۞Kur’an-ı KerimOKU · ANLA · HATIRLA
52. SURE · 49 AYET

Tûr Suresi

Arapça metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet meali

Türkçe okunuş yardımcıdır; Arapça telaffuzun bütün özelliklerini karşılamaz.

وَٱلطُّورِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vet turi

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Kaynakta 1–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَكِتَـٰبٍ مَّسْطُورٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve kitabin mesturin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Kaynakta 1–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فِى رَقٍّ مَّنشُورٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fi rakkın menşurin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Kaynakta 1–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَٱلْبَيْتِ ٱلْمَعْمُورِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vel beytil ma'muri

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Kaynakta 1–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَٱلسَّقْفِ ٱلْمَرْفُوعِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ves sakfil merfui

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Kaynakta 1–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَٱلْبَحْرِ ٱلْمَسْجُورِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vel bahril mescuri

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Kaynakta 1–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَٰقِعٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nne azabe rabbike le vakı'un

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Kaynakta 1–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

مَّا لَهُۥ مِن دَافِعٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ma lehu min dafiin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Kaynakta 1–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

يَوْمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

yevme temurus semau mevren

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

Kaynakta 9–12. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَتَسِيرُ ٱلْجِبَالُ سَيْرًا

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve tesirul cibalu seyra

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

Kaynakta 9–12. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe veylun yevme izin lil mukezzibine

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

Kaynakta 9–12. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

ٱلَّذِينَ هُمْ فِى خَوْضٍ يَلْعَبُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ellezine hum fi havdın yel'abun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

Kaynakta 9–12. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

يَوْمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا

TÜRKÇE OKUNUŞU

yevme yude'une ila nari cehenneme de'a

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;

Kaynakta 13–14. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

هَـٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

hazihin narulleti kuntum biha tukezzibun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;

Kaynakta 13–14. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

أَفَسِحْرٌ هَـٰذَآ أَمْ أَنتُمْ لَا تُبْصِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e fe sihrun haza em entum la tubsirun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.

Kaynakta 15–16. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

ٱصْلَوْهَا فَٱصْبِرُوٓا۟ أَوْ لَا تَصْبِرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ ۖ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

islevha fasbiru ev la tasbiru sevaun aleykum innema tuczevne ma kuntum ta'melun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.

Kaynakta 15–16. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَنَعِيمٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnel muttekine fi cennatin ve naimin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

Kaynakta 17–18. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَـٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fakihine bi ma atahum rabbuhum ve vekahum rabbuhum azabel cahim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

Kaynakta 17–18. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kulu veşrebu henien bi ma kuntum ta'melune

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.

Kaynakta 19–20. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرٍ مَّصْفُوفَةٍ ۖ وَزَوَّجْنَـٰهُم بِحُورٍ عِينٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

muttekiine ala sururin masfufeh ve zevvecnahum bi hurin inin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.

Kaynakta 19–20. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَـٰنٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَآ أَلَتْنَـٰهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَىْءٍ ۚ كُلُّ ٱمْرِئٍۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vellezine amenu vettebeathum zurriyyetuhum bi imanin elhakna bihim zurriyyetehum ve ma eletnahum min amelihim min şey'in kullumriin bi ma kesebe rehinun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.

وَأَمْدَدْنَـٰهُم بِفَـٰكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve emdednahum bi fakihetin ve lahmin mimma yeştehun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz.

يَتَنَـٰزَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لَّا لَغْوٌ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

yetenazeune fiha ke'sen la lağvun fiha ve la te'simun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.

۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَّكْنُونٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve yetufu aleyhim ğılmanun lehum ke ennehum lu'luun meknunun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar.

وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve akbele ba'duhum ala ba'dın yetesaelun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Birbirlerine dönüp soruşurlar:

قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِىٓ أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu inna kunna kablu fi ehlina muşfikin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.

Kaynakta 26–28. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe mennallahu aleyna ve vekana azabes semum

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.

Kaynakta 26–28. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلُ نَدْعُوهُ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْبَرُّ ٱلرَّحِيمُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nna kunna min kablu ned'uh innehu huvel berrur rahim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.

Kaynakta 26–28. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

فَذَكِّرْ فَمَآ أَنتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe zekkir fe ma ente bi ni'meti rabbike bi kahinin ve la mecnun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Öğüt ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin.

أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيْبَ ٱلْمَنُونِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em yekulune şairun neterabbesu bihi reybel menuni

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yoksa senin için şöyle mi derler: "Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz."

قُلْ تَرَبَّصُوا۟ فَإِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُتَرَبِّصِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kul terabbesu fe inni meakum minel muterabbisin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlemekteyim."

أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَـٰمُهُم بِهَـٰذَآ ۚ أَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em te'muruhum ahlamuhum bi haza em hum kavmun tağun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunu onlara akılları mı buyuruyor? Yoksa onlar azgın bir millet midirler?

أَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥ ۚ بَل لَّا يُؤْمِنُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em yekulune tekavveleh bel la yu'minun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayır, inanmıyorlar.

فَلْيَأْتُوا۟ بِحَدِيثٍ مِّثْلِهِۦٓ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fel ye'tu bi hadisin mislihi in kanu sadikin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Eğer iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir söz meydana getirsinler.

أَمْ خُلِقُوا۟ مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ ٱلْخَـٰلِقُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em huliku min ğayri şey'in em humul halikun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlar, yaratan olmaksızın mı yaratıldılar yoksa yaratanlar kendileri midir?

أَمْ خَلَقُوا۟ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۚ بَل لَّا يُوقِنُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em halakus semavati vel ard bel la yukınun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yoksa gökleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır, Allah'a kesin olarak inanmıyorlar.

أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَبِّكَ أَمْ هُمُ ٱلْمُصَۣيْطِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em indehum hazainu rabbike em humul musaytırun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı işe hakimdirler?

أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ فِيهِ ۖ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُم بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em lehum sullemun yestemiune fih fel ye'ti mustemiuhum bi sultanin mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.

أَمْ لَهُ ٱلْبَنَـٰتُ وَلَكُمُ ٱلْبَنُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em le hul benatu ve le kumul benun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Demek kızlar Allah'ın, oğullar sizin öyle mi?

أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em tes'eluhum ecren fe hum min mağremin muskalun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em indehumul ğaybu fe hum yektubun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Veya, görülmeyeni bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar?

أَمْ يُرِيدُونَ كَيْدًا ۖ فَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هُمُ ٱلْمَكِيدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em yuridune keyda fellezine keferu humul mekidun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama o tuzağa yakalanacak olanlar inkar edenlerdir.

أَمْ لَهُمْ إِلَـٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ ۚ سُبْحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

em lehum ilahun ğayrullah subhanallahi amma yuşrikun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yoksa Allah'tan başka bir tanrıları mı vardır? Allah, onların ortak koşmalarından münezzehtir.

وَإِن يَرَوْا۟ كِسْفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ سَاقِطًا يَقُولُوا۟ سَحَابٌ مَّرْكُومٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve in yerev kisfen mines semai sakıtan yekulu sehabun merkum

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Gökten azap olarak düşen bir parça görseler: "Bulut kümesidir" derler.

فَذَرْهُمْ حَتَّىٰ يُلَـٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى فِيهِ يُصْعَقُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe zerhum hatta yulaku yevmehumullezi fihi yus'akune

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak.

يَوْمَ لَا يُغْنِى عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

yevme la yuğni anhum keyduhum şey'en ve la hum yunsarun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O gün, düzenleri kendilerine bir fayda vermez; yardım da görmezler.

وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ عَذَابًا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve inne lillezine zalemu azaben dune zalike ve lakinne ekserehum la ya'lemun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Zulmedenlere, şüphesiz, bundan başka da azap vardır; fakat onların çoğu bilmezler.

وَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا ۖ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vasbir li hukmi rabbike fe inneke bi a'yunina ve sebbih bi hamdi rabbike hine tekumu

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret; doğrusu sen, Bizim nezaretimiz altındasın; kalkarken Rabbini överek tesbih et;

وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَـٰرَ ٱلنُّجُومِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve minel leyli fe sebbihhu ve idbaren nucumi

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken de O'nu tesbih et.

OKUYUCU NOTLARI

Yorumlar ve cevaplar

Yorumlar kaynak metnin parçası değildir. Adınız ve yorumunuz, yönetici onayından sonra herkese açık görünür. Kişisel iletişim bilgisi paylaşmayın.

Henüz onaylanmış yorum yok.

BİR AYET, BİR HATIRLATMA

Ayetini paylaş

Gizlilik tercihlerin

Siteyi okumak için istatistik veya reklam izni vermen gerekmez.

Bu seçim dini içerik okuma etkinliklerini kapsar. Yerel sayaçlarda IP adresin saklanmaz. Kayıtlar en fazla 90 gün tutulur. Reklam izinleri varsa sertifikalı CMP üzerinden ayrıca yönetilir.

Gizlilik ve çerezler