۞Kur’an-ı KerimOKU · ANLA · HATIRLA
36. SURE · 83 AYET

Yâsîn Suresi

Arapça metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet meali

Türkçe okunuş yardımcıdır; Arapça telaffuzun bütün özelliklerini karşılamaz.

يسٓ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ya sin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ya, Sin.

وَٱلْقُرْءَانِ ٱلْحَكِيمِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vel kur'anil hakim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.

Kaynakta 2–4. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nneke leminel murselin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.

Kaynakta 2–4. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ala sıratın mustekim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.

Kaynakta 2–4. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

تَنزِيلَ ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

tenzilel azizir rahim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır.

Kaynakta 5–6. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمْ فَهُمْ غَـٰفِلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

li tunzire kavmen ma unzire abauhum fe hum ğafilun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır.

Kaynakta 5–6. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

لَقَدْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَىٰٓ أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

lekad hakkal kavlu ala ekserihim fe hum la yu'minun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar.

إِنَّا جَعَلْنَا فِىٓ أَعْنَـٰقِهِمْ أَغْلَـٰلًا فَهِىَ إِلَى ٱلْأَذْقَانِ فَهُم مُّقْمَحُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nna cealna fi a'nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fe hum mukmehun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir, bunun için başları yukarı kalkıktır.

وَجَعَلْنَا مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَـٰهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve cealna min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden fe ağşeynahum fe hum la yubsırun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.

وَسَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكْرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحْمَـٰنَ بِٱلْغَيْبِ ۖ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَأَجْرٍ كَرِيمٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnema tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmane bil ğayb fe beşşirhu bi mağfiretin ve ecrin kerim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sen ancak, Kuran'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe verilecek bir ecirle müjdele.

إِنَّا نَحْنُ نُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا۟ وَءَاثَـٰرَهُمْ ۚ وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَـٰهُ فِىٓ إِمَامٍ مُّبِينٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nna nahnu nuhyil mevta ve nektubu ma kaddemu ve asarehum ve kulle şey'in ahsaynahu fi imamin mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan Biziz; herşeyi, apaçık bir kitabda saymışızdır.

وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا أَصْحَـٰبَ ٱلْقَرْيَةِ إِذْ جَآءَهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vadrıb lehum meselen ashabel karyeh iz cae hel murselun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnsanlara, halkına elçiler gelen şehri mesel olarak anlat:

إِذْ أَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُوٓا۟ إِنَّآ إِلَيْكُم مُّرْسَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇z erselna ileyhimusneyni fe kezzebuhuma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileykum murselun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara iki elçi göndermiştik; onu yalanladıkları için üçüncü biriyle desteklemiştik. Onlar: "Biz size gönderildik" demişlerdi.

قَالُوا۟ مَآ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحْمَـٰنُ مِن شَىْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا تَكْذِبُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu ma entum illa beşerun misluna ve ma enzeler rahmanu min şey'in in entum illa tekzibun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir şey indirmemiştir. Sadece yalan söylüyorsunuz" dediler.

قَالُوا۟ رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّآ إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu rabbuna ya'lemu inna ileykum le murselun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi.

Kaynakta 16–17. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَمَا عَلَيْنَآ إِلَّا ٱلْبَلَـٰغُ ٱلْمُبِينُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma aleyna illel belağul mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi.

Kaynakta 16–17. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قَالُوٓا۟ إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ ۖ لَئِن لَّمْ تَنتَهُوا۟ لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu inna tetayyerna bi kum le in lem tentehu le nercumennekum ve le yemessennekum minna azabun elim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler.

قَالُوا۟ طَـٰٓئِرُكُم مَّعَكُمْ ۚ أَئِن ذُكِّرْتُم ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu tairikum meakum e in zukkirtum bel entum kavmun musrifun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Elçiler: "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi? Hayır; siz, aşırı giden bir milletsiniz" demişlerdi.

وَجَآءَ مِنْ أَقْصَا ٱلْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعَىٰ قَالَ يَـٰقَوْمِ ٱتَّبِعُوا۟ ٱلْمُرْسَلِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve cae min aksal medineti raculun yes'a kale ya kavmittebiul murselin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam gelmiş ve şöyle demişti: "Ey Milletim! Gönderilen elçilere uyun."

ٱتَّبِعُوا۟ مَن لَّا يَسْـَٔلُكُمْ أَجْرًا وَهُم مُّهْتَدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇ttebiu men la yes'elukum ecren ve hum muhtedun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar."

وَمَا لِىَ لَآ أَعْبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma liye la a'budullezi fatarani ve ileyhi turceun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döneceksiniz."

ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً إِن يُرِدْنِ ٱلرَّحْمَـٰنُ بِضُرٍّ لَّا تُغْنِ عَنِّى شَفَـٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنقِذُونِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e ettehızu min dunihi aliheten in yuridnir rahmanu bi durrin la tuğni anni şefaatuhum şey'en ve la yunkızun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"O'nu bırakıp da tanrılar edinir miyim? Eğer Rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse, o tanrıların şefaati bana fayda vermez, beni kurtaramazlar."

إِنِّىٓ إِذًا لَّفِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nni izen le fi dalalin mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Doğrusu o takdirde apaçık bir sapıklık içinde olurum."

إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمْ فَٱسْمَعُونِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nni amentu bi rabbikum fesmeun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Şüphesiz ben Rabbinize inandım, beni dinleyin."

قِيلَ ٱدْخُلِ ٱلْجَنَّةَ ۖ قَالَ يَـٰلَيْتَ قَوْمِى يَعْلَمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kiled hulil cenneh kale ya leyte kavmi ya'lemun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti.

Kaynakta 26–27. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُكْرَمِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

bima ğafere li rabbi ve cealeni minel mukremin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti.

Kaynakta 26–27. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

۞ وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِن جُندٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma enzelna ala kavmihi min ba'dihi min cundin mines semai ve ma kunna munzilin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler.

Kaynakta 28–29. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمْ خَـٰمِدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇n kanet illa sayhaten vahıdetenfe iza hum hamidun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler.

Kaynakta 28–29. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

يَـٰحَسْرَةً عَلَى ٱلْعِبَادِ ۚ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ya hasreten alel ıbad ma ye'tihim min resulin illa kanu bihi yestehziun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı.

أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e lem yerev kem ehlekna kablehum minel kuruni ennehum ileyhim la yerciun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi, onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi?

وَإِن كُلٌّ لَّمَّا جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve in kullun lemma cemiun ledeyna muhdarun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Hepsi huzurumuza getirileceklerdir.

وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلْأَرْضُ ٱلْمَيْتَةُ أَحْيَيْنَـٰهَا وَأَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ayetun lehumul ardul meyteh ahyeynaha ve ahrecna minha habben fe minhu ye'kulun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler.

وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّـٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَـٰبٍ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنَ ٱلْعُيُونِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve cealna fiha cennatin min nahilin ve a'nabin ve feccerna fiha minel uyun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ederiz, aralarında pınarlar fışkırtırız.

لِيَأْكُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ ۖ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

li ye'kulu min semerihi ve ma amilethu eydihim e fe la yeşkurun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onun ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler; şükretmezler mi?

سُبْحَـٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلْأَرْضُ وَمِنْ أَنفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

subhanellezi halakal ezvace kulleha mimma tunbitulardu ve min enfusihim ve mimma la ya'lemun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir.

وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلَّيْلُ نَسْلَخُ مِنْهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظْلِمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ayetun lehumul leyl neslehu minhun nehare fe iza hum muzlimun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara bir delil de gecedir; gündüzü ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler.

وَٱلشَّمْسُ تَجْرِى لِمُسْتَقَرٍّ لَّهَا ۚ ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

veş şemsu tecri li mustekarrin leha zalike takdirul azizil alim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu, güçlü ve bilgin olan Allah'ın kanunudur.

وَٱلْقَمَرَ قَدَّرْنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلْعُرْجُونِ ٱلْقَدِيمِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vel kamere kaddernahu menazile hatta adekel urcunil kadim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir.

لَا ٱلشَّمْسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدْرِكَ ٱلْقَمَرَ وَلَا ٱلَّيْلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِ ۚ وَكُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

leş şemsu yenbeği leha en tudrikel kamere ve lel leylu sabikun nehar ve kullun fi felekin yesbehun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Aya erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler.

وَءَايَةٌ لَّهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ayetun lehum enna hamelna zurriyyetehum fil fulkil meşhun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır.

Kaynakta 41–42. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَخَلَقْنَا لَهُم مِّن مِّثْلِهِۦ مَا يَرْكَبُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve halakna lehum min mislihi ma yerkebun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır.

Kaynakta 41–42. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَإِن نَّشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنقَذُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve in neşe' nuğrıkhum fe la sariha lehum ve la hum yunkazun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Dilesek, onları suda boğardık; ne yardımlarına koşan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirlerdi.

إِلَّا رَحْمَةً مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇lla rahmeten minna ve metaan ila hin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık.

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُوا۟ مَا بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve iza kile lehumutteku ma beyne eydikum ve ma halfekum leallekum turhamun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara: "Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki acınırsınız" dendiği zaman yüz çevirirler.

وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَـٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma te'tihim min ayetin min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep yüz çeviregelmişlerdi.

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنُطْعِمُ مَن لَّوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطْعَمَهُۥٓ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve iza kile lehum enfiku mimma rezakakumullahu kalellezine keferu lillezine amenu e nut'imu men lev yeşaullahu at'ameh in entum illa fi dalalin mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin" denince inkar edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler.

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadikin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler.

مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ma yenzurune illa sayhaten vahıdeten te'huzuhum ve hum yahıssımun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler.

فَلَا يَسْتَطِيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَآ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe la yestetiune tavsiyeten ve la ila ehlihim yerciun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

O zaman, artık ne vasiyet edebilirler ne de ailelerine dönebilirler.

وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلْأَجْدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يَنسِلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve nufiha fis suri fe iza hum minel ecdasi ila rabbihim yensilun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Sura üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar.

قَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرْقَدِنَا ۜ ۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلْمُرْسَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kalu ya veylena men beasena min merkadina haza ma vaader rahmanuve sadakal murselun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

"Vah halimize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler. Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi" denir.

إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمْ جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇n kanet illa sayhaten vahıdeten fe iza hum cemiun ledeyna muhdarun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur.

فَٱلْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَلَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fel yevme la tuzlemu nefsun şey'en ve la tuczevne illa ma kuntum ta'melun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Artık bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz. İşlediklerinizden başkasıyla karşılık görmezsiniz.

إِنَّ أَصْحَـٰبَ ٱلْجَنَّةِ ٱلْيَوْمَ فِى شُغُلٍ فَـٰكِهُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nne ashabel cennetil yevme fi şuğulin fakihun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler.

هُمْ وَأَزْوَٰجُهُمْ فِى ظِلَـٰلٍ عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

hum ve ezvacuhum fi zılalin alel eraiki muttekiun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır.

لَهُمْ فِيهَا فَـٰكِهَةٌ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

lehum fiha fakihetun ve lehum ma yeddeun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır.

سَلَـٰمٌ قَوْلًا مِّن رَّبٍّ رَّحِيمٍ

TÜRKÇE OKUNUŞU

selamun kavlen min rabbin rahim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır.

وَٱمْتَـٰزُوا۟ ٱلْيَوْمَ أَيُّهَا ٱلْمُجْرِمُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vemtazul yevme eyyuhel mucrimun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi?

Kaynakta 59–61. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

۞ أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَـٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا۟ ٱلشَّيْطَـٰنَ ۖ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e lem a'had ileykum ya beni ademe en la ta'buduş şeytan innehu lekum aduvvun mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi?

Kaynakta 59–61. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَأَنِ ٱعْبُدُونِى ۚ هَـٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve eni'buduni haza sıratun mustekim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi?

Kaynakta 59–61. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا ۖ أَفَلَمْ تَكُونُوا۟ تَعْقِلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lekad edalle minkum cibillen kesira e fe lem tekunu ta'kılun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

And olsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıştı, akletmez miydiniz?

هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

hazihi cehennemulleti kuntum tuadun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte bu, size söz verilen cehennemdir.

ٱصْلَوْهَا ٱلْيَوْمَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

islevhel yevme bima kuntum tekfurun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bugün, inkarcılığınıza karşılık oraya girin.

ٱلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَىٰٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَآ أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

el yevme nahtimu ala efvahihim ve tukellimuna eydihim ve teşhedu erculuhum bima kanu yeksibun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İşte o gün ağızlarını mühürleriz, Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder.

وَلَوْ نَشَآءُ لَطَمَسْنَا عَلَىٰٓ أَعْيُنِهِمْ فَٱسْتَبَقُوا۟ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبْصِرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lev neşau le tamesna ala a'yunihim festebekus sırata fe enna yubsırun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Dilesek, gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi?

وَلَوْ نَشَآءُ لَمَسَخْنَـٰهُمْ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمْ فَمَا ٱسْتَطَـٰعُوا۟ مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lev neşau le mesahnahum ala mekanetihim fe mastetau mudiyyen ve la yerciun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Dilesek, onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler ve ne de geri dönebilirlerdi.

وَمَن نُّعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِى ٱلْخَلْقِ ۖ أَفَلَا يَعْقِلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve men nuammirhu nunekkishu fil halk e fe la ya'kılun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Uzun ömürlü yaptığımızın hilkatini tersine çevirmişizdir. Akletmezler mi?

وَمَا عَلَّمْنَـٰهُ ٱلشِّعْرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُۥٓ ۚ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْءَانٌ مُّبِينٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve ma allemnahuş şi're ve ma yenbaği leh in huve illa zikrun ve kur'anun mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kuran'dır.

لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

li yunzire men kane hayyen ve yehıkkal kavlu alel kafirin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkarcıların aleyhine çıksın.

أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا خَلَقْنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتْ أَيْدِينَآ أَنْعَـٰمًا فَهُمْ لَهَا مَـٰلِكُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e ve lem yerev enna halakna lehum mimma amilet eydina en'amen fe hum leha malikun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Kudretimizle kendileri için hayvanlar yarattığımızı görmezler mi? Onlara sahip olmaktadırlar.

وَذَلَّلْنَـٰهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve zellelnaha lehum fe minha rakubuhum ve minha ye'kulun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onları kendilerinin buyruğuna verdik; bindikleri de, etini yedikleri de vardır.

وَلَهُمْ فِيهَا مَنَـٰفِعُ وَمَشَارِبُ ۖ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve lehum fiha menafiu ve meşarib e fe la yeşkurun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Onlarda daha nice faydalar, içecekler vardır; şükretmezler mi?

وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةً لَّعَلَّهُمْ يُنصَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

vettehazu min dunillahi aliheten leallehum yunsarun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Allah'ı bırakıp da, kendilerine yardımı dokunur diye, başka tanrılar edindiler.

لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَهُمْ وَهُمْ لَهُمْ جُندٌ مُّحْضَرُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

la yestetiune nasrahum ve hum lehum cundun muhdarun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Oysa onlar yardım edemezler, ancak kendileri o tanrılara koruyuculuk için nöbet beklerler.

فَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ ۘ إِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe la yahzunke kavluhum inna na'lemu ma yusirrune ve ma yu'linun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bunların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da şüphesiz biliriz.

أَوَلَمْ يَرَ ٱلْإِنسَـٰنُ أَنَّا خَلَقْنَـٰهُ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e ve lem yerel insanu enna halaknahu min nutfetin fe iza huve hasimun mubin

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar?

Kaynakta 77–78. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِىَ خَلْقَهُۥ ۖ قَالَ مَن يُحْىِ ٱلْعِظَـٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ve darebe lena meselen ve nesiye halkah kale men yuhyil izame ve hiye remim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar?

Kaynakta 77–78. ayetlerde aynı meal yer alır; tek ayete özgü çeviri olarak değerlendirilmemelidir.

قُلْ يُحْيِيهَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ ۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ

TÜRKÇE OKUNUŞU

kul yuhyihellezi enşeeha evvele merreh ve huve bi kulli halkın alim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı bilendir."

ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلْأَخْضَرِ نَارًا فَإِذَآ أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

ellezi ceale lekum mineş şeceril ahdarinaren fe iza entum minhu tukıdun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır. Ondan ateş yakarsınız.

أَوَلَيْسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُم ۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلْخَلَّـٰقُ ٱلْعَلِيمُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

e ve leysellezi halakas semavati vel arda bi kadirin ala en yahluka mislehum bela ve huvel hallakul alim

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; çünkü O, yaratan ve bilendir.

إِنَّمَآ أَمْرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيْـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

TÜRKÇE OKUNUŞU

i̇nnema emruhu iza erade şey'en en yekule lehu kun fe yekun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Bir şeyi dilediği zaman, O'nun buyruğu sadece, o şeye "Ol" demektir, hemen olur.

فَسُبْحَـٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

TÜRKÇE OKUNUŞU

fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey'in ve ileyhi turceun

DİYANET İŞLERİ MEALİ · Tanzil kopyası, 27.12.2011

Her şeyin hükümranlığı elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah münezzehtir.

OKUYUCU NOTLARI

Yorumlar ve cevaplar

Yorumlar kaynak metnin parçası değildir. Adınız ve yorumunuz, yönetici onayından sonra herkese açık görünür. Kişisel iletişim bilgisi paylaşmayın.

Henüz onaylanmış yorum yok.

BİR AYET, BİR HATIRLATMA

Ayetini paylaş

Gizlilik tercihlerin

Siteyi okumak için istatistik veya reklam izni vermen gerekmez.

Bu seçim dini içerik okuma etkinliklerini kapsar. Yerel sayaçlarda IP adresin saklanmaz. Kayıtlar en fazla 90 gün tutulur. Reklam izinleri varsa sertifikalı CMP üzerinden ayrıca yönetilir.

Gizlilik ve çerezler