۞Kur’an-ı KerimOKU · ANLA · HATIRLA
38. SURE · 88 AYET

Sâd Suresi

Arapça metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet meali

Türkçe okunuş yardımcıdır; Arapça telaffuzun bütün özelliklerini karşılamaz.

صٓ ۚ وَٱلْقُرْءَانِ ذِى ٱلذِّكْرِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

sad vel kur'ani ziz zikr

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.

Kaynakta 1–2. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

belillezine keferu fi ızzetin ve şikak

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.

Kaynakta 1–2. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍ فَنَادَوا۟ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hine menas

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ediyorlardı; oysa artık kurtulma zamanı değildi.

وَعَجِبُوٓا۟ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌ مِّنْهُمْ ۖ وَقَالَ ٱلْكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا سَـٰحِرٌ كَذَّابٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve acibu en caehum munzirun minhum ve kalel kafirune haza sahırun kezzab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi.

Kaynakta 4–5. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أَجَعَلَ ٱلْـَٔالِهَةَ إِلَـٰهًا وَٰحِدًا ۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَىْءٌ عُجَابٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e cealel alihete ilahen vahıda inne haza le şey'un ucab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi.

Kaynakta 4–5. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَٱنطَلَقَ ٱلْمَلَأُ مِنْهُمْ أَنِ ٱمْشُوا۟ وَٱصْبِرُوا۟ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمْ ۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَىْءٌ يُرَادُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ventalekal meleu minhum enimşu vasbiru ala alihetikum inne haza le şey'un yurad

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

Kaynakta 6–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

مَا سَمِعْنَا بِهَـٰذَا فِى ٱلْمِلَّةِ ٱلْـَٔاخِرَةِ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا ٱخْتِلَـٰقٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ma semi'na bi haza fil milletil ahıreh in haza illahtilak

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

Kaynakta 6–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أَءُنزِلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ مِنۢ بَيْنِنَا ۚ بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ مِّن ذِكْرِى ۖ بَل لَّمَّا يَذُوقُوا۟ عَذَابِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e unzile aleyhiz zikru min beynina bel hum fi şekkin min zikri bel lemma yezuku azab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

Kaynakta 6–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ ٱلْعَزِيزِ ٱلْوَهَّابِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em indehum hazainu rahmeti rabbikel azizil vehhab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?

أَمْ لَهُم مُّلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ فَلْيَرْتَقُوا۟ فِى ٱلْأَسْبَـٰبِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em lehum mulkus semavati vel ardı ve ma beynehuma felyerteku fil esbab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler!

جُندٌ مَّا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِّنَ ٱلْأَحْزَابِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

cundun ma hunalike mehzumun minel ahzab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur.

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو ٱلْأَوْتَادِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kezzebet kablehum kavmu nuhın ve adun ve fir'avnu zul evtadi

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.

Kaynakta 12–13. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَـٰبُ لْـَٔيْكَةِ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلْأَحْزَابُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve semudu ve kavmu lutın ve ashabul eykeh ulaikel ahzab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.

Kaynakta 12–13. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇n kullun illa kezzeber rusule fe hakka ıkab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler.

وَمَا يَنظُرُ هَـٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً مَّا لَهَا مِن فَوَاقٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma yanzuru haulai illa sayhaten vahıdeten ma leha min fevak

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler.

وَقَالُوا۟ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ ٱلْحِسَابِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil hisab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlar ise "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver" derler.

ٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلْأَيْدِ ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

isbır ala ma yekulune vezkur abdena davude zel eyd innehu evvab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi.

إِنَّا سَخَّرْنَا ٱلْجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحْنَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِشْرَاقِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nna sahharnel cibale meahu yusebbıhne bil aşiyyi vel işrak

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.

Kaynakta 18–19. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَٱلطَّيْرَ مَحْشُورَةً ۖ كُلٌّ لَّهُۥٓ أَوَّابٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vet tayre mahşureh kullun lehu evvab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.

Kaynakta 18–19. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَشَدَدْنَا مُلْكَهُۥ وَءَاتَيْنَـٰهُ ٱلْحِكْمَةَ وَفَصْلَ ٱلْخِطَابِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve şededna mulkehu ve ateynahul hikmete ve faslel hıtab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik.

۞ وَهَلْ أَتَىٰكَ نَبَؤُا۟ ٱلْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا۟ ٱلْمِحْرَابَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve hel etake nebeul hasm iz tesevverul mihrab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar."

Kaynakta 21–22. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ خَصْمَانِ بَغَىٰ بَعْضُنَا عَلَىٰ بَعْضٍ فَٱحْكُم بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَٱهْدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇z dehalu ala davude fe fezia minhum kalu la tehaf hasmani beğa ba'duna ala ba'dın fahkum beynena bil hakkı ve la tuştıt vehdina ila sevais sırat

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar."

Kaynakta 21–22. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِنَّ هَـٰذَآ أَخِى لَهُۥ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِىَ نَعْجَةٌ وَٰحِدَةٌ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِى فِى ٱلْخِطَابِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nne haza ahi lehu tis'un ve tis'une na'ceten ve liye na'cetun vahidetun fe kale ekfilniha ve azzeni fil hıtab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi."

قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦ ۖ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْخُلَطَآءِ لَيَبْغِى بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَقَلِيلٌ مَّا هُمْ ۗ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّـٰهُ فَٱسْتَغْفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ ۩

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale lekad zalemeke bi suali na'cetike ila niacih ve inne kesiren minel huletai le yebği ba'duhum ala ba'dın illellezine amenu ve amilus salihati ve kalilun ma hum ve zanne davudu ennema fetennahu festağfere rabbehu ve harre rakian ve enab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti.

فَغَفَرْنَا لَهُۥ ذَٰلِكَ ۖ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe ğaferna lehu zalik ve inne lehu indena le zulfa ve husne meab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Böylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır.

يَـٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلْنَـٰكَ خَلِيفَةً فِى ٱلْأَرْضِ فَٱحْكُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلْهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌۢ بِمَا نَسُوا۟ يَوْمَ ٱلْحِسَابِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ya davudu inna cealnake halifeten fil ardı fahkum beynen nasi bil hakkı ve la tettebiil heva fe yudılleke an sebilillah innellezine yadıllune an sebilillahi lehum azabun şedidun bi ma nesu yevmel hisab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır.

وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَـٰطِلًا ۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۚ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma halaknes semae vel arda ve ma beynehuma batıla zalike zannullezine keferu fe veylun lillezine keferu minen nar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline!

أَمْ نَجْعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ كَٱلْمُفْسِدِينَ فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ ٱلْمُتَّقِينَ كَٱلْفُجَّارِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em nec'alullezine amenu ve amilus salihati kel mufsidine fil ardı em nec'alul muttekine kel fuccar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız?

كِتَـٰبٌ أَنزَلْنَـٰهُ إِلَيْكَ مُبَـٰرَكٌ لِّيَدَّبَّرُوٓا۟ ءَايَـٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَـٰبِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kitabun enzelnahu ileyke mubarekun li yeddebberu ayatihi ve li yetezekkere ulul elbab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.

وَوَهَبْنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيْمَـٰنَ ۚ نِعْمَ ٱلْعَبْدُ ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve vehebna li davude suleyman ni'mel abd innehu evvab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Davud'a Süleyman'ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah'a yönelirdi.

إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِٱلْعَشِىِّ ٱلصَّـٰفِنَـٰتُ ٱلْجِيَادُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇z urıda aleyhi bil aşiyyis safinatul ciyad

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ona bir akşam üstü, çalımlı, cins koşu atları sunulmuştu.

فَقَالَ إِنِّىٓ أَحْبَبْتُ حُبَّ ٱلْخَيْرِ عَن ذِكْرِ رَبِّى حَتَّىٰ تَوَارَتْ بِٱلْحِجَابِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe kale inni ahbebtu hubbel hayri an zikri rabbi hatta tevaret bil hıcab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.

Kaynakta 32–33. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

رُدُّوهَا عَلَىَّ ۖ فَطَفِقَ مَسْحًۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلْأَعْنَاقِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

rudduha aleyy fe tafika meshan bis sukı vel a'nak

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.

Kaynakta 32–33. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَـٰنَ وَأَلْقَيْنَا عَلَىٰ كُرْسِيِّهِۦ جَسَدًا ثُمَّ أَنَابَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad fetenna suleymane ve elkayna ala kursiyyihi ceseden summe enab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki Süleyman'ı denedik, hükümranlığını zayıf düşürdük; sonra eski haline döndü.

قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَهَبْ لِى مُلْكًا لَّا يَنۢبَغِى لِأَحَدٍ مِّنۢ بَعْدِىٓ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale rabbiğfir li veheb li mulken la yenbaği li ehadin min ba'di inneke entel vehhab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Süleyman: "Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; Sen şüphesiz, daima bağışta bulunansın" dedi.

فَسَخَّرْنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجْرِى بِأَمْرِهِۦ رُخَآءً حَيْثُ أَصَابَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe sehharna lehur riha tecri bi emrihi ruhaen haysu esab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.

Kaynakta 36–38. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَٱلشَّيَـٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءٍ وَغَوَّاصٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

veş şeyatine kulle bennain ve ğavvasın

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.

Kaynakta 36–38. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve aharine mukarrenine fil asfad

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.

Kaynakta 36–38. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

هَـٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

haza atauna femnun ev emsik bi ğayri hisab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"İşte Bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır." dedik.

وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve inne lehu ındena le zulfa ve husne meab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Doğrusu onun katımızda yakınlığı ve güzel bir istikbali vardır.

وَٱذْكُرْ عَبْدَنَآ أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلشَّيْطَـٰنُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vezkur abdena eyyub iz nada rabbehu enni messeniyeş şeytanu bi nusbin ve azab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kulumuz Eyyub'u da an; Rabbine: "Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti.

ٱرْكُضْ بِرِجْلِكَ ۖ هَـٰذَا مُغْتَسَلٌۢ بَارِدٌ وَشَرَابٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

urkud biriclik haza muğteselun baridun ve şerab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.

وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve vehebna lehu ehlehu ve mislehum meahum rahmeten minna ve zikra li ulil elbab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik.

وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ ۗ إِنَّا وَجَدْنَـٰهُ صَابِرًا ۚ نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve huz bi yedike dığsen fadrıb bihi ve la tahnes inna vecednahu sabira ni'mel abd innehu evvab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi.

وَٱذْكُرْ عِبَـٰدَنَآ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَـٰقَ وَيَعْقُوبَ أُو۟لِى ٱلْأَيْدِى وَٱلْأَبْصَـٰرِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vezkur ıbadena ibrahime ve ishaka ve ya'kube ulil eydi vel ebsar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an.

إِنَّآ أَخْلَصْنَـٰهُم بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى ٱلدَّارِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nna ahlasnahum bi halisatin zikred dar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık.

وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ ٱلْمُصْطَفَيْنَ ٱلْأَخْيَارِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve innehum ındena le minel mustafeynel ahyar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Doğrusu onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler.

وَٱذْكُرْ إِسْمَـٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَذَا ٱلْكِفْلِ ۖ وَكُلٌّ مِّنَ ٱلْأَخْيَارِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vezkur ismaile velyesea ve zel kifl ve kullun minel ahyar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi iyilerdendir.

هَـٰذَا ذِكْرٌ ۚ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَـَٔابٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

haza zikr ve inne lil muttekine le husne meab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.

جَنَّـٰتِ عَدْنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ ٱلْأَبْوَٰبُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

cennati adnin mufettehaten le humul ebvab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır.

مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

muttekine fiha yed'une fiha bi fakihetin kesiretin ve şerab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler.

۞ وَعِندَهُمْ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ أَتْرَابٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ındehum kasıratut tarfi etrab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.

هَـٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

haza ma tuadune li yevmil hisab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir.

إِنَّ هَـٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nne haza le rızkuna ma lehu min nefad

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir.

هَـٰذَا ۚ وَإِنَّ لِلطَّـٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

haza ve inne lit tağıyne le şerre meab

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.

جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

cehennem yaslevneha fe bi'sel mihad

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Cehenneme girerler; ne kötü bir konaktır!

هَـٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

haza fel yezukuhu hamiymun ve ğassak

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.

وَءَاخَرُ مِن شَكْلِهِۦٓ أَزْوَٰجٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve aharu min şeklihi ezvac

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunlara benzer daha başkaları da vardır...

هَـٰذَا فَوْجٌ مُّقْتَحِمٌ مَّعَكُمْ ۖ لَا مَرْحَبًۢا بِهِمْ ۚ إِنَّهُمْ صَالُوا۟ ٱلنَّارِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

haza fevcun muktehımun meakum la merhaben bihim innehum salun nar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

(İnkarcıların ileri gelenlerine denir ki;) "İşte şunlar sizinle beraber girecek olanlardır." (Derler ki;) "Onlar rahat yüzü görmesin. Behemehal ateşe gireceklerdir"

قَالُوا۟ بَلْ أَنتُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِكُمْ ۖ أَنتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا ۖ فَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu bel entum la merhaben bikum entum kaddemtumuhu lena febi'sel karar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

(Onlara uyanlar;) "Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bunu başımıza getiren sizsiniz; ne kötü bir duraktır!" derler.

قَالُوا۟ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَـٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِى ٱلنَّارِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu rabbena men kaddeme lena haza fe zidhu azaben dı'fen fin nar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır" derler.

وَقَالُوا۟ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلْأَشْرَارِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kalu ma lena la nera ricalen kunna neudduhum minel eşrar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Şöyle derler: "Kendilerini dünyada iken kötü saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz?"

أَتَّخَذْنَـٰهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ ٱلْأَبْصَـٰرُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ettehaznahum sıhriyyen em zağat anhumul ebsar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Onları alaya alırdık; yoksa şimdi gözlere görünmezler mi?"

إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهْلِ ٱلنَّارِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nne zalike le hakkun tehasumu ehlin nar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçektir.

قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٌ ۖ وَمَا مِنْ إِلَـٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kul innema ene munzirun ve ma min ilahin ilallahul vahıdul kahhar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur."

رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّـٰرُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

rabbus semavati vel ardı ve ma beynehumel azizul ğaffar

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır."

قُلْ هُوَ نَبَؤٌا۟ عَظِيمٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kul huve nebeun azimun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."

Kaynakta 67–68. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أَنتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

entum anhu mu'ridun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."

Kaynakta 67–68. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

مَا كَانَ لِىَ مِنْ عِلْمٍۭ بِٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰٓ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ma kane liye min ilmin bil meleil a'la iz yahtesımun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Onlar tartışırlarken Melei Ala'daki bu olanlar hakkında bir bilgim yoktu."

إِن يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇n yuha ileyye illa ennema ene nezirun mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّى خَـٰلِقٌۢ بَشَرًا مِّن طِينٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇z kale rabbuke lil melaiketi inni halikun beşeren min tin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın."

Kaynakta 71–72. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَـٰجِدِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe iza sevveytuhu ve nefahtu fihi min ruhi fe kau lehu sacidin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın."

Kaynakta 71–72. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَسَجَدَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe secedel melaiketu kulluhum ecmaun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.

Kaynakta 73–74. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِلَّآ إِبْلِيسَ ٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَـٰفِرِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇lla iblis istekbere ve kane minel kafirin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.

Kaynakta 73–74. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ يَـٰٓإِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَىَّ ۖ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْعَالِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale ya iblisu ma meneake en tescude lima halaktu bi yedeyy estekberte em kunte minel alin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Ey İblis, ellerimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi.

قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْهُ ۖ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale ene hayrun minh halakteni min narin ve halaktehu min tin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi.

قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale fahruc minha fe inneke recim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.

Kaynakta 77–78. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve inne aleyke la'neti ila yevmid din

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.

Kaynakta 77–78. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale rabbi fe enzırni ila yevmi yub'asun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Rabbim! Dirilecekleri güne kadar beni (canımı almayı) ertele" dedi.

قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale fe inneke minel munzarin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.

Kaynakta 80–81. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇la yevmil vaktil ma'lum

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.

Kaynakta 80–81. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale fe bi izzetike le uğviyennehum ecmain

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi.

Kaynakta 82–83. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇lla ibadeke minhumul muhlasin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi.

Kaynakta 82–83. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالَ فَٱلْحَقُّ وَٱلْحَقَّ أَقُولُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kale fel hakku vel hakka ekul

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi.

Kaynakta 84–85. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنْهُمْ أَجْمَعِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhum ecmain

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi.

Kaynakta 84–85. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قُلْ مَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُتَكَلِّفِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kul ma es'elukum aleyhi min ecrin ve ma ene minel mutekellifin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden de değilim."

إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَـٰلَمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇n huve illa zikrun lil alemin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Bu Kuran, ancak dünyalar için bir öğüttür."

وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعْدَ حِينٍۭ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve le talemunne nebeehu ba'de hin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra öğreneceksiniz."

OKUYUCU NOTLARI

Yorumlar ve cevaplar

Yorumlar kaynak metnin parçası değildir. Adınız ve yorumunuz, yönetici onayından sonra herkese açık görünür. Kişisel iletişim bilgisi paylaşmayın.

Henüz onaylanmış yorum yok.

BİR AYET, BİR HATIRLATMA

Ayetini paylaş

Gizlilik tercihlerin

Siteyi okumak için istatistik veya reklam izni vermen gerekmez.

Bu seçim dini içerik okuma etkinliklerini kapsar. Yerel sayaçlarda IP adresin saklanmaz. Kayıtlar en fazla 90 gün tutulur. Reklam izinleri varsa sertifikalı CMP üzerinden ayrıca yönetilir.

Gizlilik ve çerezler