۞Kur’an-ı KerimOKU · ANLA · HATIRLA
18. SURE · 110 AYET

Kehf Suresi

Arapça metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet meali

Türkçe okunuş yardımcıdır; Arapça telaffuzun bütün özelliklerini karşılamaz.

ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ ٱلْكِتَـٰبَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُۥ عِوَجَا ۜ

TÜRKÇE OKUNUŞU

el hamdulillahillezi enzele ala abdihil kitabe ve lem yec'al lehu ıveca

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Hamd Allah'a mahsustur ki, kendi katından şiddetli bir baskını haber vermek ve yararlı iş yapan müminlere, içinde temelli kalacakları güzel bir mükafatı müjdelemek ve: "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarmak için kuluna eğri bir taraf bırakmadığı dosdoğru Kitap'ı indirmiştir.

Kaynakta 1–4. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِّن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kayyimen li yunzire be'sen şediden min ledunhu ve yubeşşirel mu'mininellezine ya'melunes salihati enne lehum ecren hasena

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Hamd Allah'a mahsustur ki, kendi katından şiddetli bir baskını haber vermek ve yararlı iş yapan müminlere, içinde temelli kalacakları güzel bir mükafatı müjdelemek ve: "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarmak için kuluna eğri bir taraf bırakmadığı dosdoğru Kitap'ı indirmiştir.

Kaynakta 1–4. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

مَّـٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

makisine fihi ebeda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Hamd Allah'a mahsustur ki, kendi katından şiddetli bir baskını haber vermek ve yararlı iş yapan müminlere, içinde temelli kalacakları güzel bir mükafatı müjdelemek ve: "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarmak için kuluna eğri bir taraf bırakmadığı dosdoğru Kitap'ı indirmiştir.

Kaynakta 1–4. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve yunzirellezine kaluttehazellahu veleda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Hamd Allah'a mahsustur ki, kendi katından şiddetli bir baskını haber vermek ve yararlı iş yapan müminlere, içinde temelli kalacakları güzel bir mükafatı müjdelemek ve: "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarmak için kuluna eğri bir taraf bırakmadığı dosdoğru Kitap'ı indirmiştir.

Kaynakta 1–4. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِـَٔابَآئِهِمْ ۚ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ ۚ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ma lehum bihi min ilmin ve la li abaihim keburet kelimeten tahrucu min efvahihim in yekulune illa keziba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah'ın çocuk edindiğine dair ne kendilerinin ve ne de babalarının bir bilgisi vardır. Ağızlarından çıkan söz ne büyük iftiradır. Onlar yalnız ve yalnız yalan söylerler.

فَلَعَلَّكَ بَـٰخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَسَفًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe lealleke bahiun nefseke ala asarihim in lem yu'minu bi hazel hadisi esefa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu söze inanmayanların ardından üzülerek nerdeyse kendini mahvedeceksin!

إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى ٱلْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nna cealna ma alel ardı zineten leha li nebluvehum eyyuhum ahsenu amela

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnsanların hangisinin daha iyi iş işlediğini ortaya koyalım diye, yeryüzünde olan şeyleri, yeryüzünün süsü yaptık.

وَإِنَّا لَجَـٰعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve inna le cailune ma aleyha saiden curuza

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Şüphesiz Biz, yeryüzünde olanları kupkuru bir toprak haline getirebiliriz.

أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَـٰبَ ٱلْكَهْفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُوا۟ مِنْ ءَايَـٰتِنَا عَجَبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

em hasibte enne ashabel kehfi ver rakimi kanu min ayatina acaba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yoksa sen Mağara ve Kitap ehlini şaşılacak ayetlerimizden mi zannettin?

إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇z evel fityetu ilel kehfi fe kalu rabbena atina min ledunke rahmeten ve heyyi' lena min emrina reşeda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Birkaç genç mağaraya sığınmış: "Rabbimiz! Katından bize rahmet ver ve işimizde doğruyu göster, bizi başarılı kıl" demişlerdi.

فَضَرَبْنَا عَلَىٰٓ ءَاذَانِهِمْ فِى ٱلْكَهْفِ سِنِينَ عَدَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe darabna ala azanihim fil kehfi sinine adeda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Mağaranın içinde onları yıllarca uyuttuk; sonra, iki taraftan hangisinin bekledikleri sonucu iyi hesaplamış olduğunu belirtmek için onları uyandırdık.

Kaynakta 11–12. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

ثُمَّ بَعَثْنَـٰهُمْ لِنَعْلَمَ أَىُّ ٱلْحِزْبَيْنِ أَحْصَىٰ لِمَا لَبِثُوٓا۟ أَمَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

summe beasnahum li na'leme eyyul hızbeyni ahsa lima lebisu emeda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Mağaranın içinde onları yıllarca uyuttuk; sonra, iki taraftan hangisinin bekledikleri sonucu iyi hesaplamış olduğunu belirtmek için onları uyandırdık.

Kaynakta 11–12. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

نَّحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِٱلْحَقِّ ۚ إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ ءَامَنُوا۟ بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَـٰهُمْ هُدًى

TÜRKÇE OKUNUŞU

nahnu nakussu aleyke nebeehum bil hakk innehum fityetun amenu bi rabbihim ve zidnahum huda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?"

Kaynakta 13–15. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَرَبَطْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ إِذْ قَامُوا۟ فَقَالُوا۟ رَبُّنَا رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَن نَّدْعُوَا۟ مِن دُونِهِۦٓ إِلَـٰهًا ۖ لَّقَدْ قُلْنَآ إِذًا شَطَطًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve rabatna ala kulubihim iz kamu fe kalu rabbuna rabbus semavati vel ardı len ned'uve min dunihi ilahen lekad kulna izen şetata

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?"

Kaynakta 13–15. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

هَـٰٓؤُلَآءِ قَوْمُنَا ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً ۖ لَّوْلَا يَأْتُونَ عَلَيْهِم بِسُلْطَـٰنٍۭ بَيِّنٍ ۖ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

haulai kavmunettehazu min dunihi aliheh lev la ye'tune aleyhim bi sultanin beyyin fe men azlemu mimmeniftera alallahi keziba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?"

Kaynakta 13–15. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَإِذِ ٱعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ فَأْوُۥٓا۟ إِلَى ٱلْكَهْفِ يَنشُرْ لَكُمْ رَبُّكُم مِّن رَّحْمَتِهِۦ وَيُهَيِّئْ لَكُم مِّنْ أَمْرِكُم مِّرْفَقًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve izi'tezeltumuhum ve ma ya'budune illallahe fe'vu ilel kehfi yenşur lekum rabbukum min rahmetihi ve yuheyyi' lekum min emrikum mirfeka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara: "Siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından ayrıldınız, bunun için mağaraya girin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve size işinizde kolaylık göstersin" denildi.

۞ وَتَرَى ٱلشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَٰوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَهُمْ فِى فَجْوَةٍ مِّنْهُ ۚ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ ۗ مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِ ۖ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ وَلِيًّا مُّرْشِدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve tereş şemse iza taleat tezaveru an kehfihim zatel yemini ve iza ğarabet takrıduhum zateş şimali ve hum fi fecvetin minh zalike min ayatillah men yehdillahu fe huvel muhted ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşida

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Baksaydın, güneşin mağaralarının sağ tarafından doğup meylettiğini, sol tarafından onlara dokunmadan battığını, onların da mağaranın genişçe bir yerinde bulunduğunu görürdün. Bu, Allah'ın mucizelerindendir; Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimi de saptırırsa artık ona, doğru yola götürecek bir rehber bulamazsın.

وَتَحْسَبُهُمْ أَيْقَاظًا وَهُمْ رُقُودٌ ۚ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَذَاتَ ٱلشِّمَالِ ۖ وَكَلْبُهُم بَـٰسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِٱلْوَصِيدِ ۚ لَوِ ٱطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًا وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve tahsebuhum eykazan ve hum rukud ve nukallibuhum zatel yemini ve zateş şimal ve kelbuhum basitun ziraayhi bil vasid levittala'te aleyhim le velleyte minhum firaren ve le muli'te minhum ru'ba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Mağara ehli uykuda iken sen onları uyanık sanırdın. Biz onları sağa ve sola döndürürdük. Köpekleri dirseklerini eşiğe uzatmıştı. Onları görsen, için korkuyla dolar, geri dönüp kaçardın.

وَكَذَٰلِكَ بَعَثْنَـٰهُمْ لِيَتَسَآءَلُوا۟ بَيْنَهُمْ ۚ قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ ۖ قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ ۚ قَالُوا۟ رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَٱبْعَثُوٓا۟ أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمْ هَـٰذِهِۦٓ إِلَى ٱلْمَدِينَةِ فَلْيَنظُرْ أَيُّهَآ أَزْكَىٰ طَعَامًا فَلْيَأْتِكُم بِرِزْقٍ مِّنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ أَحَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kezalike beasnahum li yetesaelu beynehum kale kailun minhum kem lebistum kalu lebisna yevmen ev ba'da yevm kalu rabbukum a'lemu bi ma lebistum feb'asu ehadekum bi verıkıkum hazihi ilel medineti fel yanzur eyyuha ezka taamen fel ye'tikum bi rızkın minhu vel yetelattaf ve la yuş'ırenne bikum ehada

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız?" dedi. "Bir gün veya daha az bir müddet kaldık" dediler. "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Paranızla birinizi şehre gönderin, sakın sizi kimseye duyurmasın" dediler.

إِنَّهُمْ إِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ يَرْجُمُوكُمْ أَوْ يُعِيدُوكُمْ فِى مِلَّتِهِمْ وَلَن تُفْلِحُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnehum in yazheru aleykum yercumukum ev yuidukum fi milletihim ve len tuflihu izen ebeda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Zira onların sizden haberi olacak olursa, ya taşlayarak öldürürler veya dinlerine döndürürler ve bu takdirde asla kurtulamazsınız."

وَكَذَٰلِكَ أَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيْبَ فِيهَآ إِذْ يَتَنَـٰزَعُونَ بَيْنَهُمْ أَمْرَهُمْ ۖ فَقَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ عَلَيْهِم بُنْيَـٰنًا ۖ رَّبُّهُمْ أَعْلَمُ بِهِمْ ۚ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُوا۟ عَلَىٰٓ أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِم مَّسْجِدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kezalike a'serna aleyhim li ya'lemu enne va'dallahi hakkun ve ennes saate la reybe fiha iz yetenazeune beynehum emrehum fe kalubnu aleyhim bunyana rabbuhum a'lemu bihim kalellezine ğalebu ala emrihim le nettehızenne aleyhim mescida

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Böylece, Allah'ın sözünün gerçek olduğunu ve kıyametin kopmasından şüphe edilemeyeceğini bilmeleri için, insanların onları bulmalarını sağladık. Nitekim halk, bunların hakkında çekişip duruyor: "Onların mağaralarının çevresine bir bina kurun" diyorlardı. Oysa, Rableri onları çok iyi bilir. Tartışmayı kazananlar: "Onların mağaralarının çevresinde mutlaka bir mescid kuracağız" dediler.

سَيَقُولُونَ ثَلَـٰثَةٌ رَّابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ رَجْمًۢا بِٱلْغَيْبِ ۖ وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ ۚ قُل رَّبِّىٓ أَعْلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا قَلِيلٌ ۗ فَلَا تُمَارِ فِيهِمْ إِلَّا مِرَآءً ظَـٰهِرًا وَلَا تَسْتَفْتِ فِيهِم مِّنْهُمْ أَحَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

se yekulune selasetun rabiuhum kelbuhum ve yekulune hamsetun sadisuhum kelbuhum recmen bil ğayb ve yekulune seb'atun ve saminuhum kelbuhum kul rabbi a'lemu bi ıddetihim ma ya'lemuhum illa kalil fe la tumari fihim illa miraen zahira ve la testefti fihim minhum ehada

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Karanlığa taş atar gibi, "Mağara ehli üçtür, dördüncüleri köpekleridir" derler, yahut, "Beştir, altıncıları köpekleridir" derler, yahut "Yedidir, sekizincileri köpekleridir" derler. De ki: "Onların sayısını en iyi bilen Rabbim'dir. Onları pek az kimseden başkası bilmez." Bunun için, onlar hakkında, bu kısaca anlatılanın dışında, kimseyle tartışma ve onlar hakkında kimseden bir şey sorma.

وَلَا تَقُولَنَّ لِشَا۟ىْءٍ إِنِّى فَاعِلٌ ذَٰلِكَ غَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve la tekulenne li şey'in inni faılun zalike ğada

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Herhangi bir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım" deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: "Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir."

Kaynakta 23–24. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ وَٱذْكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلْ عَسَىٰٓ أَن يَهْدِيَنِ رَبِّى لِأَقْرَبَ مِنْ هَـٰذَا رَشَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇lla en yeşaallahu vezkur rabbeke iza nesite ve kul asa en yehdiyeni rabbi li akrabe min haza reşeda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Herhangi bir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım" deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: "Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir."

Kaynakta 23–24. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَلَبِثُوا۟ فِى كَهْفِهِمْ ثَلَـٰثَ مِا۟ئَةٍ سِنِينَ وَٱزْدَادُوا۟ تِسْعًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lebisu fi kehfihim selase mietin sinine vezdadu tis'a

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlar mağaralarında üçyüz dokuz yıl kaldılar.

قُلِ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا۟ ۖ لَهُۥ غَيْبُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ أَبْصِرْ بِهِۦ وَأَسْمِعْ ۚ مَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا يُشْرِكُ فِى حُكْمِهِۦٓ أَحَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kulillahu a'lemu bima lebisu lehu ğaybus semavati vel ard ebsır bihi ve esmı' ma lehum min dunihi min veliyyin ve la yuşriku fi hukmihi ehada

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O, ne mükemmel görendir! O ne mükemmel işitendir! İnsanların O'ndan başka dostu yoktur. O, hiç kimseyi hükümranlığa ortak kılmaz."

وَٱتْلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَ ۖ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَـٰتِهِۦ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

vetlu ma uhıye ileyke min kitabi rabbik la mubeddile li kelimatihi ve len tecide min dunihi multehada

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbinin Kitap'ından sana vahyolunanı oku; O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.

وَٱصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ ۖ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُۥ عَن ذِكْرِنَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ وَكَانَ أَمْرُهُۥ فُرُطًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

vasbır nefseke meallezine yed'une rabbehum bil ğadati vel aşiyyi yuridune vechehu ve la ta'du aynake anhum turidu zinetel hayatid dunya ve la tutı' men ağfelna kalbehu an zikrina vettebea hevahu ve kane emruhu furuta

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma.

وَقُلِ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ ۖ فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ ۚ إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلظَّـٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا ۚ وَإِن يَسْتَغِيثُوا۟ يُغَاثُوا۟ بِمَآءٍ كَٱلْمُهْلِ يَشْوِى ٱلْوُجُوهَ ۚ بِئْسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kulil hakku min rabbikum fe men şae fel yu'min ve men şae fel yekfur inna a'tedna liz zalimine naren ehata bihim suradikuha ve in yesteğisu yuğasu bi main kel muhli yeşvil vucuh bi'seş şerab ve saet murtefeka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Gerçek Rabbinizdendir." Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Şüphesiz zalimler için, duvarları çepeçevre onları içine alacak bir ateş hazırlamışızdır. Onlar yardım istediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. Bu ne kötü bir içecek ve cehennem ne kötü bir duraktır!

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnellezine amenu ve amilus salihati inna la nudiu ecre men ahsene amela

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Doğrusu, inanıp yararlı iş yapanlara, işte onlara, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerinde otururlar. Ne güzel bir mükafat ve ne güzel yaslanacak yer!

Kaynakta 30–31. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّـٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَـٰرُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِّن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۚ نِعْمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ulaike lehum cennatu adnin tecri min tahtihimul enharu yuhallevne fiha min esavire min zehebin ve yelbesune siyaben hudren min sundusin ve istebrekın muttekiine fiha alel eraik ni'mes sevab ve hasunet murtefeka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Doğrusu, inanıp yararlı iş yapanlara, işte onlara, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerinde otururlar. Ne güzel bir mükafat ve ne güzel yaslanacak yer!

Kaynakta 30–31. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

۞ وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا رَّجُلَيْنِ جَعَلْنَا لِأَحَدِهِمَا جَنَّتَيْنِ مِنْ أَعْنَـٰبٍ وَحَفَفْنَـٰهُمَا بِنَخْلٍ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمَا زَرْعًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

vadrıb lehum meselen raculeyni cealna li ehadihima cenneteyni min a'nabin ve hafefnahuma bi nahlin ve cealna beynehuma zer'a

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara iki adamı misal olarak göster: Birine iki üzüm bağı verip, etrafını hurmalıklarla çevirmiş ve aralarında ekinler bitirmiştik.

كِلْتَا ٱلْجَنَّتَيْنِ ءَاتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِم مِّنْهُ شَيْـًٔا ۚ وَفَجَّرْنَا خِلَـٰلَهُمَا نَهَرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kiltel cenneteyni atet ukuleha ve lem tazlim minhu şey'en ve feccerna hılalehuma nehera

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Her iki bahçe de ürünlerini vermişlerdi, hiçbir şeyi de eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından bir de ırmak akıtmıştık.

وَكَانَ لَهُۥ ثَمَرٌ فَقَالَ لِصَـٰحِبِهِۦ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَنَا۠ أَكْثَرُ مِنكَ مَالًا وَأَعَزُّ نَفَرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kane lehu semer fe kale li sahıbihi ve huve yuhaviruhu ene ekseru minke malen ve eazzu nefera

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onun gelirleri de vardı. Bu yüzden, arkadaşiyle konuşurken: "Ben malca senden zengin, nüfusça da senden daha itibarlıyım" dedi.

وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَـٰذِهِۦٓ أَبَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve dehale cennetehu ve huve zalimun li nefsih kale ma ezunnu en tebide hazihi ebeda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kendisine böylece yazık ederek bahçesine girerken: "Bu bahçenin batacağını hiç zannetmem. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum" dedi.

Kaynakta 35–36. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّدِدتُّ إِلَىٰ رَبِّى لَأَجِدَنَّ خَيْرًا مِّنْهَا مُنقَلَبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma ezunnus saate kaimeten ve le in rudidtu ila rabbi le ecidenne hayren minha munkaleba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kendisine böylece yazık ederek bahçesine girerken: "Bu bahçenin batacağını hiç zannetmem. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum" dedi.

Kaynakta 35–36. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرْتَ بِٱلَّذِى خَلَقَكَ مِن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale lehu sahıbuhu ve huve yuhaviruhu e keferte billezi halakake min turabin summe min nutfetin summe sevvake racula

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.

Kaynakta 37–41. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

لَّـٰكِنَّا۠ هُوَ ٱللَّهُ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

lakinne huvallahu rabbi ve la uşriku bi rabbi ehada

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.

Kaynakta 37–41. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَلَوْلَآ إِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِ ۚ إِن تَرَنِ أَنَا۠ أَقَلَّ مِنكَ مَالًا وَوَلَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lev la iz dehalte cenneteke kulte ma şaallahu la kuvvete illa billah in tereni ene ekalle minke malen ve veleda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.

Kaynakta 37–41. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَعَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يُؤْتِيَنِ خَيْرًا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصْبِحَ صَعِيدًا زَلَقًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe asa rabbi en yu'tiyeni hayran min cennetike ve yursile aleyha husbanen mines semai fe tusbiha saiden zeleka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.

Kaynakta 37–41. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أَوْ يُصْبِحَ مَآؤُهَا غَوْرًا فَلَن تَسْتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ev yusbiha mauha ğavren fe len testetia lehu taleba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.

Kaynakta 37–41. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى لَمْ أُشْرِكْ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve uhita bi semerihi fe asbeha yukallibu keffeyhi ala ma enfeka fiha ve hiye haviyetun ala uruşiha ve yekulu ya leyteni lem uşrik bi rabbi ehada

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Nitekim, ürünleri yok edildi; bağın altüst olmuş çardakları karşısında, sarfettiği emeğe içi yanarak ellerini oğuşturup "Keşke Rabbime kimseyi ortak koşmasaydım" diyordu.

وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lem tekun lehu fietun yansurunehu min dunillahi ve ma kane muntesira

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ona, Allah'tan başka yardım edebilecek adamları da yoktu, kendi kendini de kurtaramadı.

هُنَالِكَ ٱلْوَلَـٰيَةُ لِلَّهِ ٱلْحَقِّ ۚ هُوَ خَيْرٌ ثَوَابًا وَخَيْرٌ عُقْبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

hunalikel velayetu lillahil hakk huve hayrun sevaben ve hayrun ukba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte burada kudret ve hakimiyet, varlığı gerçek olan Allah'ındır. Mükafatlandırma bakımından hayırlı olan da, sonuçlandırma yönünden hayırlı olan da O'dur.

وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَـٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ فَأَصْبَحَ هَشِيمًا تَذْرُوهُ ٱلرِّيَـٰحُ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقْتَدِرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

vadrıb lehum meselel hayatid dunya ke main enzelnahu mines semai fahteleta bihi nebatul ardı fe asbeha heşimen tezruhur riyah ve kanallahu ala kulli şey'in muktedira

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara, dünya hayatı misalinin tıpkı şöyle olduğunu anlat: Gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde yetişen bitkiler birbirine karışır, ama sonunda rüzgarın savuracağı çerçöpe döner. Allah her şeyin üstünde bir kudrete sahip olandır.

ٱلْمَالُ وَٱلْبَنُونَ زِينَةُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَٱلْبَـٰقِيَـٰتُ ٱلصَّـٰلِحَـٰتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

el malu vel benune zinetul hayatid dunya vel bakıyatus salihatu hayrun inde rabbike sevaben ve hayrun emela

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Ama baki kalacak yararlı işler, sevab olarak da, emel olarak da, Rabbinin katında daha hayırlıdır.

وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَـٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve yevme nuseyyirul cibale ve terel arda barizeten ve haşernahum fe lem nuğadir minhum ehada

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bir gün dağları yürütürüz de yeri dümdüz görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın diriltip bir araya toplarız.

وَعُرِضُوا۟ عَلَىٰ رَبِّكَ صَفًّا لَّقَدْ جِئْتُمُونَا كَمَا خَلَقْنَـٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۭ ۚ بَلْ زَعَمْتُمْ أَلَّن نَّجْعَلَ لَكُم مَّوْعِدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve uridu ala rabbike saffa lekad ci'tumuna kema halaknakum evvele merreh bel zeamtum ellen nec'ale lekum mev'ıda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Dizi dizi Rabbine sunulduklarında onlara: "And olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi Bize geldiniz. Sizi bir yere toplamak için söz vermediğimizi iddia etmiştiniz değil mi?" denir.

وَوُضِعَ ٱلْكِتَـٰبُ فَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَـٰوَيْلَتَنَا مَالِ هَـٰذَا ٱلْكِتَـٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحْصَىٰهَا ۚ وَوَجَدُوا۟ مَا عَمِلُوا۟ حَاضِرًا ۗ وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ أَحَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve vudıal kitabu fe terel mucrimine muşfikine mimma fihi ve yekulune ya veyletena mali hazel kitabi la yuğadiru sağireten ve la kebireten illa ahsaha ve vecedu ma amilu hadıra ve la yazlimu rabbuke ehada

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Amel defteri ortaya konunca, suçluların, onda yazılı olanlardan korktuklarını görürsün, "Vah bize, eyvah bize! Bu defter nasıl olmuş da küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış!" derler. İşlediklerini hazır bulurlar. Rabbin kimseye haksızlık etmez.

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ ٱلْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِۦٓ ۗ أَفَتَتَّخِذُونَهُۥ وَذُرِّيَّتَهُۥٓ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِى وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّۢ ۚ بِئْسَ لِلظَّـٰلِمِينَ بَدَلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblis kane minel cinni fe feseka an emri rabbih e fe tettehızunehu ve zurriyyetehu evliyae min duni ve hum lekum aduvv bi'se liz zalimine bedela

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik. İblis'ten başka hepsi secde etmişti. O, cinlerden idi. Rabbinin buyruğu dışına çıktı. Ey insanoğulları! Siz Beni bırakıp onu ve soyunu dost mu ediniyorsunuz? Halbuki onlar size düşmandır. Kendilerine yazık edenler için bu ne kötü değişmedir!

۞ مَّآ أَشْهَدتُّهُمْ خَلْقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَا خَلْقَ أَنفُسِهِمْ وَمَا كُنتُ مُتَّخِذَ ٱلْمُضِلِّينَ عَضُدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ma eşhedtuhum halkas semavati vel ardı ve la halka enfusihim ve ma kuntu muttehızel mudılline aduda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Oysa Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılmasında ve ne de kendilerinin yaratılmasında hazır bulundurdum. Saptıranları hiçbir işte asla yardımcı da edinmedim.

وَيَوْمَ يَقُولُ نَادُوا۟ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَهُمْ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُم مَّوْبِقًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve yevme yekulu nadu şurekaiyellezine zeamtum fe deavhum fe lem yestecibu lehum ve cealna beynehum mevbika

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O gün Allah: "Bana ortak olduklarını iddia ettiklerinize seslenin" der. Onları çağırırlar, fakat hiçbirisi onların çağrılarına gelmez. Aralarına bir cehennem deresi koyarız.

وَرَءَا ٱلْمُجْرِمُونَ ٱلنَّارَ فَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مُّوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا۟ عَنْهَا مَصْرِفًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve reel mucrimunen nare fe zannu ennehum muvakıuha ve lem yecidu anha masrifa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Suçlular ateşi görürler ve ona düşeceklerini anlarlar, fakat ondan kaçacak yer bulamazlar.

وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِى هَـٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لِلنَّاسِ مِن كُلِّ مَثَلٍ ۚ وَكَانَ ٱلْإِنسَـٰنُ أَكْثَرَ شَىْءٍ جَدَلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad sarrafna fi hazel kur'ani lin nasi min kulli mesel ve kanel insanu eksere şey'in cedela

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, Biz bu Kuran'da insanlara türlü türlü misali gösterip açıkladık. İnsanın en çok yaptığı iş tartışmadır.

وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤْمِنُوٓا۟ إِذْ جَآءَهُمُ ٱلْهُدَىٰ وَيَسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّهُمْ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ ٱلْعَذَابُ قُبُلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma menean nase en yu'minu iz cae humul huda ve yestağfiru rabbehum illa en te'tiyehum sunnetul evveline ev ye'tiyehumul azabu kubula

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnsanlara doğruluk rehberi gelmişken, onları inanmaktan, Rablerinden mağfiret dilemekten alıkoyan öncekilere uygulananın kendilerine de uygulanmasını veya gözleri göre göre azaba uğramayı beklemeleridir.

وَمَا نُرْسِلُ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ ۚ وَيُجَـٰدِلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِٱلْبَـٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ ۖ وَٱتَّخَذُوٓا۟ ءَايَـٰتِى وَمَآ أُنذِرُوا۟ هُزُوًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma nursilul murseline illa mubeşşirine ve munzirin ve yucadilullezine keferu bil batılı li yudhıdu bihil hakka vettehazu ayati ve ma unziru huzuva

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz. Oysa inkarcılar hakkı batılla ortadan kaldırmak için çekişirler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarmaları alaya alırlar.

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِۦ فَأَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِىَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ ۚ إِنَّا جَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا ۖ وَإِن تَدْعُهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ فَلَن يَهْتَدُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve men azlemu mimmen zukkire bi ayati rabbihi fe a'rada anha ve nesiye ma kaddemet yedah inna cealna ala kulubihim ekinneten en yefkahuhu ve fi azanihim vakra ve in ted'uhum ilel huda fe len yehtedu izen ebeda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılmışken onlardan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim var mıdır? Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yolagelmezler.

وَرَبُّكَ ٱلْغَفُورُ ذُو ٱلرَّحْمَةِ ۖ لَوْ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُوا۟ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلْعَذَابَ ۚ بَل لَّهُم مَّوْعِدٌ لَّن يَجِدُوا۟ مِن دُونِهِۦ مَوْئِلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve rabbukel ğafuru zur rahmeh lev yuahızuhum bi ma kesebu le accele lehumul azab bel lehum mev'ıdun len yecidu min dunihi mev'ila

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bununla beraber, Rabbin mağfiret ve merhamet sahibidir. Eğer onları, yaptıklarından dolayı hemen hesaba çekmek isteseydi, azaba uğratmakta acele ederdi. Ama onların bir vadesi vardır. Ondan kaçıp sığınacak yer bulamazlar.

وَتِلْكَ ٱلْقُرَىٰٓ أَهْلَكْنَـٰهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا۟ وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِم مَّوْعِدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve tilkel kura ehleknahum lemma zalemu ve cealna li mehlikihim mev'ıda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Haksızlıklarından ötürü işte yok ettiğimiz şehirler! Onları yok etmek için bir süre tayin etmiştik.

وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِفَتَىٰهُ لَآ أَبْرَحُ حَتَّىٰٓ أَبْلُغَ مَجْمَعَ ٱلْبَحْرَيْنِ أَوْ أَمْضِىَ حُقُبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve iz kale musa li fetahu la ebrehu hatta ebluğa mecmeal bahreyni ev emdıye hukuba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa, genç arkadaşına: "Ben iki denizin birleştiği yere ulaşmağa, yahut yıllarca yürümeye kararlıyım" demişti.

فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ سَرَبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe lemma beleğa mecmea beynihima nesiya hutehuma fettehaze sebilehu fil bahri sereba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İkisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca, balıklarını unutmuşlardı, balık bir delikten kayıp denizi boyladı.

فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتَىٰهُ ءَاتِنَا غَدَآءَنَا لَقَدْ لَقِينَا مِن سَفَرِنَا هَـٰذَا نَصَبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe lemma caveza kale li fetahu atina ğadaena lekad lekina min seferina haza nasaba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Oradan uzaklaştıklarında Musa, yanındaki gence: "Azığımızı çıkar, and olsun bu yolculuğumuzda yorgun düştük" dedi.

قَالَ أَرَءَيْتَ إِذْ أَوَيْنَآ إِلَى ٱلصَّخْرَةِ فَإِنِّى نَسِيتُ ٱلْحُوتَ وَمَآ أَنسَىٰنِيهُ إِلَّا ٱلشَّيْطَـٰنُ أَنْ أَذْكُرَهُۥ ۚ وَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ عَجَبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale eraeyte iz eveyna ilas sahrati fe inni nesitul hut ve ma ensanihu illeş şeytanu en ezkureh vettehaze sebilehu fil bahri aceba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O da: "Bak sen! Kayalığa vardığımızda balığı unutmuştum. Bana onu hatırlamamı unutturan ancak şeytandır. Balık şaşılacak şekilde denizde yolunu tutup gitmiş" dedi.

قَالَ ذَٰلِكَ مَا كُنَّا نَبْغِ ۚ فَٱرْتَدَّا عَلَىٰٓ ءَاثَارِهِمَا قَصَصًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale zalike ma kunna nebğı fertedda ala asarihima kasasa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "İstediğimiz zaten buydu" dedi. Hemen geldikleri yoldan izleri üzerinde geri döndüler.

فَوَجَدَا عَبْدًا مِّنْ عِبَادِنَآ ءَاتَيْنَـٰهُ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَعَلَّمْنَـٰهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe veceda abden min ibadina ateynahu rahmeten min indina ve allemnahu min ledunna ilma

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu arada ikisi katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.

قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰ هَلْ أَتَّبِعُكَ عَلَىٰٓ أَن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمْتَ رُشْدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale lehu musa hel ettebiuke ala en tuallimeni mimma ullimte ruşda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa ona: "Sana öğretileni bana hayra götüren bir bilgi olarak öğretmen için peşinden gelebilir miyim?" dedi.

قَالَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale inneke len testetia maiye sabra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O: "Sen doğrusu benim yaptıklarıma dayanamazsın, bilgice kavrayamadığın bir şeye nasıl dayanabilirsin?" dedi.

وَكَيْفَ تَصْبِرُ عَلَىٰ مَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ خُبْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve keyfe tesbiru ala ma lem tuhıt bihi hubra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "İnşallah sabrettiğimi göreceksin, sana hiçbir işte baş kaldırmayacağım" dedi.

قَالَ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ صَابِرًا وَلَآ أَعْصِى لَكَ أَمْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale se teciduni inşaallahu sabiren ve la a'si leke emra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O da: "O halde, bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkça herhangi bir şey hakkında bana soru sormayacaksın" dedi.

Kaynakta 69–70. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ فَإِنِ ٱتَّبَعْتَنِى فَلَا تَسْـَٔلْنِى عَن شَىْءٍ حَتَّىٰٓ أُحْدِثَ لَكَ مِنْهُ ذِكْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale fe initteba'teni fe la tes'elni an şey'in hatta uhdise leke minhu zikra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O da: "O halde, bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkça herhangi bir şey hakkında bana soru sormayacaksın" dedi.

Kaynakta 69–70. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا رَكِبَا فِى ٱلسَّفِينَةِ خَرَقَهَا ۖ قَالَ أَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ أَهْلَهَا لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا إِمْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fentalaka hatta iza rakiba fis sefineti harakaha kale e harakteha li tuğrika ehleha lekad ci'te şey'en imra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunun üzerine kalkıp gittiler; sonunda bir gemiye bindiklerinde, o gemiyi deliverdi; Musa: "Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu şaşılacak bir şey yaptın" dedi.

قَالَ أَلَمْ أَقُلْ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale e lem ekul inneke len testetia maiye sabra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa'ya: "Ben sana yaptığım işlere dayanamazsın demedim mi?" dedi.

قَالَ لَا تُؤَاخِذْنِى بِمَا نَسِيتُ وَلَا تُرْهِقْنِى مِنْ أَمْرِى عُسْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale la tuahızni bima nesitu ve la turhıkni min emri usra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Unuttuğum için bana çıkışma, gücümün yetmediği şeyden beni sorumlu tutma" dedi.

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَـٰمًا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةًۢ بِغَيْرِ نَفْسٍ لَّقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا نُّكْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fentaleka hatta iza lekıya ğulamen fe katelehu kale e katelte nefsen zekiyyeten bi ğayri nefs lekad ci'te şey'en nukra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yine gittiler; sonunda bir erkek çocuğa rastladılar, o hemen onu öldürdü. Musa: "Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu pek kötü bir şey yaptın" dedi.

۞ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale e lem ekul leke inneke len testetia maıye sabra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O: "Ben sana, yaptığım işlere dayanamazsın demedim mi?" dedi.

قَالَ إِن سَأَلْتُكَ عَن شَىْءٍۭ بَعْدَهَا فَلَا تُصَـٰحِبْنِى ۖ قَدْ بَلَغْتَ مِن لَّدُنِّى عُذْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale in seeltuke an şey'in ba'deha fe la tusahıbni kad belağte min ledunni uzra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Musa: "Bundan sonra sana bir şey sorarsam bana arkadaş olma, o zaman benim tarafımdan mazur sayılırsın" dedi.

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَيَآ أَهْلَ قَرْيَةٍ ٱسْتَطْعَمَآ أَهْلَهَا فَأَبَوْا۟ أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُۥ ۖ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fentaleka hatta iza eteya ehle karyetin istat'ama ehleha fe ebev en yudayyifuhuma fe veceda fiha cidaren yuridu en yenkadda fe ekameh kale lev şi'te lettehazte aleyhi ecra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yine yola koyuldular; sonunda vardıkları bir kasaba halkından yiyecek istediler. Kasaba halkı, bu ikisini misafir etmek istemedi. İkisi, şehrin içinde yıkılmağa yüz tutan bir duvar gördüler, Musa'nın arkadaşı onu doğrultuverdi; Musa: "Dileseydin buna karşı bir ücret alabilirdin" dedi.

قَالَ هَـٰذَا فِرَاقُ بَيْنِى وَبَيْنِكَ ۚ سَأُنَبِّئُكَ بِتَأْوِيلِ مَا لَمْ تَسْتَطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale haza firaku beyni ve beynik se unebbiuke bi te'vili ma lem testetı' aleyhi sabra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O şöyle söyledi: "İşte bu, seninle benim ayrılmamızı gerektiriyor; dayanamadığın işlerin yorumunu sana anlatacağım"

أَمَّا ٱلسَّفِينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَـٰكِينَ يَعْمَلُونَ فِى ٱلْبَحْرِ فَأَرَدتُّ أَنْ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَآءَهُم مَّلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

emmes sefinetu fe kanet li mesakine ya'melune fil bahri fe eradtu en eibeha ve kane veraehum melikun ye'huzu kulle sefinetin ğasba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Gemi, denizde çalışan birkaç yoksula aitti; onu kusurlu kılmak istedim, çünkü peşlerinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı."

وَأَمَّا ٱلْغُلَـٰمُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشِينَآ أَن يُرْهِقَهُمَا طُغْيَـٰنًا وَكُفْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve emmel ğulamu fe kane ebevahu mu'mineyni fe haşina en yurhikahuma tuğyanen ve kufra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Oğlana gelince; onun ana babası inanmış kimselerdi. Çocuğun onları azdırmasından ve inkara sürüklemesinden korkmuştuk.

فَأَرَدْنَآ أَن يُبْدِلَهُمَا رَبُّهُمَا خَيْرًا مِّنْهُ زَكَوٰةً وَأَقْرَبَ رُحْمًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe eredna en yubdilehuma rabbuhuma hayren minhu zekaten ve akrebe ruhma

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rablerinin o çocuktan daha temiz ve onlara daha çok merhamet eden birini vermesini istedik."

وَأَمَّا ٱلْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَـٰمَيْنِ يَتِيمَيْنِ فِى ٱلْمَدِينَةِ وَكَانَ تَحْتَهُۥ كَنزٌ لَّهُمَا وَكَانَ أَبُوهُمَا صَـٰلِحًا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبْلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنزَهُمَا رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ ۚ وَمَا فَعَلْتُهُۥ عَنْ أَمْرِى ۚ ذَٰلِكَ تَأْوِيلُ مَا لَمْ تَسْطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve emmel cidaru fe kane li ğulameyni yetimeyni fil medineti ve kane tahtehu kenzun lehuma ve kane ebuhuma saliha fe erade rabbuke en yebluğa eşuddehuma ve yestahrica kenzehuma rahmeten min rabbik ve ma fealtuhu an emri zalike te'vilu ma lem testı' aleyhi sabra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Duvar ise, şehirde iki yetim erkek çocuğa aitti. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı; babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin onların erginlik çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte dayanamadığın işlerin içyüzleri budur."

وَيَسْـَٔلُونَكَ عَن ذِى ٱلْقَرْنَيْنِ ۖ قُلْ سَأَتْلُوا۟ عَلَيْكُم مِّنْهُ ذِكْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve yes'eluneke an zil karneyn kul se etlu aleykum minhu zikra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sana Zülkarneyn'i sorarlar, "Onu size anlatacağım" de.

إِنَّا مَكَّنَّا لَهُۥ فِى ٱلْأَرْضِ وَءَاتَيْنَـٰهُ مِن كُلِّ شَىْءٍ سَبَبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nna mekkenna lehu fil ardı ve ateynahu min kulli şey'in sebeba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Doğrusu biz onu yeryüzüne yerleştirmiş ve her şeyin yolunu ona öğretmiştik.

فَأَتْبَعَ سَبَبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe etbea sebeba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O da bir yol tuttu.

حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِى عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوْمًا ۗ قُلْنَا يَـٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِمَّآ أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّآ أَن تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْنًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

hatta iza beleğa mağribeş şemsi vecedeha tağrubu fi aynin hamietin ve vecede indeha kavma kulna ya zel karneyni imma en tuazzibe ve imma en tettehıze fihim husna

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sonunda güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir suda batıyor gördü. Orada bir millete rastladı. "Zülkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin" dedik.

قَالَ أَمَّا مَن ظَلَمَ فَسَوْفَ نُعَذِّبُهُۥ ثُمَّ يُرَدُّ إِلَىٰ رَبِّهِۦ فَيُعَذِّبُهُۥ عَذَابًا نُّكْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale emma men zaleme fe sevfe nuazzibuhu summe yureddu ila rabbihi fe yuazzibuhu azaben nukra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Haksızlık yapana azap edeceğiz, sonra Rabbine döndürülür, onu görülmemiş bir azaba uğratır; ama inanıp yararlı iş işleyene, mükafat olarak güzel şeyler vardır, ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleriz" dedi.

Kaynakta 87–88. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَأَمَّا مَنْ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا فَلَهُۥ جَزَآءً ٱلْحُسْنَىٰ ۖ وَسَنَقُولُ لَهُۥ مِنْ أَمْرِنَا يُسْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve emma men amene ve amile salihan fe lehu cezaenil husna ve se nekulu lehu min emrina yusra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Haksızlık yapana azap edeceğiz, sonra Rabbine döndürülür, onu görülmemiş bir azaba uğratır; ama inanıp yararlı iş işleyene, mükafat olarak güzel şeyler vardır, ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleriz" dedi.

Kaynakta 87–88. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

summe etbea sebeba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sonra yine bir yol tuttu.

حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَىٰ قَوْمٍ لَّمْ نَجْعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

hatta iza beleğa matlıaş şemsi vecedeha tatluu ala kavmin lem nec'al lehum min duniha sitra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sonunda güneşin doğduğu yere ulaşınca, güneşi, kendilerini elbise, bina gibi şeylerle örtmediğimiz bir millet üzerine doğuyor buldu.

كَذَٰلِكَ وَقَدْ أَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kezalik ve kad ehatna bima ledeyhi hubra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte bunun gibi, onun yaptıklarının hepsini baştanbaşa biliyorduk.

ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

summe etbea sebeba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sonra yine bir yol tuttu.

حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيْنَ ٱلسَّدَّيْنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوْمًا لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

hatta iza beleğa beynes seddeyni vecede min dunihima kavmen la yekadune yefkahune kavla

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sonunda, iki dağın arasına varınca, orada nerdeyse hiç laf anlamayan bir millete rastladı.

قَالُوا۟ يَـٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجًا عَلَىٰٓ أَن تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدًّا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu ya zel karneyni inne ye'cuce ve me'cuce mufsidune fil ardı fe hel nec'alu leke harcen ala en tec'ale beynena ve beynehum sedda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Dediler ki: Zülkarneyn! Doğrusu Yecüc ve Mecüc bu ülkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?

قَالَ مَا مَكَّنِّى فِيهِ رَبِّى خَيْرٌ فَأَعِينُونِى بِقُوَّةٍ أَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْمًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale ma mekkenni fihi rabbi hayrun fe einuni bi kuvvetin ec'al beynekum ve beynehum redma

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Rabbimin bana verdikleri sizinkinden daha iyidir. Bana gücünüzle yardım edin de sizinle onların arasına sağlam bir sed yapayım. Bana demir kütleleri getirin" dedi. Bunlar iki dağın arasını doldurunca: "Körükleyin" dedi. Demirler akkor haline gelince; "Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim" dedi.

Kaynakta 95–96. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

ءَاتُونِى زُبَرَ ٱلْحَدِيدِ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا سَاوَىٰ بَيْنَ ٱلصَّدَفَيْنِ قَالَ ٱنفُخُوا۟ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَعَلَهُۥ نَارًا قَالَ ءَاتُونِىٓ أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

atuni zuberel hadid hatta iza sava beynes sadafeyni kalenfuhu hatta iza cealehu naren kale atuni ufriğ aleyhi kıtra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Rabbimin bana verdikleri sizinkinden daha iyidir. Bana gücünüzle yardım edin de sizinle onların arasına sağlam bir sed yapayım. Bana demir kütleleri getirin" dedi. Bunlar iki dağın arasını doldurunca: "Körükleyin" dedi. Demirler akkor haline gelince; "Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim" dedi.

Kaynakta 95–96. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَمَا ٱسْطَـٰعُوٓا۟ أَن يَظْهَرُوهُ وَمَا ٱسْتَطَـٰعُوا۟ لَهُۥ نَقْبًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

femestau en yazheruhu ve mestetau lehu nakba

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Artık Yecüc ve Mecüc onu ne aşabildiler ve ne de delip geçebildiler.

قَالَ هَـٰذَا رَحْمَةٌ مِّن رَّبِّى ۖ فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ رَبِّى جَعَلَهُۥ دَكَّآءَ ۖ وَكَانَ وَعْدُ رَبِّى حَقًّا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale haza rahmetun min rabbi fe iza cae va'du rabbi cealehu dekka' ve kane va'du rabbi hakka

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Zülkarneyn: "İşte bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin tayin ettiği zaman gelince onu yerle bir eder; Rabbimin verdiği söz gerçektir" dedi.

۞ وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِى بَعْضٍ ۖ وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَجَمَعْنَـٰهُمْ جَمْعًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve terakna ba'dahum yevmeizin yemucu fi ba'dın ve nufiha fis suri fe cema'nahum cem'a

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz o gün onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sura üflenince hepsini bir araya toplarız.

وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لِّلْكَـٰفِرِينَ عَرْضًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve aradna cehenneme yevmeizin lil kafirine arda

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Gözleri bizim öğüdümüze karşı kapalı olan ve öfkelerinden onu dinlemeye tahammül edemeyen kafirlere o gün cehennemi öyle bir gösteririz ki!

Kaynakta 100–101. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

ٱلَّذِينَ كَانَتْ أَعْيُنُهُمْ فِى غِطَآءٍ عَن ذِكْرِى وَكَانُوا۟ لَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ellezine kanet a'yunuhum fi ğıtain an zikri ve kanu la yestetiune sem'a

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Gözleri bizim öğüdümüze karşı kapalı olan ve öfkelerinden onu dinlemeye tahammül edemeyen kafirlere o gün cehennemi öyle bir gösteririz ki!

Kaynakta 100–101. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أَفَحَسِبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَن يَتَّخِذُوا۟ عِبَادِى مِن دُونِىٓ أَوْلِيَآءَ ۚ إِنَّآ أَعْتَدْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَـٰفِرِينَ نُزُلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

e fe hasibellezine keferu en yettehızu ibadi min duni evliya' inna a'tedna cehenneme lil kafirine nuzula

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnkar edenler, Beni bırakıp da kullarımı dost edinmelerini yeterli mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi inkarcılara konak olarak hazırladık.

قُلْ هَلْ نُنَبِّئُكُم بِٱلْأَخْسَرِينَ أَعْمَـٰلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kul hel nunebbiukum bil ahserine a'mala

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Size, amelce en çok kayıpta bulunanları haber verelim mi?" de.

ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ellezine dalle sa'yuhum fil hayatid dunya ve hum yahsebune ennehum yuhsinune sun'a

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Dünya hayatında, çalışmaları boşa gitmiştir, oysa onlar güzel iş yaptıklarını sanıyorlardı.

أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِمْ وَلِقَآئِهِۦ فَحَبِطَتْ أَعْمَـٰلُهُمْ فَلَا نُقِيمُ لَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ وَزْنًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ulaikellezine keferu bi ayati rabbihim ve likaihi fe habitat a'maluhum fe la nukimu lehum yevmel kıyameti vezna

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu yüzden işleri boşa gitmiştir. Kıyamet günü Biz onlara değer vermeyeceğiz.

ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُمْ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُوا۟ وَٱتَّخَذُوٓا۟ ءَايَـٰتِى وَرُسُلِى هُزُوًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

zalike cezauhum cehennemu bima keferu vettehazu ayati ve rusuli huzuva

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte onların cezası; inkarlarına, peygamberlerimi ve ayetlerimi alaya almalarına karşılık olarak, cehennemdir.

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّـٰتُ ٱلْفِرْدَوْسِ نُزُلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnellezine amenu ve amilus salihati kanet lehum cennatul firdevsi nuzula

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ama inanıp yararlı iş işleyenlerin konakları Firdevs cennetleridir.

خَـٰلِدِينَ فِيهَا لَا يَبْغُونَ عَنْهَا حِوَلًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

halidine fiha la yebğune anha hıvela

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Orada temelli kalırlar, başka bir yere gitmek istemezler.

قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَـٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَـٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kul lev kanel bahru midaden li kelimati rabbi le nefidel bahru kable en tenfede kelimatu rabbi ve lev ci'na bi mislihi mededa

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da katsak, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi."

قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَـٰهُكُمْ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌ ۖ فَمَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَـٰلِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدًۢا

TÜRKÇE OKUNUŞU

kul innema ene beşerun mislukum yuha ileyye ennema ilahukum ilahun vahid fe men kane yercu likae rabbihi fel ya'mel amelen salihan ve la yuşrik bi ıbadeti rabbihi ehada

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım; ancak bana tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Rabbine kavuşmayı uman kimse yararlı iş işleşin ve Rabbine kullukta hiç ortak koşmasın."

OKUYUCU NOTLARI

Yorumlar ve cevaplar

Yorumlar kaynak metnin parçası değildir. Adınız ve yorumunuz, yönetici onayından sonra herkese açık görünür. Kişisel iletişim bilgisi paylaşmayın.

Henüz onaylanmış yorum yok.

BİR AYET, BİR HATIRLATMA

Ayetini paylaş

Gizlilik tercihlerin

Siteyi okumak için istatistik veya reklam izni vermen gerekmez.

Bu seçim dini içerik okuma etkinliklerini kapsar. Yerel sayaçlarda IP adresin saklanmaz. Kayıtlar en fazla 90 gün tutulur. Reklam izinleri varsa sertifikalı CMP üzerinden ayrıca yönetilir.

Gizlilik ve çerezler