluhum tarikaten in lebistum illa yevma

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Aralarında konuştuklarını Biz daha iyi biliriz. En akıllıları: "Sadece bir gün eğleştiniz" der.

وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْجِبَالِ فَقُلْ يَنسِفُهَا رَبِّى نَسْفًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve yes'eluneke anil cibali fe kul yensifuha rabbi nesfa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin."

Kaynakta 105–108. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَيَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe yezeruha kaan safsafa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin."

Kaynakta 105–108. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

لَّا تَرَىٰ فِيهَا عِوَجًا وَلَآ أَمْتًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

la tera fiha ivecen ve la emta

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin."

Kaynakta 105–108. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ ٱلدَّاعِىَ لَا عِوَجَ لَهُۥ ۖ وَخَشَعَتِ ٱلْأَصْوَاتُ لِلرَّحْمَـٰنِ فَلَا تَسْمَعُ إِلَّا هَمْسًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

yevme izin yettebiuned daıye la ivece leh ve haşeatil asvatu lir rahmani fe la tesmeu illa hemsa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin."

Kaynakta 105–108. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

يَوْمَئِذٍ لَّا تَنفَعُ ٱلشَّفَـٰعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَرَضِىَ لَهُۥ قَوْلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

yevme izin la tenfauş şefaatu illa men ezine lehur rahmanu ve radıye lehu kavla

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِهِۦ عِلْمًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ya'lemu ma beyne eydihim ve ma halfehum ve la yuhitune bihi ılma

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah onların geçmişlerini de, geleceklerini de bilir. Onların hiçbirinin ilmi ise O'nu kuşatamaz.

۞ وَعَنَتِ ٱلْوُجُوهُ لِلْحَىِّ ٱلْقَيُّومِ ۖ وَقَدْ خَابَ مَنْ حَمَلَ ظُلْمًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve anetil vucuhu lil hayyil kayyum ve kad habe men hamele zulma

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnsanlar, diri ve her an yaratıklarını gözetip duran Allah'a boyun eğmiştir. Yükü zulüm olan kimse ise hüsrana uğramıştır.

وَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا يَخَافُ ظُلْمًا وَلَا هَضْمًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve men ya'mel mines salihati ve huve mu'minun fe la yehafu zulmen ve la hadma

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnanmış olarak, yararlı işler işleyen kimse, haksızlıktan ve hakkının yeneceğinden korkmaz.

وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَـٰهُ قُرْءَانًا عَرَبِيًّا وَصَرَّفْنَا فِيهِ مِنَ ٱلْوَعِيدِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ أَوْ يُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kezalike enzelnahu kur'anen arabiyyen ve sarrafna fihi minel vaidi leallehum yettekune ev yuhdisu lehum zikra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte Kuran'ı, Arapça okunmak üzere indirdik, onda tehditleri türlü türlü açıkladık ki belki sakınırlar yahut onlara ibret verir.

فَتَعَـٰلَى ٱللَّهُ ٱلْمَلِكُ ٱلْحَقُّ ۗ وَلَا تَعْجَلْ بِٱلْقُرْءَانِ مِن قَبْلِ أَن يُقْضَىٰٓ إِلَيْكَ وَحْيُهُۥ ۖ وَقُل رَّبِّ زِدْنِى عِلْمًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe tealallahul melikul hak ve la ta'cel bil kur'ani min kabli en yukda ileyke vahyuhu ve kul rabbi zidni ılma

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Gerçek hükümdar olan Allah Yüce'dir. Kuran sana vahyedilirken, vahy bitmezden önce, unutmamak için, tekrarda acele edip durma, "Rabbim! ilmimi artır" de.

وَلَقَدْ عَهِدْنَآ إِلَىٰٓ ءَادَمَ مِن قَبْلُ فَنَسِىَ وَلَمْ نَجِدْ لَهُۥ عَزْمًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad ahidna ila ademe min kablu fe nesiye ve lem necid lehu azma

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki daha önce "Adem'e secde edin" demiştik; İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o çekinmişti.

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblis eba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik.

Kaynakta 116–119. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَقُلْنَا يَـٰٓـَٔادَمُ إِنَّ هَـٰذَا عَدُوٌّ لَّكَ وَلِزَوْجِكَ فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ ٱلْجَنَّةِ فَتَشْقَىٰٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe kulna ya ademu inne haza aduvvun leke ve li zevcike fe la yuhricennekuma minel cenneti fe teşka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik.

Kaynakta 116–119. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِنَّ لَكَ أَلَّا تَجُوعَ فِيهَا وَلَا تَعْرَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nne leke ella tecua fiha ve la ta'ra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik.

Kaynakta 116–119. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَأَنَّكَ لَا تَظْمَؤُا۟ فِيهَا وَلَا تَضْحَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve enneke la tazmeu fiha ve la tadha

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik.

Kaynakta 116–119. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَوَسْوَسَ إِلَيْهِ ٱلشَّيْطَـٰنُ قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ هَلْ أَدُلُّكَ عَلَىٰ شَجَرَةِ ٱلْخُلْدِ وَمُلْكٍ لَّا يَبْلَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe vesvese ileyhiş şeytanu kale ya ademu hel edulluke ala şeceretil huldi ve mulkin la yebla

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ama şeytan ona vesvese verip: "Ey Adem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?" dedi.

فَأَكَلَا مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ ۚ وَعَصَىٰٓ ءَادَمُ رَبَّهُۥ فَغَوَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe ekela minha fe bedet lehuma sev'atuhuma ve tafıka yahsıfani aleyhima min varakıl cenneti ve asa ademu rabbehu fe ğava

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunun üzerine ikisi de o ağacın meyvesinden yedi, ayıp yerleri görünüverdi. Cennet yapraklarıyla örtünmeye koyuldular. Adem, Rabbine baş kaldırdı ve yolunu şaşırdı.

ثُمَّ ٱجْتَبَـٰهُ رَبُّهُۥ فَتَابَ عَلَيْهِ وَهَدَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

summectebahu rabbuhu fe tabe aleyhi ve heda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbi yine de onu seçip tevbesini kabul etti, ona doğru yolu gösterdi.

قَالَ ٱهْبِطَا مِنْهَا جَمِيعًۢا ۖ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ ۖ فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّى هُدًى فَمَنِ ٱتَّبَعَ هُدَاىَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalehbita minha cemian ba'dukum li ba'dın aduvv fe imma ye'tiyennekum minni huden fe menittebea hudaye fe la yadıllu ve la yeşka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Elbet size Benden bir yol gösteren gelir; Benim yoluma uyan ne sapar ve ne de bedbaht olur."

وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِى فَإِنَّ لَهُۥ مَعِيشَةً ضَنكًا وَنَحْشُرُهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ أَعْمَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve men a'rada an zikri fe inne lehu maişeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyameti a'ma

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Benim Kitap'ımdan yüz çeviren bilsin ki onun dar bir geçimi olur ve kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz.

قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرْتَنِىٓ أَعْمَىٰ وَقَدْ كُنتُ بَصِيرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale rabbi lime haşerteni a'ma ve kad kuntu basira

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O zaman: "Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim" der.

قَالَ كَذَٰلِكَ أَتَتْكَ ءَايَـٰتُنَا فَنَسِيتَهَا ۖ وَكَذَٰلِكَ ٱلْيَوْمَ تُنسَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale kezalike etetke ayatuna fe nesiteha ve kezalikel yevme tunsa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Böyledir, ayetlerimiz sana gelmişti de sen onları unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der.

وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى مَنْ أَسْرَفَ وَلَمْ يُؤْمِنۢ بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِۦ ۚ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَشَدُّ وَأَبْقَىٰٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kezalike neczi men esrefe ve lem yu'min bi ayati rabbih ve le azabul ahıreti eşeddu ve ebka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte haddi aşanları, Rabbinin ayetlerine inanmayanları böylece cezalandıracağız. Hem, ahiretin azabı bu dünya azabından daha şiddetli ve daha devamlıdır.

أَفَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ يَمْشُونَ فِى مَسَـٰكِنِهِمْ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلنُّهَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e fe lem yehdi lehum kem ehlekna kablehum minel kuruni yemşune fi mesakinihim inne fi zalike le ayatin li ulin nuha

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onları yerlerinde gezdikleri, kendilerinden önce yok etmiş olduğumuz bunca nesiller doğru yola sevketmedi mi? Doğrusu bunlarda akıl sahipleri için ibretler vardır.

وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَكَانَ لِزَامًا وَأَجَلٌ مُّسَمًّى

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lev la kelimetun sebekat min rabbike le kane lizamen ve ecelun musemma

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Eğer Rabbinin verilmiş bir sözü ve tayin ettiği bir süre olmasaydı, hemen azaba uğrarlardı.

فَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ ٱلشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا ۖ وَمِنْ ءَانَآئِ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْ وَأَطْرَافَ ٱلنَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fasbir ala ma yekulune ve sebbih bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kable ğurubiha ve min anail leyli fe sebbih ve etrafen nehari lealleke terda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onların dediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et; gece saatlerinde ve gündüzleri de tesbih et ki Rabbinin rızasına eresin.

وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّنْهُمْ زَهْرَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ فِيهِ ۚ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve la temuddenne ayneyke ila ma metta'na bihi ezvacen minhum zehretel hayatid dunya li neftinehum fih ve rızku rabbike hayrun ve ebka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak bol bol geçimlik verdiğimiz kimselere sakın göz dikme, Rabbinin rızkı daha iyi ve daha devamlıdır.

وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصْطَبِرْ عَلَيْهَا ۖ لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقًا ۖ نَّحْنُ نَرْزُقُكَ ۗ وَٱلْعَـٰقِبَةُ لِلتَّقْوَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve'mur ehleke bis salati vastabir aleyha la nes'eluke rızka nahnu nerzukuk vel akıbetu lit takva

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz, sana rızık veren Biziz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanındır.

وَقَالُوا۟ لَوْلَا يَأْتِينَا بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّهِۦٓ ۚ أَوَلَمْ تَأْتِهِم بَيِّنَةُ مَا فِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kalu lev la ye'tina bi ayetin min rabbih e ve lem te'tihim beyyinetu ma fis suhufil ula

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya" derler. Onlara, önceki Kitablarda bulunan belgeler gelmedi mi?

وَلَوْ أَنَّآ أَهْلَكْنَـٰهُم بِعَذَابٍ مِّن قَبْلِهِۦ لَقَالُوا۟ رَبَّنَا لَوْلَآ أَرْسَلْتَ إِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ ءَايَـٰتِكَ مِن قَبْلِ أَن نَّذِلَّ وَنَخْزَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lev enna ehleknahum bi azabin min kablihi le kalu rabbena lev la erselte ileyna resulen fe nettebia ayatike min kabli en nezille ve nahza

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Eğer onları ondan önce bir azaba uğratarak yok etseydik: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, alçak ve rezil olmazdan önce ayetlerine uysaydık, olmaz mıydı?" diyeceklerdi.

قُلْ كُلٌّ مُّتَرَبِّصٌ فَتَرَبَّصُوا۟ ۖ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ أَصْحَـٰبُ ٱلصِّرَٰطِ ٱلسَّوِىِّ وَمَنِ ٱهْتَدَىٰ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kul kullun muterebbisun fe terabbesu fe se ta'lemune men ashabus sıratıs seviyyi ve menihteda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Herkes gözlemektedir, siz de gözleyin. Şüphesiz düz yolun sahiplerinin kimler olduğunu ve kimlerin doğru yolda bulunduğunu bileceksiniz."

OKUYUCU NOTLARI

Yorumlar ve cevaplar

Yorumlar kaynak metnin parçası değildir. Adınız ve yorumunuz, yönetici onayından sonra herkese açık görünür. Kişisel iletişim bilgisi paylaşmayın.

Henüz onaylanmış yorum yok.

BİR AYET, BİR HATIRLATMA

Ayetini paylaş

Gizlilik tercihlerin

Siteyi okumak için istatistik veya reklam izni vermen gerekmez.

Bu seçim dini içerik okuma etkinliklerini kapsar. Yerel sayaçlarda IP adresin saklanmaz. Kayıtlar en fazla 90 gün tutulur. Reklam izinleri varsa sertifikalı CMP üzerinden ayrıca yönetilir.

Gizlilik ve çerezler