Türkçe okunuş yardımcıdır; Arapça telaffuzun bütün özelliklerini karşılamaz.
وَٱلذَّٰرِيَـٰتِ ذَرْوًا
TÜRKÇE OKUNUŞUvez zariyati zerven
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Kaynakta 1–6. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
فَٱلْحَـٰمِلَـٰتِ وِقْرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUfel hamilati vıkren
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Kaynakta 1–6. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
فَٱلْجَـٰرِيَـٰتِ يُسْرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUfel cariyati yusren
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Kaynakta 1–6. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
فَٱلْمُقَسِّمَـٰتِ أَمْرًا
TÜRKÇE OKUNUŞUfel mukassimati emren
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Kaynakta 1–6. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ
TÜRKÇE OKUNUŞUi̇nnema tuadune le sadikun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Kaynakta 1–6. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌ
TÜRKÇE OKUNUŞUve inned dine le vakıu
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Kaynakta 1–6. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ
TÜRKÇE OKUNUŞUves semai zatil hubuki
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
Kaynakta 7–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍ
TÜRKÇE OKUNUŞUi̇nnekum le fi kavlin muhtelifin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
Kaynakta 7–8. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ
TÜRKÇE OKUNUŞUyu'feku anhu men ufik
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür.
قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUkutilel harrasune
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!
Kaynakta 10–11. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍ سَاهُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUellezine hum fi ğamretin sahune
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!
Kaynakta 10–11. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ
TÜRKÇE OKUNUŞUyes'elune eyyane yevmud din
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.
يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUyevme hum alen nari yuftenune
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür.
ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUzuku fitnetekum hazellezi kuntum bihi testa'cilun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ
TÜRKÇE OKUNUŞUi̇nnel muttekine fi cennatin ve uyunin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.
Kaynakta 15–16. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ
TÜRKÇE OKUNUŞUahizine ma atahum rabbuhum innehum kanu kable zalike muhsinin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.
Kaynakta 15–16. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
كَانُوا۟ قَلِيلًا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUkanu kalilen minel leyli ma yehceun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlar, geceleri az uyuyanlardı.
وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUve bil esharihum yestağfirune
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.
وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
TÜRKÇE OKUNUŞUve fi emvalihim hakkun lis saili vel mahrumi
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.
وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَـٰتٌ لِّلْمُوقِنِينَ
TÜRKÇE OKUNUŞUve fil ardı ayatun lil mukınine
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
Kaynakta 20–21. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUve fi enfusikum e fe la tubsirun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
Kaynakta 20–21. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUve fis semai rızkukum ve ma tuadun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir.
فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe ve rabbis semai vel ardı innehu le hakkun misle ma ennekum tentıkun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ
TÜRKÇE OKUNUŞUhel etake hadisu dayfi ibrahimel mukremin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi?
إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَـٰمًا ۖ قَالَ سَلَـٰمٌ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUi̇z dehalu aleyhi fe kalu selama kale selam kavmun munkerun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti.
فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍ سَمِينٍ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe rağa ila ehlihi fe cae bi iclin seminin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.
Kaynakta 26–27. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe karrebehu ileyhim kale e la te'kulun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.
Kaynakta 26–27. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَـٰمٍ عَلِيمٍ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe evcese minhum hifeh kalu la tehaf ve beşşeruhu bi ğulamin alim
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011(Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler.
فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe akbeletimreetuhu fi sarretin fe sakket vecheha ve kalet acuzun akimun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi.
قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ
TÜRKÇE OKUNUŞUkalu kezaliki kale rabbuk innehu huvel hakimul alimu
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Melekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler.
۞ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUkale fe ma hatbukum eyyuhel murselun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.
قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ
TÜRKÇE OKUNUŞUkalu inna ursilna ila kavmin mucrimine
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
Kaynakta 32–34. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن طِينٍ
TÜRKÇE OKUNUŞUli nursile aleyhim hıcareten min tinin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
Kaynakta 32–34. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ
TÜRKÇE OKUNUŞUmusevvemeten inde rabbike lil musrifin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
Kaynakta 32–34. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe ahrecna men kane fiha minel mu'minin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık.
فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe ma vecedna fiha ğayre beytin minel muslimin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk.
وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
TÜRKÇE OKUNUŞUve terekna fiha ayeten lillezine yahafunel azabel elim
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık.
وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَـٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ
TÜRKÇE OKUNUŞUve fi musa iz erselnahu ila fir'avne bi sultanin mubinin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik.
فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَـٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe tevella bi ruknihi ve kale sahırun ev mecnunun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi.
فَأَخَذْنَـٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَـٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe ehaznahu ve cunudehu fe nebeznahum fil yemmi ve huve mulim
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.
وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ
TÜRKÇE OKUNUŞUve fi adin iz erselna aleyhimur rihal akim
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
Kaynakta 41–42. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ
TÜRKÇE OKUNUŞUma tezeru min şey'in etet aleyhi illa cealethu ker remim
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
Kaynakta 41–42. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.
وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍ
TÜRKÇE OKUNUŞUve fi semude iz kile lehum temetteu hatta hinin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti.
فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe atev an emri rabbihim fe ehazethumus saikatu ve hum yanzurun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
فَمَا ٱسْتَطَـٰعُوا۟ مِن قِيَامٍ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe mestetau min kıyamin ve ma kanu muntesirine
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler.
وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَـٰسِقِينَ
TÜRKÇE OKUNUŞUve kavme nuhın min kabl inne hum kanu kavmen fasıkin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti.
وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَـٰهَا بِأَيْي۟دٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUves semae beneynaha bi eydin ve inna le musiun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.
وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَـٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَـٰهِدُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUvel arda fereşnaha fe ni'mel mahidun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz!
وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUve min kulli şey'in halakna zevceyni leallekum tezekkerun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır.
فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe firru ilallah inni lekum minhu nezirun mubin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
TÜRKÇE OKUNUŞUve la tec'alu meallahi ilahen ahar inni lekum minhu nezirun mubin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011"Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
TÜRKÇE OKUNUŞUkezalike ma etellezine min kablihim min resulin illa kalu sahırun ev mecnun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi.
أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUe tevasav bih bel hum kavmun tağun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir.
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe tevelle anhum fe ma ente bi melum
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.
وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ
TÜRKÇE OKUNUŞUve zekkir fe innez zikra tenfeul mu'minin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir.
وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
TÜRKÇE OKUNUŞUve ma halaktul cinne vel inse illa li ya'budun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır.
مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ
TÜRKÇE OKUNUŞUma uridu minhum min rızkın ve ma uridu en yut'imuni
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem.
إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ
TÜRKÇE OKUNUŞUi̇nnallahe huver rezzaku zul kuvvetil metin
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır.
فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَـٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe inne lillezine zalemu zenuben misle zenubi ashabihim fe la yesta'ciluni
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler.
فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
TÜRKÇE OKUNUŞUfe veylun lillezine keferu min yevmihimullezi yuadun
DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere!
Yorumlar ve cevaplar
Yorumlar kaynak metnin parçası değildir. Adınız ve yorumunuz, yönetici onayından sonra herkese açık görünür. Kişisel iletişim bilgisi paylaşmayın.
Henüz onaylanmış yorum yok.