Türkçe okunuş yardımcıdır; Arapça telaffuzun bütün özelliklerini karşılamaz.
تَبَارَكَ ٱلَّذِى نَزَّلَ ٱلْفُرْقَانَ عَلَىٰ عَبْدِهِۦ لِيَكُونَ لِلْعَـٰلَمِينَ نَذِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUtebarekellezi nezzelel furkane ala abdihi li yekune lil alemine nezira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin olan, çocuk edinmeyen, hükümranlıkta ortağı bulunmayan, herşeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyen ve dünyaları uyarmak üzere kuluna hakkı batıldan ayırdeden Kuran'ı indiren Allah yücelerin yücesidir.
Kaynakta 1–2. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌ فِى ٱلْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ فَقَدَّرَهُۥ تَقْدِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUellezi lehu mulkus semavati vel ardı ve lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerikun fil mulki ve halaka kulle şey'in fe kadderahu takdira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin olan, çocuk edinmeyen, hükümranlıkta ortağı bulunmayan, herşeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyen ve dünyaları uyarmak üzere kuluna hakkı batıldan ayırdeden Kuran'ı indiren Allah yücelerin yücesidir.
Kaynakta 1–2. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً لَّا يَخْلُقُونَ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتًا وَلَا حَيَوٰةً وَلَا نُشُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUvettehazu min dunihi aliheten la yahlukune şey'en ve hum yuhlekune ve la yemlikune li enfusihim darran ve la nef'an ve la yemlikune mevten ve la hayaten ve la nuşura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Kafirler, O'nu bırakıp, birşey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler.
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّآ إِفْكٌ ٱفْتَرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَيْهِ قَوْمٌ ءَاخَرُونَ ۖ فَقَدْ جَآءُو ظُلْمًا وَزُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve kalellezine keferu in haza illa ifkunifterahu ve eanehu aleyhi kavmun aharun fe kad cau zulmen ve zura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011İnkar edenler: "Bu Kuran uydurmadır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
وَقَالُوٓا۟ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ٱكْتَتَبَهَا فَهِىَ تُمْلَىٰ عَلَيْهِ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve kalu esatirul evvelinektetebeha fe hiye tumla aleyhi bukreten ve asila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011"Kuran öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırıp sabah akşam kendisine okunmaktadır" dediler.
قُلْ أَنزَلَهُ ٱلَّذِى يَعْلَمُ ٱلسِّرَّ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
TÜRKÇE OKUNUŞUkul enzelehullezi ya'lemus sırre fis semavati vel ard innehu kane ğafuran rahima
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir."
وَقَالُوا۟ مَالِ هَـٰذَا ٱلرَّسُولِ يَأْكُلُ ٱلطَّعَامَ وَيَمْشِى فِى ٱلْأَسْوَاقِ ۙ لَوْلَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُۥ نَذِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve kalu mali hazer resuli ye'kulit taame ve yemşi fil esvak lev la unzile ileyhi melekun fe yekune meahu nezira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya! Yahut, kendisine bir hazine verilseydi, veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
Kaynakta 7–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
أَوْ يُلْقَىٰٓ إِلَيْهِ كَنزٌ أَوْ تَكُونُ لَهُۥ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَا ۚ وَقَالَ ٱلظَّـٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَّسْحُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUev yulka ileyhi kenzun ev tekunu lehu cennetunye'kulu minha ve kalez zalimune in tettebiune illa raculen meshura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya! Yahut, kendisine bir hazine verilseydi, veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
Kaynakta 7–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
ٱنظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا۟ لَكَ ٱلْأَمْثَـٰلَ فَضَلُّوا۟ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUunzur keyfe darabu lekel emsale fe dallu fe la yestetiune sebila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.
تَبَارَكَ ٱلَّذِىٓ إِن شَآءَ جَعَلَ لَكَ خَيْرًا مِّن ذَٰلِكَ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ وَيَجْعَل لَّكَ قُصُورًۢا
TÜRKÇE OKUNUŞUtebarekellezi in şae ceale leke hayren min zalike cennatin tecri min tahtihel enharu ve yec'al leke kusura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Dilerse sana, bunlardan daha iyi olan, içlerinden ırmaklar akan cennetler verebilen ve köşkler kurabilen Allah yücelerin yücesidir.
بَلْ كَذَّبُوا۟ بِٱلسَّاعَةِ ۖ وَأَعْتَدْنَا لِمَن كَذَّبَ بِٱلسَّاعَةِ سَعِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUbel kezzebu bis saati ve a'tedna li men kezzebe bis saati saira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Zaten onlar, kıyamet saatini de yalanladılar. O saatin geleceğini yalanlayanlara çılgın alevli bir ateş hazırlamışızdır.
إِذَا رَأَتْهُم مِّن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ سَمِعُوا۟ لَهَا تَغَيُّظًا وَزَفِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUi̇za raethum min mekanin baidin semiu leha teğayyuzan ve zefira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Bu ateş, onlara uzak bir yerden gözükünce, onun kaynamasını ve uğultusunu işitirler.
وَإِذَآ أُلْقُوا۟ مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُّقَرَّنِينَ دَعَوْا۟ هُنَالِكَ ثُبُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve iza ulku minha mekanen dayyıkan mukarrenine deav hunalike subura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Elleri boyunlarına bağlanarak, dar bir yerden atıldıkları zaman, orada, yok olup gitmeyi isterler.
لَّا تَدْعُوا۟ ٱلْيَوْمَ ثُبُورًا وَٰحِدًا وَٱدْعُوا۟ ثُبُورًا كَثِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUla ted'ul yevme suburan vahıden ved'u suburan kesira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011"Bir kere yok olmayı değil, birçok defa yok olmayı isteyin" denir.
قُلْ أَذَٰلِكَ خَيْرٌ أَمْ جَنَّةُ ٱلْخُلْدِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ ۚ كَانَتْ لَهُمْ جَزَآءً وَمَصِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUkul e zalike hayrun em cennetul huldilleti vuidel muttekun kanet lehum cezaen ve masira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011De ki: "Bu mu iyidir, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara mükafat ve gidilecek yer olarak söz verilen ebedi cennet mi daha iyidir?"
لَّهُمْ فِيهَا مَا يَشَآءُونَ خَـٰلِدِينَ ۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ وَعْدًا مَّسْـُٔولًا
TÜRKÇE OKUNUŞUlehum fiha ma yeşaune halidin kane ala rabbike va'den mes'ula
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Temelli kalacakları cennette diledikleri şeyleri bulurlar. Bu, Rabbinin yerine getirilmesi istenen bir vaadidir.
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَقُولُ ءَأَنتُمْ أَضْلَلْتُمْ عِبَادِى هَـٰٓؤُلَآءِ أَمْ هُمْ ضَلُّوا۟ ٱلسَّبِيلَ
TÜRKÇE OKUNUŞUve yevme yahşuruhum ve ma ya'budune min dunillahi fe yekulu e entum adleltum ibadi haulai em hum dallus sebil
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011O gün Rabbin onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyleri toplar ve: "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendi kendilerine mi yoldan saptılar?" der.
قَالُوا۟ سُبْحَـٰنَكَ مَا كَانَ يَنۢبَغِى لَنَآ أَن نَّتَّخِذَ مِن دُونِكَ مِنْ أَوْلِيَآءَ وَلَـٰكِن مَّتَّعْتَهُمْ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ نَسُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَكَانُوا۟ قَوْمًۢا بُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUkalu subhaneke ma kane yenbeği lena en nettehıze min dunike min evliyae ve lakin metta'tehum ve abaehum hatta nesuz zikre ve kanu kavmen bura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlar: "Haşa; Seni bırakıp başka dostlar edinmek bize yaraşmaz; fakat Sen onlara ve babalarına nimetler verdin de sonunda Seni anmayı unuttular ve helaki hak eden bir millet oldular" derler.
فَقَدْ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا ۚ وَمَن يَظْلِم مِّنكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَبِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUfe kad kezzebukum bima tekulune fe ma testetiune sarfan ve la nasra ve men yazlım minkum nuzıkhu azaben kebira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011"Söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar, artık kendinizden azabı çeviremez, yardım da göremezsiniz. Zulmedenlerinize büyük bir azap tattıracağız" denir.
وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّآ إِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِى ٱلْأَسْوَاقِ ۗ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةً أَتَصْبِرُونَ ۗ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve ma erselna kableke minel murseline illa innehum le ye'kulunet taame ve yemşune fil esvakı ve cealna ba'dakum li ba'dın fitneten e tasbirun ve kane rabbuke basira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de, şüphesiz, yemek yerler, sokaklarda gezerlerdi. Ey insanlar! Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle sınarız. Rabbin her şeyi görür.
۞ وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ أَوْ نَرَىٰ رَبَّنَا ۗ لَقَدِ ٱسْتَكْبَرُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّا كَبِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve kalellezine la yercune likaena lev la unzile aleynel melaiketu ev nera rabbena lekad istekberu fi enfusihim ve atev utuvven kebira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimiz'i görmeliyiz" derler. And olsun ki kendi kendilerine büyüklenmişler, azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.
يَوْمَ يَرَوْنَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ لَا بُشْرَىٰ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُجْرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَّحْجُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUyevme yerevnel melaikete la buşra yevme izin lil mucrimine ve yekulune hicran mahcura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Melekleri gördükleri gün, işte o gün, suçlulara iyi haber yoktur. Melekler: "İyi haber size yasaktır, yasak!" derler.
وَقَدِمْنَآ إِلَىٰ مَا عَمِلُوا۟ مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَـٰهُ هَبَآءً مَّنثُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve kadimna ila ma amilu min amelin fe cealnahu hebaen mensura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Yaptıkları her işi ele alır, onu toz duman ederiz.
أَصْحَـٰبُ ٱلْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُّسْتَقَرًّا وَأَحْسَنُ مَقِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUashabul cenneti yevme izin hayrun mustekarran ve ahsenu makila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011O gün, cennetliklerin kalacağı yer çok iyi, dinlenecekleri yer çok güzeldir.
وَيَوْمَ تَشَقَّقُ ٱلسَّمَآءُ بِٱلْغَمَـٰمِ وَنُزِّلَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ تَنزِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve yevme teşakkakus semau bil ğamami ve nuzzilel melaiketu tenzila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011O gün, gök beyaz bulutlar halinde parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.
ٱلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ لِلرَّحْمَـٰنِ ۚ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ عَسِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUel mulku yevmeizinil hakku lir rahman ve kane yevmen alel kafirine asira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011O gün gerçek hükümdarlık Rahman'ındır. İnkarcılar için yaman bir gündür.
وَيَوْمَ يَعَضُّ ٱلظَّالِمُ عَلَىٰ يَدَيْهِ يَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى ٱتَّخَذْتُ مَعَ ٱلرَّسُولِ سَبِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve yevme yeadduz zalimu ala yedeyhi yekulu ya leytenittehaztu mear resuli sebila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der.
Kaynakta 27–29. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
يَـٰوَيْلَتَىٰ لَيْتَنِى لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUya veyleta leyteni lem ettehız fulanen halila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der.
Kaynakta 27–29. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
لَّقَدْ أَضَلَّنِى عَنِ ٱلذِّكْرِ بَعْدَ إِذْ جَآءَنِى ۗ وَكَانَ ٱلشَّيْطَـٰنُ لِلْإِنسَـٰنِ خَذُولًا
TÜRKÇE OKUNUŞUlekad edalleni aniz zikri ba'de iz caeni ve kaneş şeytanu lil insani hazula
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der.
Kaynakta 27–29. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَقَالَ ٱلرَّسُولُ يَـٰرَبِّ إِنَّ قَوْمِى ٱتَّخَذُوا۟ هَـٰذَا ٱلْقُرْءَانَ مَهْجُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve kaler resulu ya rabbi inne kavmittehazu hazel kur'ane mehcura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Peygamber: "Ey Rabbim! Doğrusu milletim bu Kuran'ı terketmişti" der.
وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّا مِّنَ ٱلْمُجْرِمِينَ ۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve kezalike cealna li kulli nebiyyin aduvven minel mucrimin ve kefa bi rabbike hadiyen ve nasira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Her peygamber için, böylece suçlulardan bir düşman ortaya koyarız. Doğruyu gösterici ve yardımcı olarak, Rabbin yeter.
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلْقُرْءَانُ جُمْلَةً وَٰحِدَةً ۚ كَذَٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِۦ فُؤَادَكَ ۖ وَرَتَّلْنَـٰهُ تَرْتِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve kalellezine keferu lev la nuzzile aleyhil kur'anu cumleten vahideh kezalike li nusebbite bihi fuadeke ve rettelnahu tertila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011İnkar edenler: "Kuran ona bir defada indirilmeliydi" derler. Oysa Biz onu böylece senin kalbine yerleştirmek için azar azar indirir ve onu ağır ağır okuruz.
وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ إِلَّا جِئْنَـٰكَ بِٱلْحَقِّ وَأَحْسَنَ تَفْسِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve la ye'tuneke bi meselin illa ci'nake bil hakkı ve ahsene tefsira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Sana bir misal vermezler ki, Biz onun gerçeğini ve en iyi anlaşılanını sana vermemiş olalım.
ٱلَّذِينَ يُحْشَرُونَ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ إِلَىٰ جَهَنَّمَ أُو۟لَـٰٓئِكَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضَلُّ سَبِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUellezine yuhşerune ala vucuhihim ila cehenneme ulaike şerrun mekanen ve edallu sebila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Cehennemde yüzü koyun toplanacak olanlar, işte onların yerleri en kötü ve yolları da en sapıktır.
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَـٰبَ وَجَعَلْنَا مَعَهُۥٓ أَخَاهُ هَـٰرُونَ وَزِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve lekad ateyna musel kitabe ve cealna meahu ehahu harune vezira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011And olsun ki Musa'ya Kitap verdik, kardeşi Harun'u da kendisine vezir yaptık.
فَقُلْنَا ٱذْهَبَآ إِلَى ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا فَدَمَّرْنَـٰهُمْ تَدْمِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUfe kulnazheba ilel kavmillezine kezzebu bi ayatina fe demmernahum tedmira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011"Ayetlerimizi yalanlayan millete gidin" dedik. Sonunda o milleti yerle bir ettik.
وَقَوْمَ نُوحٍ لَّمَّا كَذَّبُوا۟ ٱلرُّسُلَ أَغْرَقْنَـٰهُمْ وَجَعَلْنَـٰهُمْ لِلنَّاسِ ءَايَةً ۖ وَأَعْتَدْنَا لِلظَّـٰلِمِينَ عَذَابًا أَلِيمًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve kavme nuhın lemma kezzebur rusule ağraknahum ve cealnahum lin nasi ayeh ve a'tedna liz zalimine azaben elima
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Nuh milletini de, peygamberleri yalanladıkları zaman suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret kıldık. Zalimlere can yakıcı azap hazırlamışızdır.
وَعَادًا وَثَمُودَا۟ وَأَصْحَـٰبَ ٱلرَّسِّ وَقُرُونًۢا بَيْنَ ذَٰلِكَ كَثِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve aden ve semuda ve ashaber ressi ve kurunen beyne zalike kesira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Ad, Semud milletleri ile Ress'lileri ve bunların arasında birçok nesilleri de yerle bir ettik.
وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ ٱلْأَمْثَـٰلَ ۖ وَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْبِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve kullen darabna lehul emsale ve kullen tebberna tetbira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Her birine misaller vermiştik ama, dinlemedikleri için hepsini kırdık geçirdik.
وَلَقَدْ أَتَوْا۟ عَلَى ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِىٓ أُمْطِرَتْ مَطَرَ ٱلسَّوْءِ ۚ أَفَلَمْ يَكُونُوا۟ يَرَوْنَهَا ۚ بَلْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ نُشُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve lekad atev alel karyetilleti umtırat mataras sev' e fe lem yekunu yerevneha bel kanu la yercune nuşura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Bu putperestler and olsun ki, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardı. Onu görmediler mi? Hayır; tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
وَإِذَا رَأَوْكَ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَـٰذَا ٱلَّذِى بَعَثَ ٱللَّهُ رَسُولًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve iza reavke in yettehızuneke illa huzuva e hazellezi beasallahu resula
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Seni gördükleri zaman, "Allah'ın gönderdiği elçi bu mudur?" diye alaya almaktan başka birşey yapmazlar.
إِن كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ ءَالِهَتِنَا لَوْلَآ أَن صَبَرْنَا عَلَيْهَا ۚ وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حِينَ يَرَوْنَ ٱلْعَذَابَ مَنْ أَضَلُّ سَبِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUi̇n kade le yudılluna an alihetina lev la en saberna aleyha ve sevfe ya'lemune hine yerevnel azabe men edallu sebila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011"Tanrılarımız üzerinde direnmeseydik, doğrusu neredeyse bizi onlardan uzaklaştıracaktı" derler. Azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir.
أَرَءَيْتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَـٰهَهُۥ هَوَىٰهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUe raeyte menittehaze ilahehu hevah e fe ente tekunu aleyhi vekila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Hevesini kendine tanrı edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?
أَمْ تَحْسَبُ أَنَّ أَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ أَوْ يَعْقِلُونَ ۚ إِنْ هُمْ إِلَّا كَٱلْأَنْعَـٰمِ ۖ بَلْ هُمْ أَضَلُّ سَبِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUem tahsebu enne ekserehum yesmeune ev ya'kılun in hum illa kel en'ami bel hum edallu sebila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Yoksa çoklarının söz dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanırsın? Onlar şüphesiz davarlar gibidir, belki daha da sapık yolludurlar.
أَلَمْ تَرَ إِلَىٰ رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ ٱلظِّلَّ وَلَوْ شَآءَ لَجَعَلَهُۥ سَاكِنًا ثُمَّ جَعَلْنَا ٱلشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUe lem tere ila rabbike keyfe meddez zıll ve lev şae le cealehu sakina summe cealneş şemse aleyhi delila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.
Kaynakta 45–46. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
ثُمَّ قَبَضْنَـٰهُ إِلَيْنَا قَبْضًا يَسِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUsumme kabadnahu ileyna kabdan yesira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.
Kaynakta 45–46. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِبَاسًا وَٱلنَّوْمَ سُبَاتًا وَجَعَلَ ٱلنَّهَارَ نُشُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve huvellezi ceale lekumul leyle libasen ven nevme subaten ve cealen nehare nuşura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Size geceyi örtü, uykuyu rahatlık kılan, gündüzü çalışma zamanı yapan Allah'tır.
وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ ٱلرِّيَـٰحَ بُشْرًۢا بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِۦ ۚ وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً طَهُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve huvellezi erseler riyaha buşren beyne yedey rahmetih ve enzelna mines semai maen tahura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen O'dur. Ölü bir yeri diriltmek ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulamak için gökten tertemiz su indirmişizdir.
Kaynakta 48–49. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
لِّنُحْـِۧىَ بِهِۦ بَلْدَةً مَّيْتًا وَنُسْقِيَهُۥ مِمَّا خَلَقْنَآ أَنْعَـٰمًا وَأَنَاسِىَّ كَثِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUli nuhyiye bihi beldeten meyten ve nuskıyehu mimma halakna en'amen ve enasiyye kesira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen O'dur. Ölü bir yeri diriltmek ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulamak için gökten tertemiz su indirmişizdir.
Kaynakta 48–49. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَلَقَدْ صَرَّفْنَـٰهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُوا۟ فَأَبَىٰٓ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve lekad sarrafnahu beynehum li yezzekkeru fe eba ekserun nasi illa kufura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011And olsun ki öğüt almaları için ülkeler arasında yer yer türlü türlü yağmur yağdırmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.
وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا فِى كُلِّ قَرْيَةٍ نَّذِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve lev şi'na le beasna fi kulli karyetin nezira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.
فَلَا تُطِعِ ٱلْكَـٰفِرِينَ وَجَـٰهِدْهُم بِهِۦ جِهَادًا كَبِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUfe la tutııl kafirine ve cahidhum bihi cihaden kebira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Sen, inkarcılara uyma, onlara karşı olanca gücünle mücadele et.
۞ وَهُوَ ٱلَّذِى مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ هَـٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَـٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَّحْجُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve huvellezi meracel bahreyni haza azbun furatun ve haza milhun ucac ve ceale beynehuma berzehan ve hıcran mahcura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karışmalarına engel olan bir sınır koyan Allah'tır.
وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ مِنَ ٱلْمَآءِ بَشَرًا فَجَعَلَهُۥ نَسَبًا وَصِهْرًا ۗ وَكَانَ رَبُّكَ قَدِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve huvellezi halaka minel mai beşeren fe cealehu neseben ve sıhra ve kane rabbuke kadira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011İnsanı sudan yaratarak, ona soy sop veren O'dur. Rabbin herşeye Kadir'dir.
وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُهُمْ وَلَا يَضُرُّهُمْ ۗ وَكَانَ ٱلْكَافِرُ عَلَىٰ رَبِّهِۦ ظَهِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve ya'budune min dunillahi ma la yenfeuhum ve la yadurruhum ve kanel kafiru ala rabbihi zahira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Allah'ı bırakıp, kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere kulluk ederler. İnkar eden, Rabbine karşı gelenin (şeytanın) yardımcısıdır.
وَمَآ أَرْسَلْنَـٰكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve ma erselnake illa mubeşşiren ve nezira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
قُلْ مَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِلَّا مَن شَآءَ أَن يَتَّخِذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا
TÜRKÇE OKUNUŞUkul ma es'elukum aleyhi min ecrin illa men şae en yettehıze ila rabbihi sebila
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011De ki: "Ben buna karşı sizden bir ücret değil, ancak, Rabbine doğru bir yol tutmak dileyen kimseler olmanızı istiyorum."
وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْحَىِّ ٱلَّذِى لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِۦ ۚ وَكَفَىٰ بِهِۦ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve tevekkel alel hayyillezi la yemutu ve sebbih bi hamdih ve kefa bihi bi zunubi ibadihi habira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Ölümsüz, diri olan Allah'a güven, O'nu överek tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak kendisi yeter.
ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ ۚ ٱلرَّحْمَـٰنُ فَسْـَٔلْ بِهِۦ خَبِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUellezi halakas semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin summesteva alel arşir rahmanu fes'el bihi habira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan sonra da arşa hükmeden Rahman'dır. Bunu bir bilene sor.
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱسْجُدُوا۟ لِلرَّحْمَـٰنِ قَالُوا۟ وَمَا ٱلرَّحْمَـٰنُ أَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا ۩
TÜRKÇE OKUNUŞUve iza kile lehumuscudu lir rahmani kalu ve mer rahmanu e nescudu li ma te'muruna ve zadehum nufura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlara: "Rahman'a secdeye varın" dendiği zaman "Rahman da nedir? Emrettiğine mi secdeye varacağız?" derler. Bu, onların nefretini artırır.
تَبَارَكَ ٱلَّذِى جَعَلَ فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَٰجًا وَقَمَرًا مُّنِيرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUtebarekellezi ceale fis semai burucen ve ceale fiha siracen ve kameren munira
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Gökte burçlar vareden, orada ışık saçan güneş ve aydınlatan ayı yaratan Allah, yücelerin yücesidir.
وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ خِلْفَةً لِّمَنْ أَرَادَ أَن يَذَّكَّرَ أَوْ أَرَادَ شُكُورًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve huvellezi cealel leyle ven nehare hılfeten li men erade en yezzekkere ev erade şukura
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011İbret almak veya şükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O'dur.
وَعِبَادُ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى ٱلْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ ٱلْجَـٰهِلُونَ قَالُوا۟ سَلَـٰمًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve ibadur rahmanillezine yemşune alel ardı hevnen ve iza hatabehumul cahilune kalu selama
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Rahman'ın kulları yeryüzünde mütevazı yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara güzel ve yumuşak söz söylerler.
وَٱلَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَـٰمًا
TÜRKÇE OKUNUŞUvellezine yebitune li rabbihim succeden ve kıyama
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlar, gecelerini Rableri için kıyama durarak ve secdeye vararak geçirirler.
وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ ۖ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا
TÜRKÇE OKUNUŞUvellezine yekulune rabbenasrif anna azabe cehenneme inne azabeha kane ğarama
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlar, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır" derler.
Kaynakta 65–66. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
إِنَّهَا سَآءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
TÜRKÇE OKUNUŞUi̇nneha saet mustekarren ve mukama
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlar, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır" derler.
Kaynakta 65–66. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَنفَقُوا۟ لَمْ يُسْرِفُوا۟ وَلَمْ يَقْتُرُوا۟ وَكَانَ بَيْنَ ذَٰلِكَ قَوَامًا
TÜRKÇE OKUNUŞUvellezine iza enfeku lem yusrifu ve lem yakturu ve kane beyne zalike kavama
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlar, sarfettikleri zaman ne israf ederler ne de cimrilik, ikisi arasında orta bir yol tutarlar.
وَٱلَّذِينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ ۚ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ يَلْقَ أَثَامًا
TÜRKÇE OKUNUŞUvellezine la yed'une meallahi ilahen ahara ve la yaktulunen nefselleti harremallahu illa bil hakkı ve la yeznun ve men yef'al zalike yelka esama
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlar, Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Bunları yapan günaha girmiş olur.
يُضَـٰعَفْ لَهُ ٱلْعَذَابُ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ وَيَخْلُدْ فِيهِۦ مُهَانًا
TÜRKÇE OKUNUŞUyudaaf lehul azabu yevmel kıyameti ve yahlud fihi muhana
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Kıyamet günü azabı kat kat olur, orada, alçaltılarak temelli kalır.
إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَـٰلِحًا فَأُو۟لَـٰٓئِكَ يُبَدِّلُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَـٰتٍ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
TÜRKÇE OKUNUŞUi̇lla men tabe ve amene ve amile amelen salihan fe ulaike yubeddilullahu seyyiatihim hasenat ve kanallahu ğafuren rahima
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyenlerin, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bağışlar ve merhamet eder.
وَمَن تَابَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا فَإِنَّهُۥ يَتُوبُ إِلَى ٱللَّهِ مَتَابًا
TÜRKÇE OKUNUŞUve men tabe ve amile salihan fe innehu yetubu ilallahi metaba
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Kim tevbe edip yararlı iş işlerse, şüphesiz o, Allah'a gereği gibi yönelmiş olur.
وَٱلَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ ٱلزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا۟ بِٱللَّغْوِ مَرُّوا۟ كِرَامًا
TÜRKÇE OKUNUŞUvellezine la yeşhedunez zura ve iza merru bil lağvi merru kirama
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlar yalan yere şehadet etmezler; faydasız birşeye rastladıkları zaman yüz çevirip vakarla geçerler.
وَٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا۟ عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا
TÜRKÇE OKUNUŞUvellezine iza zukkiru bi ayati rabbihim lem yahırru aleyha summen ve umyanen
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.
وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَٰجِنَا وَذُرِّيَّـٰتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَٱجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا
TÜRKÇE OKUNUŞUvellezine yekulune rabbena heb lena min ezvacina ve zurriyyatina kurrete a'yunin vec'alna lil muttekine imama
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlar: "Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bizi, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder yap" derler.
أُو۟لَـٰٓئِكَ يُجْزَوْنَ ٱلْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا۟ وَيُلَقَّوْنَ فِيهَا تَحِيَّةً وَسَلَـٰمًا
TÜRKÇE OKUNUŞUulaike yuczevnel ğurfete bi ma saberu ve yulekkavne fiha tahiyyeten ve selama
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011İşte onlar, sabrettiklerinden ötürü cennetin en yüksek dereceleriyle mükafatlandırılırlar. Orada esenlik ve dirlik dilekleriyle karşılanırlar.
خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۚ حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
TÜRKÇE OKUNUŞUhalidine fiha hasunet mustekarren ve mukama
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Orada temellidirler. Orası ne güzel bir yer ve ne güzel duraktır!
قُلْ مَا يَعْبَؤُا۟ بِكُمْ رَبِّى لَوْلَا دُعَآؤُكُمْ ۖ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًۢا
TÜRKÇE OKUNUŞUkul ma ya'beu bikum rabbi lev la duaukum fe kad kezzebtum fe sevfe yekunu lizama
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011De ki: "İbadetiniz (duanız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin?" Ey inkarcılar! Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.
Yorumlar ve cevaplar
Yorumlar kaynak metnin parçası değildir. Adınız ve yorumunuz, yönetici onayından sonra herkese açık görünür. Kişisel iletişim bilgisi paylaşmayın.
Henüz onaylanmış yorum yok.